Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklarda Yas Süreci: Küçük Kalplerin Büyük Kayıplarla Baş Etme Yolculuğu

Yas, çoğu zaman yetişkinlere ait bir deneyim gibi düşünülse de, çocuklar da kayıp karşısında derin ve karmaşık duygular yaşarlar. Bir psikolojik danışman olarak sahada en sık gözlemlediğim durumlardan biri, çocukların yasının görünmez kılınmasıdır. Çocuk ağlamıyorsa “etkilenmediği” düşünülür ya da oyun oynuyorsa “unuttuğu” varsayılır. Oysa çocukların yas süreci, yetişkinlerden farklı ilerler ve bu fark çoğu zaman yanlış anlaşılmalara yol açar. Çocukların iç dünyasını anlamak, onların iyileşme sürecine eşlik edebilmek için ilk ve en önemli adımdır.

Çocuklar Ölümü Nasıl Anlar?

Çocukların ölüm kavramını algılayışı, bilişsel gelişim düzeylerine göre değişir. Okul öncesi dönemdeki çocuklar için ölüm çoğu zaman geçici bir ayrılık gibi algılanır. Kaybettikleri kişinin geri döneceğini düşünebilir, hatta onu bekleyebilirler. Bu noktada yetişkinlerin kullandığı dil kritik bir rol oynar. “Uyudu”, “uzaklara gitti” gibi soyut ifadeler, çocukta kafa karışıklığı yaratabilir ve hatta uykuya karşı korku geliştirmesine neden olabilir. Bunun yerine, ölümün geri dönüşü olmayan bir durum olduğu, ancak bunun sevginin sona erdiği anlamına gelmediği açık ve sade bir dille anlatılmalıdır. Bu açıklamalar çocuğun güven duygusunu korumasına yardımcı olur.

Yasın Davranışlara Yansıması

Yas sürecindeki çocuklar, duygularını çoğu zaman sözel olarak ifade edemezler. Bunun yerine davranışlarıyla mesaj verirler. Daha önce kazanılmış becerilerde gerileme, alt ıslatma, parmak emme, öfke nöbetleri ya da içe kapanma gibi tepkiler sıkça görülür. Bazı çocuklar ise aşırı hareketlilik ya da ilgisizlik gösterebilir. Bu davranışlar, çocuğun yaşadığı içsel karmaşanın bir yansımasıdır ve çoğu zaman bir “problem davranış” olarak etiketlenir. Oysa burada asıl ihtiyaç, çocuğun duygusunun görülmesi ve anlaşılmasıdır. Yargılamak yerine merak etmek, düzeltmeye çalışmak yerine anlamaya yönelmek, bu sürecin en sağlıklı yaklaşımıdır.

Oyun: Çocuğun Duygusal Dili

Çocuklar için oyun, yalnızca bir zaman geçirme aracı değil, aynı zamanda duygularını ifade ettikleri en güçlü alandır. Yas sürecindeki bir çocuk, yaşadığı kaybı oyunlarında yeniden canlandırabilir. Oyuncaklarla vedalaşma sahneleri kurabilir, kaybolan ya da geri gelmeyen karakterler yaratabilir. Bu oyunlar, çocuğun iç dünyasını anlamak için önemli ipuçları sunar. Psikolojik danışmanlık sürecinde oyun terapisi bu nedenle oldukça etkili bir yöntemdir. Yetişkinlerin bu süreçteki rolü, oyunu yönlendirmek değil, çocuğun duygularına alan açmaktır. “Bu oyunda ne oluyor?” gibi açık uçlu sorular, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır.

Ailenin Rolü ve Duygusal Yansımalar

Çocuklar, ebeveynlerinin duygusal durumlarını sandığımızdan çok daha derin bir şekilde hissederler. Aile içinde yaşanan yas, yalnızca bireysel değil aynı zamanda ortak bir deneyimdir. Ebeveynlerin duygularını tamamen bastırması ya da çocuğu korumak adına hiç üzülmüyormuş gibi davranması, çocukta kafa karışıklığı yaratabilir. Bunun yerine duyguların dengeli ve dürüst bir şekilde ifade edilmesi önemlidir. “Ben de üzgünüm ama birlikte bu süreci atlatacağız” gibi cümleler, çocuğa hem model olur hem de güven verir. Çocuk, duyguların konuşulabildiğini gördüğünde kendi duygularını ifade etme konusunda daha cesur olur.

Ritüellerin İyileştirici Gücü

Yas sürecinde ritüeller, kaybın somutlaştırılmasına ve anlamlandırılmasına yardımcı olur. Cenazeye katılım, bir anı defteri oluşturmak, kaybedilen kişiyle ilgili anıları paylaşmak ya da özel günlerde onu anmak gibi ritüeller, çocuğun duygusal bağını sağlıklı bir şekilde sürdürmesini destekler. Ancak her çocuk bu tür deneyimlere hazır olmayabilir. Bu nedenle çocuğun isteği ve duygusal hazırlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ona seçenek sunmak ve kararlarına saygı göstermek, kontrol duygusunu güçlendirir.

Her Çocuğun Yas Süreci Benzersizdir

Yas, her bireyde olduğu gibi her çocukta da farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı çocuklar duygularını açıkça ifade ederken, bazıları daha sessiz ve içe dönük bir süreç yaşayabilir. Bu noktada önemli olan, çocuğu belirli bir yas kalıbına sokmaya çalışmamaktır. “Artık üzülmemelisin” ya da “güçlü olmalısın” gibi ifadeler, çocuğun duygularını bastırmasına neden olabilir. Bunun yerine onun duygularını olduğu gibi kabul etmek ve yanında olmak gerekir. Bazen yalnızca dinlemek bile en büyük destek olabilir.

Yasla Büyümek ve Güçlenmek

Yas, zorlayıcı bir deneyim olsa da, doğru destekle çocukların duygusal gelişimine katkı sağlayabilir. Bu süreç, çocuklara empati kurmayı, duygularını tanımayı ve zor durumlarla baş etmeyi öğretir. Bir psikolojik danışman olarak en çok vurgulamak istediğim şey şudur: Çocuklar kayıplarını unutmazlar, ancak zamanla bu kayıpla yaşamayı öğrenirler. Bu öğrenme sürecinde en büyük ihtiyaçları, anlaşılmak, kabul edilmek ve yalnız olmadıklarını hissetmektir. Sevgi, sabır ve güvenli bağ dolu bir ortamda, çocuklar en zor duygularla bile baş edebilecek gücü geliştirebilirler.

Buse Sema Ün
Buse Sema Ün
Psikolojik Danışman Buse Sema Ün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünden başarıyla mezun olmuştur. Lisans eğitimi boyunca çeşitli okullarda staj yaparak alanıyla ilgili deneyim kazanmıştır. Lisans boyunca süpervizyon eşliğinde danışma süreçlerini yürütmüştür. Türk PDR Derneği’nden Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlamıştır. Yetişkin, çift, aile ve çocuklara danışma hizmeti vermektedir. Şu an bir özel eğitim kurumunda çalışmaktadır. Dijital bir edebiyat dergisinde toplum&psikoloji konuları üzerine yazılar kaleme almaktadır. Alanıyla ilgili kendini geliştirmeye devam eden yazar, bireylerin psikolojik iyi oluşunu güçlendirmek için içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar