Perşembe, Eylül 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Narsistik Ebeveynlerle Büyümek: Ebeveyn Narsisizminin Çocuk ve Yetişkinlik Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Narsistik Ebeveynlerle Büyümek: Ebeveyn Narsisizminin Çocuk ve Yetişkinlik Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Ayça Karataş

Öz

Ebeveyn-çocuk ilişkisi, bireyin benlik gelişimi, bağlanma örüntüleri, kişilerarası ilişkileri ve psikolojik uyumu açısından temel bir gelişimsel bağlam oluşturmaktadır. Ebeveynde narsistik özelliklerin belirgin olması, çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasını, özerkliğinin gelişmesini ve aile içerisindeki rol dağılımını olumsuz etkileyebilmektedir. Bununla birlikte, narsistik özellikler ile Narsistik Kişilik Bozukluğu’nun birbirinden ayrılması gerekmektedir. Bu makalede ebeveyn narsisizminin çocuk üzerindeki etkileri; bağlanma güvensizliği, duygusal erişilemezlik, günah keçisi oluşturma, ebeveynle çocuğun rollerinin tersine dönmesi, duygusal sınırların bulanıklaşması ve koşullu kabul mekanizmaları üzerinden ele alınmaktadır. Ayrıca bu deneyimlerin yetişkinlikte özdeğer, kişilerarası ilişkiler, onay arayışı ve sınır koyma davranışları üzerindeki olası etkileri incelenmektedir. Güncel araştırmalar, özellikle kırılgan narsisizmin çocuklarda uyum sorunlarıyla daha tutarlı biçimde ilişkili olduğunu ve bu ilişkinin bağlanma güvensizliği, günah keçisi ilan edilme ve uyumsuz ebeveynlik uygulamaları gibi aracılar üzerinden açıklanabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, mevcut literatürün önemli bir kısmının kesitsel ve sınırlı sayıda örnekleme dayanması nedeniyle nedensel çıkarımlar konusunda dikkatli olunması gerekmektedir.

Anahtar kelimeler: ebeveyn narsisizmi, narsistik ebeveynlik, bağlanma, parentification, duygusal sınırlar, yetişkin çocuklar

Giriş

Çocukluk dönemi, bireyin kendisi ve diğer insanlarla ilgili temel beklentilerinin oluştuğu önemli bir gelişimsel dönemdir. Çocuğun ihtiyaçlarının görülmesi, duygularının düzenlenmesine yardımcı olunması ve yaşına uygun biçimde özerklik kazanmasının desteklenmesi, sağlıklı psikososyal gelişimin önemli bileşenleridir. Ebeveynin çocuğa yönelik tutumları yalnızca çocuğun o anki davranışlarını değil, uzun vadede benlik algısını ve kişilerarası ilişkilerini de etkileyebilmektedir.

Bu bağlamda ebeveyn narsisizmi son yıllarda giderek daha fazla araştırılan bir konu haline gelmiştir. Bununla birlikte, günlük dilde kullanılan “narsistik ebeveyn” kavramı ile klinik anlamda Narsistik Kişilik Bozukluğu arasında ayrım yapmak gerekmektedir. Narsisizm, grandiyözlük, hak görme, sömürücülük ve empati eksikliği gibi özellikleri içerebilen bir kişilik boyutudur; Narsistik Kişilik Bozukluğu ise klinik değerlendirme gerektiren bir ruhsal bozukluktur.

Orovou ve arkadaşlarının (2025) sistematik derlemesinde, ebeveyn narsisizmi ile ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliği ve çocukların psikolojik uyumu arasındaki ilişkinin narsisizmin alt tipine göre değişebildiği bulunmuştur. Özellikle antagonistik grandiyöz narsisizm daha soğuk ve çatışmalı ebeveyn-çocuk ilişkileriyle ilişkilendirilirken, kırılgan narsisizm çocuklarda uyum sorunlarıyla daha tutarlı biçimde ilişkilendirilmiştir. (PubMed Central (PMC))

Dolayısıyla narsistik ebeveynlik yalnızca “çok eleştiren” veya “çok kontrol eden” bir ebeveynlik biçimi olarak değerlendirilmemelidir. Asıl önemli olan, ebeveynin kendi benlik düzenlemesini çocuğun üzerinden gerçekleştirmesi ve çocuğun giderek ebeveynin duygusal ihtiyaçlarını karşılayan bir konuma gelmesidir.

Ebeveyn Narsisizmi ve Çocuğun Benlik Gelişimi

Çocuğun sağlıklı benlik gelişiminin önemli bir unsuru, ebeveyn tarafından ayrı ve bağımsız bir birey olarak görülmesidir. Çocuğun farklı düşünmesi, farklı tercihlerde bulunması veya ebeveyninden bağımsız bir yaşam kurması sağlıklı gelişimin doğal parçalarıdır.

Narsistik özellikleri belirgin ebeveynlerde ise çocuk zaman zaman ebeveynin benlik değerini destekleyen bir araç haline gelebilmektedir. Çocuğun akademik başarısı, sosyal statüsü, görünümü veya mesleki tercihi ebeveynin kendi değerini değerlendirmesinde kullanılabilir.

Bu durumda çocuk için sevgi ve kabul örtük biçimde koşullu hale gelebilir:

“Başarılı olduğumda değerliyim.”

“Beni onayladığında doğru bir şey yapmışım.”

“Onu hayal kırıklığına uğratırsam ilişkimiz bozulabilir.”

Bu tür deneyimler, yetişkinlikte bireyin kendi değerini dışarıdan gelen onayla değerlendirmesine zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte, bu ilişkinin her bireyde aynı sonucu doğurduğunu söylemek mümkün değildir.

Araştırmalar ayrıca ebeveyn narsisizminin yalnızca çocukta düşük özsaygı oluşturmakla sınırlı olmadığını, bazı durumlarda çocuğun da narsistik özellikler geliştirmesiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Örneğin Brummelman ve arkadaşlarının (2020) çalışmasında ebeveyn narsisizmi ile çocuk narsisizmi arasındaki ilişkide ebeveynin çocuğu aşırı değerli görmesinin rol oynayabileceği bulunmuştur. (PubMed Central (PMC))

Bu bulgu önemli bir paradoks ortaya koymaktadır: Çocuk bazen değersizleştirilirken, başka bir bağlamda aşırı yüceltilmektedir. Her iki durumda da çocuk, kendi gerçek ihtiyaçları ve kişiliğinden ziyade ebeveynin psikolojik ihtiyaçları üzerinden değerlendirilebilir.

Altın Çocuk ve Günah Keçisi Dinamikleri

Narsistik aile sistemlerinde çocukların aile içerisinde farklı roller üstlenmesi mümkündür. Bir çocuk ebeveynin beklentilerini temsil eden ve aileye prestij kazandıran “altın çocuk” konumuna getirilebilirken, başka bir çocuk ailenin çatışmalarının veya başarısızlıklarının sorumlusu olarak görülebilir.

“Günah keçisi” konumuna getirilen çocuk, aile içerisindeki sorunların kaynağı olarak tanımlanabilir. Bu durum çocuğun gerçekten problemli davranışlar sergilemesinden bağımsız olarak ortaya çıkabilir.

Günah keçisi haline getirilen çocuk zamanla şu tür mesajlarla karşılaşabilir:

“Sen zaten hep sorun çıkarıyorsun.”

“Senin yüzünden evde huzur yok.”

“Diğer kardeşin böyle değil.”

Bu mesajların tekrarlanması çocuğun ailedeki bütün problemlerin kendisinden kaynaklandığına inanmasına yol açabilir.

Güncel sistematik derlemeler, özellikle kırılgan narsisizmin çocuklarda ortaya çıkan psikolojik sorunlarla ilişkisinde scapegoating (günah keçisi ilan etme) mekanizmasının önemli olabileceğini göstermektedir. (PubMed Central (PMC))

Bağlanma Güvensizliği

Ebeveyn narsisizminin çocuk üzerindeki etkilerini açıklamak için bağlanma kuramı önemli bir çerçeve sunmaktadır. Çocuk, bakım veren kişinin ihtiyaçlarına tutarlı biçimde yanıt vereceğini deneyimlediğinde daha güvenli bir bağlanma modeli geliştirme olasılığı artmaktadır.

Buna karşılık ebeveynin duygusal olarak erişilemez olması, çocuğun ihtiyaçlarının zaman zaman reddedilmesi veya ebeveynin sevgisinin koşullu biçimde deneyimlenmesi, çocuğun ilişkiler hakkında daha güvensiz beklentiler geliştirmesine katkıda bulunabilir.

Orovou ve arkadaşlarının (2025) sistematik incelemesinde, ebeveyn patolojik narsisizmi ile çocuk depresif belirtileri arasındaki ilişkide kaygılı bağlanmanın aracı rol oynayabildiğine ilişkin longitudinal kanıtlar rapor edilmiştir. (PubMed Central (PMC))

Bu durum yetişkinlikte şu tür ilişki örüntülerine yansıyabilir:

  • Terk edilme konusunda aşırı hassasiyet,
  • sürekli güvence arama,
  • eleştiriye karşı yoğun duyarlılık,
  • ilişkilerde karşı tarafın duygularını aşırı takip etme,
  • kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atması.

Ancak bu davranışların yalnızca narsistik ebeveynlikten kaynaklandığını söylemek mümkün değildir. Bağlanma deneyimleri birçok farklı faktörün etkileşimi sonucunda oluşmaktadır.

Parentification: Çocuğun Ebeveynin Duygusal Bakımını Üstlenmesi

Narsistik ebeveynlik açısından özellikle önemli kavramlardan biri parentification, yani çocuğun gelişimsel olarak kendisine ait olmayan ebeveynlik sorumluluklarını üstlenmesidir.

Parentification fiziksel sorumluluklar biçiminde ortaya çıkabileceği gibi duygusal biçimde de görülebilir. Çocuk ebeveyninin öfkesini yatıştırmaya, üzüntüsünü gidermeye veya aile içindeki çatışmaları çözmeye çalışabilir.

Örneğin çocuk:

“Annem üzülmesin.”

“Babam sinirlenmesin.”

“Evde kavga çıkmasın.”

gibi düşüncelerle kendi davranışlarını sürekli ebeveyninin duygularına göre düzenleyebilir.

Bu durumda çocuk kendi duygusal ihtiyaçlarından uzaklaşarak ebeveynin duygusal düzenleyicisi haline gelir.

Keny ve Banerjee’nin (2026) 69 çalışmayı içeren sistematik derlemesi, parentification deneyiminin psikolojik ve duygusal sıkıntı, sınırların bulanıklaşması ve kimlik gelişimi üzerindeki olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Derleme ayrıca parentification deneyimi yaşayan çocukların özdeğerlerini başkalarına bakım verme becerileriyle ilişkilendirme eğiliminde olabileceklerini bildirmektedir. (ScienceDirect)

Bu mekanizma yetişkinlikte “herkesi kurtarmak zorundayım”, “hayır diyemiyorum” veya “başkasının üzülmesi benim sorumluluğum” gibi davranış biçimleriyle kendini gösterebilir.

Duygusal Sınırların Bulanıklaşması

Sağlıklı aile ilişkilerinde ebeveyn ile çocuk arasında duygusal bir sınır bulunmaktadır. Ebeveyn çocuğun ihtiyaçlarını önemser ancak kendi duygusal ihtiyaçlarının sorumluluğunu çocuğa yüklemez.

Narsistik ebeveynlikte bu sınır bulanıklaşabilir.

Çocuk ebeveyninin:

  • yalnızlığını,
  • öfkesini,
  • hayal kırıklığını,
  • kaygısını,
  • ilişki sorunlarını

taşımaya başlayabilir.

Bu süreç, yetişkinlikte kişinin kendi duyguları ile başkalarının duygularını ayırt etmesini zorlaştırabilir.

Yakın tarihli araştırmalar, ebeveyn kırılgan narsisizmi ile yetişkin çocuklarda depresif belirtiler arasındaki ilişkide duygusal iç içe geçmenin (emotional enmeshment) olası bir aracı mekanizma olduğunu incelemektedir. Bu kavram, ebeveyn ve çocuk arasındaki duygusal sınırların aşırı derecede bulanıklaşmasını ifade etmektedir. (ScienceDirect)

Gaslighting ve Kişinin Kendi Algısına Güvenmesi

Narsistik ilişkiler üzerine yapılan popüler anlatılarda gaslighting sıklıkla vurgulansa da bu kavramın klinik olarak dikkatli kullanılması gerekir. Her anlaşmazlık veya olayın farklı hatırlanması gaslighting anlamına gelmez.

Bununla birlikte, bir ebeveynin çocuğun deneyimlerini sürekli olarak reddetmesi, duygularını geçersizleştirmesi veya çocuğun kendi algısından şüphe etmesine neden olacak biçimde davranması, uzun vadede kişinin kendisine güvenmesini zorlaştırabilir.

Çocuk:

“Gerçekten böyle mi oldu?”

“Ben mi abartıyorum?”

“Belki de sorun bende.”

gibi düşüncelere daha sık başvurabilir.

Bu durum yetişkinlikte kişinin kendi kararlarını verirken sürekli dışarıdan doğrulama aramasına neden olabilir.

Dolayısıyla iyileşme sürecinde yalnızca ebeveynle sınır koymak değil, kişinin kendi duygusal deneyimini yeniden güvenilir kabul etmeyi öğrenmesi de önem taşımaktadır.

Yetişkinlikte Romantik İlişkilere Yansımalar

Çocuklukta öğrenilen ilişki modelleri yetişkinlikteki romantik ilişkiler üzerinde de etkili olabilir. Narsistik ebeveynlerle büyüyen yetişkinlerin romantik ilişkilerine ilişkin nitel araştırmalar sınırlı olmakla birlikte, mevcut bulgular ebeveyn müdahaleciliği, onay arayışı, ilişki içerisindeki güvensizlik ve geçmiş aile deneyimlerinin romantik ilişki davranışlarıyla bağlantılı olabileceğine işaret etmektedir.

Lyons ve arkadaşlarının (2023) 77 çevrim içi anlatıyı analiz ettiği nitel çalışmada, narsistik ebeveynlerle büyüdüğünü ifade eden yetişkinlerin romantik ilişkilerinde ebeveyn deneyimlerinin etkisini taşıyabildikleri; ebeveyn müdahaleciliği, ilişki stratejileri ve iyileşme sürecinin öne çıkan temalar arasında olduğu bulunmuştur. (MDPI)

Bu tür bulgular, kişinin yetişkinlikte partnerinden sürekli onay istemesinin veya ilişkide aşırı uyum göstermesinin yalnızca kişilik özelliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşündürmektedir. Bazen bu davranışlar, çocuklukta öğrenilmiş ilişki stratejilerinin devamı olabilir.

Sınır Koymak ve Psikolojik Ayrışma

Narsistik ebeveynle ilişkide sınır koymanın temel amacı ebeveyni değiştirmek değildir. Daha gerçekçi hedef, kişinin kendi davranışları ve yaşamı üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmasıdır.

Örneğin yetişkin çocuk:

“Bu konuda kararımı kendim vereceğim.”

“Bu şekilde konuşulduğunda konuşmayı sonlandıracağım.”

“Özel hayatımla ilgili bu bilgiyi paylaşmak istemiyorum.”

diyebilir.

Buradaki önemli nokta, sınırın karşı taraf tarafından kabul edilmesinin gerekmemesidir.

Sınır, karşı tarafın onayına bağlı değildir.

Bu nedenle sağlıklı sınır koyma:

“Sen bunu kabul edersen sınırım var.”

değil,

“Sen kabul etmesen de ben kendi davranışımı değiştirebilirim.”

anlamına gelir.

Temasın Azaltılması ve “No Contact” Kararı

Narsistik ebeveynlerle ilişkide temasın azaltılması veya tamamen kesilmesi bazı kişiler için gerekli olabilir; ancak bunun her durumda önerilebilecek tek çözüm olduğunu söylemek bilimsel açıdan doğru değildir.

Kişinin ekonomik bağımlılığı, birlikte yaşama durumu, bakım sorumlulukları, aile yapısı ve psikolojik dayanıklılığı karar üzerinde etkili olabilir.

Bu nedenle ilişki biçimleri bir süreklilik içerisinde düşünülebilir:

sınır koyma → bilgi paylaşımını azaltma → tartışmalı konuları sınırlama → temas sıklığını azaltma → kontrollü temas → gerektiğinde uzun süreli uzaklaşma.

Amaç ebeveyni cezalandırmak değil, kişinin psikolojik bütünlüğünü koruyabileceği bir ilişki biçimi oluşturmaktır.

Tartışma

Mevcut araştırmalar ebeveyn narsisizmi ile çocukların psikolojik uyumu arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermesine rağmen literatürün bazı önemli sınırlılıkları bulunmaktadır. Orovou ve arkadaşlarının (2025) sistematik incelemesine yalnızca sekiz nicel çalışma dahil edilmiştir ve çalışmaların önemli bir kısmı kesitsel tasarıma sahiptir. Bu nedenle ebeveyn narsisizminin doğrudan ve tek başına belirli psikolojik sonuçlara neden olduğunu söylemek mümkün değildir. (PubMed Central (PMC))

Ayrıca narsisizmin grandiyöz ve kırılgan biçimlerinin birbirinden ayrılması önemlidir. Grandiyöz narsisizmin bazı boyutları daha çatışmacı ve kontrolcü ebeveynlik ile ilişkiliyken, kırılgan narsisizmin çocukların uyum sorunlarıyla daha güçlü ve tutarlı ilişkiler gösterdiği bildirilmektedir. (PubMed Central (PMC))

Bu nedenle “narsistik ebeveyn” kavramını bütün problemli ebeveyn davranışlarını açıklayan tek bir kategori olarak kullanmak doğru değildir. Daha yararlı yaklaşım, ebeveynin davranışlarının çocuk üzerindeki etkisini ve bu etkinin hangi ilişki mekanizmaları üzerinden ortaya çıktığını değerlendirmektir.

Sonuç

Narsistik ebeveynlerle büyümek, yalnızca eleştirilmek veya kontrol edilmek anlamına gelmez. Daha derin düzeyde sorun, çocuğun kendi ihtiyaçları ile ebeveyninin psikolojik ihtiyaçları arasındaki sınırların bozulmasıdır.

Çocuk ebeveynini memnun etmek, onun duygularını düzenlemek, aile içindeki çatışmaları çözmek veya ebeveynin benlik değerini desteklemek zorunda kaldığında kendi benliğini geliştirmekte zorlanabilir.

Bu süreç yetişkinlikte onay arayışı, sınır koymakta güçlük, başkalarının duygularını aşırı önemseme, ilişkilerde güvensizlik ve kişinin kendi ihtiyaçlarını tanımlamakta zorlanması şeklinde devam edebilir. Bununla birlikte, bu sonuçlar kaçınılmaz değildir. Bireysel farklılıklar, diğer bakım verenlerle ilişkiler, sosyal destek, yaşam deneyimleri ve psikoterapi gibi koruyucu faktörler sonuçları değiştirebilir.

Dolayısıyla iyileşmenin temel hedefi ebeveyni değiştirmekten ziyade kişinin kendi psikolojik sınırlarını ve benlik algısını yeniden yapılandırmasıdır. Bu süreç, “iyi evlat olma” zorunluluğu ile “kendisi olma” hakkı arasındaki farkı görebilmeyi gerektirir.

Sonuç olarak sağlıklı psikolojik ayrışma, ebeveyni sevmemek veya reddetmek anlamına gelmez. Daha çok kişinin şu noktaya ulaşabilmesini ifade eder:

“Seni sevebilirim; fakat senin duygularından sorumlu değilim.”

“Sana saygı duyabilirim; fakat hayatımın bütün kararlarını sen veremezsin.”

“Beni onaylamasan da kendi değerimi koruyabilirim.”

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Brummelman, E., Thomaes, S., Nelemans, S. A., Orobio de Castro, B., Overbeek, G., & Bushman, B. J. (2020). The apple of daddy’s eye: Parental overvaluation links the narcissistic traits of father and child. Child Development, 91(3), 913–927. https://doi.org/10.1111/cdev.13320 (PubMed Central (PMC)⁠)
  • Keny, S., & Banerjee, B. (2026). Losing childhood and gaining responsibilities: A PRISMA based systematic review on consequences of parentification. Children and Youth Services Review, 185, 108919. https://doi.org/10.1016/j.childyouth.2026.108919 (ScienceDirect⁠)
  • Lyons, M., Brewer, G., Hartley, A.-M., & Blinkhorn, V. (2023). “Never learned to love properly”: A qualitative study exploring romantic relationship experiences in adult children of narcissistic parents. Social Sciences, 12(3), 159. https://doi.org/10.3390/socsci12030159 (MDPI⁠)
  • Orovou, E., Jotautis, V., Vousoura, E., Koutelekos, I., Rigas, N., & Sarantaki, A. (2025). Impact of parental narcissistic personality disorder on parent-child relationship quality and child well-being: A systematic review. Cureus, 17(12), e100229. https://doi.org/10.7759/cureus.100229 (PubMed Central (PMC)⁠)
  • Wetzel, E., Roberts, B. W., & Robins, R. W. (2016). Are parenting practices associated with the development of narcissism? Findings from a longitudinal study of Mexican-origin youth. Journal of Research in Personality, 63, 1–9. https://doi.org/10.1016/j.jrp.2016.05.005 (PubMed⁠)
Ayça Karataş
Ayça Karataş
Ayça Karataş, Lisans eğitimi boyunca özel kliniklerde ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Psikiyatri Polikliniği’nde staj yaparak klinik deneyim kazanmıştır. 2022-2023 yıllarında Kanada’da ILSC Language School’da bir yıl süren İngilizce dil eğitimi alarak dil yetkinliğini güçlendirmiştir. Hâlihazırda İstanbul Arel Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup, Türk Psikologlar Derneği üyesidir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) alanlarında uzmanlaşmakta olan Ayça Karataş, klinik psikoloji, travma, bağlanma kuramları ve kişilik örüntüleri gibi alanlara özel ilgi göstermektedir. Kariyerinde psikolojik danışmanlık merkezleri ve kişisel gelişim odaklı platformlarda görev almış, terapiye başlama farkındalığını artırmayı ve ruh sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar