Salı, Ağustos 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kusursuz Değil, Doğru Ebeveynlik

Ebeveynlik sadece bir çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı olmayan, onun kişilik gelişimini, sosyal ilişkilerini ve dünyayı algılama biçimini de etkileyen uzun bir süreçtir. Anne ve babaların çocukları için en iyisini istemesi elbette çok normaldir. Fakat bazen “en iyisini istemek”, kusursuz bir ebeveyn olma çabasına dönüşebiliyor. Özellikle günümüzde sosyal medyada gördüğümüz ideal aileler, bilinçli ebeveynlik önerileri ve mutlu çocuklar, ebeveynlerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına neden olabiliyor. Böyle bir ortamda anne ve babaların hata yapmaktan çekinmesi ve kendilerini yetersiz hissetmesi de mümkün.

Aslında ebeveynlikte kusursuz olmak diye bir şeyden bahsetmek çok gerçekçi değildir. Her çocuğun karakteri, ihtiyaçları ve olaylara verdiği tepkiler farklıdır. Ebeveynlerin de kendi çocukluklarından getirdikleri deneyimleri ve öğrendikleri davranış biçimleri vardır. Bu yüzden herkes için geçerli olan tek bir doğru ebeveynlik modeli olduğunu söylemek zor. Burada daha önemli olan şey, ebeveynin çocuğunu tanımaya çalışması ve onun ihtiyaçlarını fark edebilmesidir. Çocuğun ne hissettiğini, neden böyle davrandığını ve hangi durumlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışmak, ebeveyn-çocuk ilişkisi açısından oldukça önemlidir.

Doğru ebeveynlik denildiğinde akla gelen konulardan biri de sınır koymaktır. Çocuğu sevmek, onun her istediğini yapmak anlamına gelmez. Bazı ebeveynler çocukları üzülmesin diye sınır koymaktan kaçınabiliyor. Fakat sınırlar çocukların dünyayı anlamlandırmasına yardımcı olur. Çocuk hangi davranışın uygun olduğunu ve hangi davranışın sonucunda ne olabileceğini zamanla öğrenir. Burada önemli olan sınırın nasıl konulduğudur. Örneğin küçük bir çocuğun sobaya yaklaşmak istediğini düşünelim. Ona sadece “Sobaya yaklaşma, yasak.” demek çocuğun merakını daha da artırabilir. Çünkü çocuk neden yaklaşmaması gerektiğini bilmediğinde, yasak olan şeyi daha fazla merak edebilir. Bunun yerine “Sobaya dokunursan elin yanabilir, çünkü çok sıcak.” şeklinde bir açıklama yapmak daha anlaşılır olacaktır. Böylece çocuk sadece bir davranışın yasak olduğunu değil, neden yapılmaması gerektiğini de öğrenir. Bu nedenle sınır koyarken çocuğu korkutmak ya da cezalandırmak yerine, yaşına uygun bir açıklama yapmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Çocuğun duygularının kabul edilmesi de doğru ebeveynliğin önemli bir parçasıdır. Çocuklar bazen yetişkinlere küçük veya önemsiz gelen olaylara çok büyük tepkiler verebilir. Örneğin bir oyuncağının kırılması, arkadaşının onunla oynamaması veya istediği bir şeyin alınmaması çocuk için gerçekten üzücü olabilir. Yetişkin açısından basit görünen bir olayın çocuk için ne ifade ettiğini anlamaya çalışmak gerekir. “Bunda ağlayacak ne var?” veya “Abartıyorsun.” gibi cümleler çocuğun kendi duygularını önemsememesine neden olabilir. Bunun yerine çocuğun yaşadığı duyguyu fark etmek ve ona bunu ifade etmesi için alan açmak daha doğru olabilir. “Bunu çok istediğin için olmayınca üzülmüş olabilirsin.” demek, çocuğa hem duygusunun görüldüğünü hem de her istediğinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını gösterebilir.

Ebeveynlik sırasında hata yapmak da oldukça normaldir. Anne ve babaların her durumda sakin ve sabırlı olması beklenebilir fakat bunun her zaman mümkün olması gerçekçi değildir. Ebeveynlerin de stresli, yorgun veya zor bir gün geçirdiği zamanlar olabilir. Bazen çocukla iletişim sırasında sesini yükseltebilir veya daha sonra pişman olacağı bir şey söyleyebilir. Burada asıl önemli olan, yapılan hatadan sonra nasıl davranıldığıdır. Ebeveyn çocuğundan özür dileyebilir ve yaptığı davranışın doğru olmadığını kabul edebilir. Örneğin “Sana bağırdığım için özür dilerim, çok sinirlenmiştim ama sana böyle davranmam doğru değildi.” demek çocuğa önemli bir şey öğretir. Hata yapmanın insan olmanın bir parçası olduğunu ve gerektiğinde hatanın telafi edilebileceğini görür.

Bir başka önemli konu da çocuğun başka çocuklarla kıyaslanmamasıdır. “Arkadaşın senden daha başarılı.”, “Kardeşin bunu yapıyor ama sen yapamıyorsun.” gibi cümleler çocuğu motive etmek amacıyla söylenebilir. Ancak bu tür karşılaştırmalar çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine ve kendi değerini başkalarının başarısı üzerinden değerlendirmesine neden olabilir. Her çocuğun gelişim süreci ve güçlü olduğu alanlar farklıdır. Bu nedenle çocuğu başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimini takip etmek daha sağlıklı olacaktır. Sadece aldığı notlara veya elde ettiği başarılara değil, gösterdiği çabaya da dikkat etmek gerekir.

Çocuklar ailelerinin söylediklerinden çok, onların davranışlarını da gözlemleyerek öğrenir. Ebeveynin bir sorun karşısında nasıl davrandığı, öfkelendiğinde ne yaptığı, özür dileyip dilemediği veya çevresindeki insanlarla nasıl iletişim kurduğu çocuk için bir örnek oluşturabilir. Bu yüzden çocuk yetiştirirken sadece “Çocuğuma ne öğretmeliyim?” sorusunu değil, “Ben ona nasıl bir örnek oluyorum?” sorusunu da düşünmek gerekir.

Sonuç olarak doğru ebeveynlik, hiç hata yapmamak veya çocuğun karşılaşacağı bütün sorunları onun yerine çözmek değildir. Kusursuz ebeveyn olmaya çalışmak hem gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturur hem de ebeveynlerin kendilerini gereğinden fazla suçlamasına neden olabilir. Önemli olan çocuğu tanımaya çalışmak, duygularını önemsemek, gerektiğinde sınır koyabilmek ve yapılan hataların sorumluluğunu alabilmektir. Çocukların kusursuz anne babalara ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Daha çok, onları dinleyen, anlamaya çalışan, gerektiğinde yanlışını kabul eden ve ilişkiyi düzeltmek için çaba gösteren ebeveynlere ihtiyaçları var. Çünkü sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinde önemli olan hiç hata yapmamak değil, hata olduğunda bunu fark edip ilişkiyi yeniden onarabilmektir.

Kaynakça

  • UNICEF. (2026). Positive parenting tips for children aged 6–10. UNICEF Asia and the Pacific.
  • UNICEF. (2026). Positive parenting vs. strict parenting: Which parenting style works best for children? UNICEF Asia and the Pacific.
Cansu Atay
Cansu Atay
Psikolojik danışmanlık öğrencisiyim. Klinik psikoloji ve özellikle travma alanına ilgi duyuyorum. Aynı zamanda gönüllü çalışmalarımda çocuklarla iletişim ve duygusal farkındalık üzerine deneyim kazanıyorum. Yazılarımda psikolojiyi sade ve ulaşılabilir bir dille ele alamayı planlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar