Filmlerde ve dizilerde bolca karşımıza çıkan bir durumdur ilk görüşte aşk. Kalabalığın içinde göz göze gelen iki insan, bir anda birbirlerine bakakalırlar ve o an sanki zaman durur. Peki gerçekten birkaç saniye içinde aşık olmak mümkün müdür? Yoksa hissettiğimiz şey aşk değil de güçlü bir çekim midir?
İlk Görüşte Beynimiz Ne Yapıyor?
İnsan beyni biri ile karşılaştığında, milisaniyeler içinde bazı değerlendirmeler yapar. Yüz simetrisi, mimikler, beden dili, ses tonu, koku, fiziksel çekicilik, benzerlik… Bu değerlendirme sürecinde kişi hakkında güvenilirlik, samimiyet ve çekicilik gibi ilk izlenimler oluşmaya başlar. Fakat araştırmalara göre bunlar tek başına aşkın oluştuğu anlamına gelmez; daha çok beynimizin karşısındaki kişiyi tanımaya yönelik ilk adımları olduğu anlamına gelir.
İlk Görüş ve Sternberg’in Üçgen Aşk Kuramı
Birini ilk kez gördüğümüzde beynimiz, yüz ifadesi, beden dili ve fiziksel çekicilik gibi ipuçlarını saniyeler içinde değerlendirerek güçlü bir ilk izlenim oluşturur. Ancak Robert Sternberg’in Üçgen Aşk Kuramı’na göre aşk; yakınlık, bağlılık ve tutkudan oluşur. İlk karşılaşmada yalnızca tutku hissedilebilir ama güven ve yakınlık zamanla gelişir. Bu yüzden ilk görüşte hissedilen duygu, çoğu zaman aşk değil, güçlü bir romantik fiziksel çekim olarak değerlendirilir.
Halo Etkisi
İlk görüşte aşk hissini açıklayan kavramlardan biri de Halo Etkisi (Halo Effect)’dir. Bu kavrama göre bir kişinin tek bir olumlu özelliği (örneğin fiziksel çekiciliği) onun diğer özelliklerini de olumlu algılamamıza neden olabilir. Bu yüzden çekici bulduğumuz biri bize daha nazik, daha zeki, daha başarılı ve daha güvenilir gelebilir. Onu daha tanımadan, bir olumlu özelliğine göre diğer özelliklerini de olumlu gibi değerlendirebiliriz. Yani aslında ilk anda hissettiğimiz yoğun etki bazen karşımızdaki kişiyi gerçekten tanımaktan çok, zihnimizin oluşturduğu olumlu izlenimden kaynaklanabilir.
Peki neden bazı insanlar ilk görüşte aşık olduğunu söylüyor? Bunlara rağmen birçok insan, partnerini ilk gördüğü anda aşık olduğunu ifade ediyor. Aslında bunun temel nedeni, hafızamızın geçmiş deneyimleri zamanla yeniden şekillendirmesidir. Özellikle uzun ve mutlu ilişkilerde insanlar, ilişkinin başlangıcını olduğundan daha romantik hatırlayabilir. Yani ilk anda hissedilen güçlü çekim, zamanla yaşanan sevgi ve bağlılıkla birleşerek “ilk görüşte aşktı” şeklinde yorumlanabilir.
Filmler, diziler ve romantik hikayeler de ilk görüşte aşkı kader gibi anlatıyor. Fakat psikoloji, bu deneyime daha farklı bir şekilde yaklaşıyor. Birini ilk defa gördüğümüzde güçlü bir çekim hissetmemiz mümkündür; ancak bilimsel araştırmalar, aşkın yalnızca o ilk ana indirgenemeyecek kadar karmaşık bir duygu olduğunu göstermektedir. Birini ilk kez görmenin dışında o kişiye karşı duyduğumuz güven, yakınlık, bağlılık ve o kişiyle olan ortak deneyimlerimiz zaman içinde gelişip şekillenirken, ilk karşılaşmada yaşanan yoğun heyecan çoğu zaman aslında bu sürecin sadece başlangıcıdır.


