Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ebeveyn Kavgalarının Çocuğun İç Dünyasındaki Sessiz Yankıları

Ev, bir çocuğun dünyayı tanıdığı ilk yer. Güvenin, bağlılığın, sevginin ilk kez deneyimlendiği; aynı zamanda kaygının, belirsizliğin ve korkunun da ilk filizlenebileceği alan. Bu yüzden ebeveynler arasındaki ilişki, yalnızca iki yetişkinin meselesi olmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Özellikle de çatışmalar söz konusu olduğunda…

Yakın zaman da sık sık karşılaştığım durumlardan biri, ebeveynlerin kendi aralarındaki tartışmaların çocuklar üzerindeki etkisini ya fark etmemesi ya da etkisini olduğundan çok daha küçük görmesidir. “Biz onun yanında kavga etmiyoruz”, “O anlamaz daha küçük”, “Biz barışıyoruz zaten” gibi ifadeler oldukça yaygındır. Ancak çocukların duygusal dünyası, çoğu zaman söylenenlerden çok hissedilenleri kaydeder.

Çocuklar Kavganın Tam Ortasında Olmasa da İçindedir

Bir seansımda, 9 yaşında bir çocuk danışanım vardı. Seansın başında oldukça neşeliydi, ancak oyun sırasında bir anda iki karakteri birbirine bağırtırken buldum onu. Ses tonu değişti, yüz ifadesi sertleşti. Oyunu durdurmadım, sadece eşlik ettim. Bir süre sonra “Bunlar hep kavga ediyor, hiç susmuyorlar” dedi. Ardından çok kısa bir sessizlik ve hemen konuyu değiştirdi.

Çocuklar çoğu zaman yaşadıklarını doğrudan anlatmazlar. Ama oyunlarında, çizimlerinde, davranışlarında bize çok şey söylerler. Bu çocuk, ebeveynlerinin tartışmalarına birebir tanık olup olmadığını söylemedi. Ama duyguyu taşıyordu: gerginlik, huzursuzluk ve süreklilik hissi.

Çocuklar için önemli olan yalnızca kavganın olup olmaması değildir; kavganın tonu, süresi, sıklığı ve ardından ne olduğu da belirleyicidir. Sürekli tekrarlayan, çözümsüz kalan ya da yoğun duygular içeren tartışmalar, çocukta dünyaya dair güven algısını sarsabilir.

Güvenli Bağlanma ve Tehdit Algısı

Gelişimsel açıdan baktığımızda, çocukların sağlıklı bir psikolojik yapı geliştirebilmesi için “güvenli bağlanma” temel bir ihtiyaçtır. Ancak ebeveynler arasındaki sık ve yoğun çatışmalar, bu güvenli alanı tehdit eder.

Bir başka danışanım, 7 yaşında bir kız çocuğuydu. Annesi, “Son zamanlarda çok korkak oldu, gece yalnız yatmak istemiyor” diyerek getirmişti. Görüşmeler ilerledikçe, evde sık sık yüksek sesli tartışmalar yaşandığını öğrendim. Çocuk, bu tartışmalar sırasında odasına gidiyor ama kulaklarını kapatsa bile sesleri duyduğunu söylüyordu.

Bir seans sırasında bana şöyle dedi: “Annemle babam kavga edince sanki ev yıkılacak gibi oluyor.”

Bu cümle, çocukların yaşadığı duygunun çok net bir ifadesi. Onlar için ebeveynler, dünyanın düzenini temsil eder. Ebeveynler arasındaki çatışma, yalnızca bir anlaşmazlık değil; aynı zamanda “dünya güvensiz bir yer olabilir” mesajıdır.

Kendini Suçlama ve İçselleştirme

Çocukların bilişsel yapısı, özellikle erken yaşlarda, olayları kendileriyle ilişkilendirmeye oldukça yatkındır. Bu nedenle ebeveyn kavgalarının en sık görülen etkilerinden biri, çocuğun kendini suçlamasıdır.

10 yaşındaki bir danışanım, anne babasının sık sık tartıştığını ve çoğu zaman bu tartışmaların kendi okul başarısıyla ilgili olduğunu düşünüyordu. Bana şöyle demişti: “Eğer daha iyi not alsaydım kavga etmezlerdi.”

Bu düşünce, dışarıdan bakıldığında irrasyonel görünebilir. Ancak çocuk için oldukça anlamlıdır. Çünkü kontrol edemediği bir durumu anlamlandırmanın en kolay yolu, kendini merkeze koymaktır. Bu da zamanla suçluluk duygusunu, değersizlik hissini ve hatta performans kaygısını beraberinde getirir.

Duygusal Düzenleme Becerilerinin Zedelenmesi

Ebeveynler, çocuklar için birer modeldir. Çatışma anlarında nasıl tepki verdikleri, duygularını nasıl ifade ettikleri, çözüm yolları üretip üretmedikleri; çocuğun kendi duygusal düzenleme becerilerini doğrudan etkiler.

Bir ergen danışanım, öfke kontrolüyle ilgili zorlanmalar yaşıyordu. Küçük bir tartışmada bile hızla yükseliyor, ardından yoğun bir pişmanlık hissediyordu. Aile öyküsünü konuştuğumuzda, evde öfkenin oldukça yoğun ve kontrolsüz ifade edildiği bir ortamda büyüdüğünü öğrendim.

Çocuklar, duyguların nasıl yaşanacağını ebeveynlerinden öğrenir. Eğer evde öfke bağırarak, suçlayarak, kırarak ifade ediliyorsa; çocuk için bu, “normal” hale gelir. Aynı şekilde, duyguların bastırıldığı ya da yok sayıldığı bir ortamda büyüyen çocuklar da kendi duygularını tanımakta ve ifade etmekte zorlanabilir.

Sessizlik De Bir Mesajdır

Bazı ebeveynler, çocuklarının yanında tartışmaktan kaçınmak adına duygularını tamamen bastırmayı tercih eder. Ancak bu da farklı bir sorun alanı yaratabilir. Çünkü çocuklar yalnızca söylenenleri değil, söylenmeyenleri de hisseder.

Bir danışanım, “Evde hiç kavga yok ama herkes mutsuz gibi” demişti. Bu ifade, yüzeyde çatışmasız görünen ama duygusal olarak kopuk ilişkilerin çocuk üzerindeki etkisini gösteriyor.

Çocuklar için sağlıklı olan, çatışmanın hiç olmaması değil; çatışmanın nasıl yaşandığıdır. Yapıcı, saygılı ve çözüme yönelik çatışmalar, çocuk için öğretici bile olabilir. Ancak bastırılan, yok sayılan ya da patlayıcı şekilde ortaya çıkan çatışmalar, çocukta belirsizlik ve kaygı yaratır.

Ne Yapılabilir?

Ebeveyn çatışmalarını tamamen ortadan kaldırmak gerçekçi bir hedef değildir. Ancak bu çatışmaların çocuk üzerindeki etkisini azaltmak mümkündür.

Öncelikle, tartışmaların mümkün olduğunca çocukların yanında yaşanmaması önemlidir. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda, tartışma sonrasında çocukla kısa bir açıklama yapmak oldukça değerlidir. “Biraz tartıştık ama bu seninle ilgili değil” gibi basit bir cümle bile çocuğun kendini suçlamasını önleyebilir.

Ayrıca, çatışmanın ardından bir “onarım” sürecinin olması da önemlidir. Çocuk, ebeveynlerin yalnızca kavga ettiğini değil, aynı zamanda barışabildiğini de görmelidir. Bu, ilişkilerin sürdürülebilir olduğu mesajını verir.

Son olarak, ebeveynlerin kendi duygusal farkındalıklarını artırmaları kritik bir noktadır. Kendi öfkesini, kaygısını, kırgınlığını tanıyabilen ve düzenleyebilen bir ebeveyn, çocuğuna da bunu öğretir.

Kısaca ebeveynler arasındaki ilişki, çocuğun iç dünyasında derin izler bırakır. Bu izler her zaman görünür olmayabilir; bazen bir oyunun içinde, bazen bir cümlenin arasında, bazen de yalnızca bir sessizlikte kendini gösterir.

Çocuklar, evin içinde yaşananları yalnızca izleyen değil, hisseden ve anlamlandırmaya çalışan küçük bireylerdir. Bu nedenle her tartışma, onların dünyasında bir karşılık bulur.

Belki de en önemli soru şu: “Biz tartışırken, çocuğumuz bunu nasıl yaşıyor?”

Hande Aksoy
Hande Aksoy
Hande Aksoy, psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra insan zihnini ve davranışlarını anlamaya yönelik çeşitli alanlarda çalışmalar yürütmüştür. Bilişsel Davranışçı Terapi, çocuk psikolojisi ve ilişki dinamikleri üzerine eğitimler almış; çocuk, ergen ve yetişkinlerle farklı yaş gruplarına yönelik deneyimler edinmiştir. Psikolojiyi yaşamın her alanına temas eden bir rehber olarak gören Hande, bireylerin içsel dünyalarını keşfetmelerine ve psikolojik iyi oluşlarını desteklemelerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Mesleki gelişimini eğitim ve süpervizyonlarla sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar