Pazartesi, Ağustos 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İYİYİM AMA MUTSUZUM

“Bir arkadaşınız size ‘Nasılsın?’ diye sorduğunda otomatik olarak ‘İyiyim’ diyorsunuz değil mi? İşinize gidiyorsunuz, arkadaşlarınızla buluşuyorsunuz, hatta sevdiğiniz yemekleri yiyorsunuz. Dışarıdan bakınca her şey normal görünüyor. Ama içinizde bir yerlerde geçmeyen bir mutsuzluk, bir boşluk hissi var. İşte Güney Koreli yazar Baek Sehee, Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum kitabında tam olarak bu hissi anlatıyor. Bu yazıda hem hayata devam edip hem de içten içe nasıl mutsuz olabildiğimizi ve bu gizli yorgunlukla nasıl baş edebileceğimizi konuşacağız.

Küçük Şeylerden Mutluluk Aramak

Kitabın yazarı Baek Sehee, acı çektiği ve her şeyden vazgeçmek istediği anlarda bile en sevdiği yemek olan tteokbokki’yi yemek istiyor. Bu durum ilk başta kulağa tuhaf gelebilir. “İnsan ölmek isterken nasıl yemek düşünebilir?” diye sorabilirsiniz. Ancak insan psikolojisi tam olarak böyle çalışır. En karanlık anlarımızda bile bizi hayata bağlayan, tamamen yok olmamızı engelleyen küçük ipler vardır. Bu bazen çok sevdiğimiz bir şarkı, bazen evcil hayvanımızın sıcaklığı, bazen de canımızın çektiği o acılı yemek olur. Büyük mutluluklar peşinde koşarken çoğunlukla yoruluruz; oysa bizi asıl kurtaran şey, günün sonunda sığındığımız bu küçük ve basit alışkanlıklardır.

Yazar da bize aslında şunu hatırlatıyor: Tamamen iyi hissetmek zorunda değiliz, bizi o gün hayatta tutacak küçük bir neden bulmamız bile yeterli.

Kitaptaki psikiyatristin yazara verdiği en önemli tavsiye aslında hepimiz için geçerli: “Kendine karşı bu kadar acımasız olma.” Çoğumuz en küçük bir hatada kendimizi acımasızca eleştiriyoruz. Oysa çok sevdiğimiz bir arkadaşımız üzgün olduğunda ona destek olur, şefkat gösteririz. Kendimize gelince ise adeta bir düşman gibi davranıyoruz. Doktor, yazarın içini şu sözlerle rahatlatıyor; her zaman mükemmel, güçlü ya da neşeli olmak zorunda değiliz. Bazen sadece durmak, yorulduğumuzu kabul etmek ve kendimize bir dost gibi sarılmak gerekir.

İçimizdeki Casus

‘Ölmek istiyorum ama tteokbokki de yemek istiyorum’ kitabında yazarın kendi içine döndüğü ve kendini acımasızca yargılamayı bırakmadığı bir diğer bölüm; kendini sürekli yargıladığı hataları hep kendinde bulduğu bölümdür.

Kimdir içimizdeki casus, kendini sürekli gözetleme ve yargılama hastalığı. Kimi zaman bunu fark etmeden yaparız. Kimi zaman bile isteye yaparız. Küçük anlarda veya bir arkadaş sohbetinde bile mutluluğu arayabilecekken insanın peşini bırakmayan bir gölge vardır: Kendi zihninin yarattığı o görünmez müfettiş. Günümüz insanı, sadece dış dünyanın gözlemine değil, asıl kendi içine yerleştirdiği ve 7/24 kayıt yapan bir iç güvenlik kamerasına yakalanır. Baek Sehee’nin (kitabın yazarı) terapistle yaptığı seanslarda dürüstçe itiraf ettiği bu durum, aslında çoğumuzun sosyal hayatta giydiği o ağır zırhın ve sonrasındaki zihinsel yorgunluğun ana sebebidir.

Bir kafeden, iş toplantısından ya da arkadaş ortamından ayrıldığınız anı düşünün. Eve dönerken zihninizde o sahneler yeniden oynatılmaya başlar: “Acaba orada ne demek istedim?”, “Gülüşüm yapay mı durdu?”, “Yanlış bir kelime mi kullandım?”, “Beni yetersiz buldular mı?” İşte bu soruları fısıldayan, içimizdeki o acımasız casustur. Kendimize kendi penceremizden bakmayı bırakıp, sürekli dışarıdaki hayali bir izleyicinin gözünden kendimizi puanlamaya başlarız. Bu sürekli gözetim hali, insanı kendi hayatının öznesi olmaktan çıkarıp, kendi performansını izleyen kaygılı bir seyirciye dönüştürür.

Maskeli Depresyon ve “İyi Görünme” Çabası

Günlük yaşantının getirdiği rutin koşuşturma içerisinde çoğu insan, maskelerle dolaşır. Duygularımızı, gerçek ruh halimizi saklayarak günü tamamlamaya çalıştığımız zamanlar kendimiz olduğumuz zamanlardan daha fazladır.

Etrafımızdaki insanlara sürekli “her şey yolunda” imajı çizmeye çalışmak bizi içten içe tüketen en büyük şeylerden biridir. Kitapta da gördüğümüz gibi, yazar dışarıdan bakıldığında işini yapan, normal yaşayan biridir; yani “iyi görünür”. Ancak bu iyi görünme çabası aslında ağır bir maskedir. Toplum bize sürekli güçlü olmamızı, başarılı olmamızı ve her zaman gülümsememizi fısıldar. Biz de bu beklentiyi karşılamak için içimizdeki mutsuzluğu saklar, maskemizi takar ve rol yaparız. Buna psikolojide “maskeli depresyon” deniyor. Bu durumda insan acı çekmediği için değil, acısını başkalarına göstermekten veya güçsüz görünmekten korktuğu için susar. Sonunda ise kendi yalanımıza kendimiz inanmaya başlar, aynaya baktığımızda gördüğümüz o mutsuz insanı tanıyamaz hale geliriz.

Sonuç

Baek Sehee’nin Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum kitabından yola çıkan bu makale, “iyiyim” diyerek mutsuzluğu maskeleyen yüksek işlevsel depresyon durumunu inceliyor. Kendine acımasız davranmayı bırakmak, küçük mutluluklara tutunmak ve profesyonel destek almanın bu gizli yorgunlukla baş etmede anahtar olduğu vurgulanıyor.

Asya Yıldız
Asya Yıldız
Ben Asya Yıldız, Fırat Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünden 2023 yılında mezun oldum. 2024 Aralık ayında MEB onaylı Aile Danışmanlığı sertifikamı aldım ve şu anda aile, çift ve iletişim konularında online olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Psikolojiye olan ilgim, insanı anlamaya ve ilişkilerdeki dinamikleri çözümlemeye duyduğum meraktan geliyor. Ayrıca Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve psikoloji alanı ile ilgili seminerlerine katılımlar sağlayıp eğitimlerimi sürdürerek kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar