“Biz bunu daha önce konuşmadık mı?”
“Yine aynı konuya geldik.”
“Kaç kere özür dileyeceğim?”
İlişkilerde bazı tartışmaların şaşırtıcı bir biçimde tekrar ettiğini görürüz. Konu farklı bir gün, farklı bir cümle ya da küçük bir olayla yeniden açılır ama aslında çift kendisini oldukça tanıdık bir yerde bulur. Bir taraf geçmişin sürekli gündeme getirildiğini düşünürken diğer taraf için mesele hiç gerçekten kapanmamış olabilir. Çünkü bir tartışmanın sona ermesiyle çözülmesi aynı şey değildir.
Bazen konuşma yorulduğumuz için biter. Bazen taraflardan biri sessizleşir, diğeri daha fazla uzatmak istemez. Bazen “tamam, özür diledim” denir ve günlük hayata geri dönülür. Dışarıdan bakıldığında konu kapanmış görünür. Fakat yaşanan olayın bıraktığı duygu hala oradadır. Bu nedenle haftalar sonra küçük bir olay eski bir kırgınlığı yeniden hatırlatabilir.
Örneğin partneriniz önemli bir günde sizi yalnız bıraktı ve bunun üzerine tartıştınız. Daha sonra özür diledi, konu kapandı. Bir süre sonra başka bir planınızda yine kendinizi geri planda hissettiniz. O anda yalnızca bugünkü plana kızmadığınızı fark edebilirsiniz. Geçmişte yaşadığınız “önemsenmiyorum” hissi de yeniden ortaya çıkmıştır. Karşı taraf ise durumu şöyle görebilir: “Bu olayın geçen seferkiyle ne ilgisi var?” Aslında tartışmanın görünen konusu değişmiş olsa da kişinin yaşadığı duygu oldukça benzer olabilir.
Aynı tartışmanın altında aynı ihtiyaç olabilir
Çiftler bazen olaylar üzerine tartıştıklarını düşünürler. Eve geç gelmek, mesaj atmamak, aileyle geçirilen zaman, ev işleri, telefon kullanımı… Ancak tartışmanın altında çoğu zaman olayın kendisinden daha kişisel bir anlam bulunur. “Beni düşünüyor musun?” “Sana güvenebilir miyim?” “Benim ihtiyaçlarım senin için önemli mi?”
“Bu ilişkide yalnız mıyım?”
Bu nedenle yalnızca olayın pratik kısmını çözmek her zaman yeterli olmayabilir. “Bir daha geç kalmayacağım” cümlesi davranışsal bir çözüm sunar. Fakat kişinin asıl kırgınlığı “Beni düşünmediğini hissettim” ise duygusal taraf hala konuşulmamış olabilir. Bu noktada aynı tartışmanın yeniden ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Çünkü çift, görünen problemi konuşmuş ancak o problemin ilişkide ne anlama geldiğini konuşmamış olabilir.
Biri konuşmak isterken diğeri neden uzaklaşır?
Çatışma sırasında sık görülen örüntülerden biri, bir tarafın meseleyi konuşmak ve çözmek için daha fazla çaba göstermesi, diğer tarafın ise konuşmadan uzaklaşmasıdır. Psikoloji literatüründe bu durum “talep-geri çekilme” örüntüsü olarak incelenmektedir. Bir taraf “Bunu konuşmamız gerekiyor” diyerek daha çok yaklaşırken diğer taraf sessizleşebilir, konuyu değiştirebilir veya konuşmayı bitirmeye çalışabilir. İlginç olan, geri çekilen tarafın her zaman umursamaz olmamasıdır. Bazı kişiler çatışmanın yoğunluğuyla baş etmekte zorlandıkları için uzaklaşırken, bazıları tartışmanın daha fazla büyümesini istemediği için konuşmayı sonlandırmaya çalışabilir. Ancak ortaya çıkan sonuç iki taraf için de yorucu olabilir.
Konuşmak isteyen kişi karşısındaki uzaklaştıkça daha fazla açıklama yapar, soru sorar veya tepki gösterir. Diğer kişi ise baskı hissettikçe daha fazla geri çekilir. Böylece iki taraf farkında olmadan birbirinin davranışını güçlendirebilir. Christensen ve Heavey’nin çiftlerle yaptığı klasik çalışmalar, bu talep-geri çekilme örüntüsünün çatışmalarda sık görülebildiğini ortaya koymuştur. Daha sonraki çalışmalar da bu örüntünün ilişki memnuniyetiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir (Christensen ve Heavey, 1990; Heavey, Christensen ve Malamuth, 1995).
Tartışmadan sonra ne olduğu da önemli
Bir tartışmanın ilişkiye etkisini yalnızca tartışma sırasında söylenenler belirlemez. Sonrasında çiftin ne yaptığı da önemlidir. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak mı? Günlerce mesafeli kalmak mı? Özür dilemek mi? Ne olduğunu yeniden konuşmak mı?
Sarılmak, yakınlaşmak veya karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmak mı?
Parsons ve arkadaşlarının çiftlerin çatışma sonrası davranışlarını incelediği araştırmada, özür dilemek gibi aktif onarım davranışları ve yaşanan duruma yeni bir bakış açısıyla yaklaşmak, çatışma sonrasında duygusal toparlanmayla ilişkili bulunurken; geri çekilme ve kaçınma daha zayıf toparlanmayla ilişkiliydi (Parsons ve diğerleri, 2020). Benzer şekilde Salvatore ve arkadaşlarının çalışması, romantik ilişkilerde çatışmadan toparlanabilmenin ilişki memnuniyeti ve daha olumlu ilişki duygularıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir (Salvatore ve diğerleri, 2011). Yani amaç hiç tartışmayan bir çift olmak değildir. Asıl önemli olan, tartışmadan sonra birbirimize geri dönebilmek ve yaşanan kopukluğu onarabilmektir.
Özür neden bazen yetmez? “Özür diledim, daha ne yapabilirim?” Bu cümle de ilişkilerde oldukça tanıdıktır. Özür elbette değerlidir. Ancak kişinin ihtiyacı yalnızca “özür dilerim” cümlesini duymak olmayabilir. Bazen karşı taraf, neden kırıldığının gerçekten anlaşıldığını görmek ister. Örneğin: “Üzgünüm.”
ile
“O gün seni yalnız bıraktığımda kendini geri planda hissetmiş olabileceğini şimdi daha iyi anlıyorum. Bunu düşünmemiştim ve seni kırdım.” aynı şeyi söylemez. İkinci cümlede yalnızca yapılan davranış değil, davranışın karşı tarafta bıraktığı etki de görülmektedir. Bu elbette her tartışmadan sonra uzun analizler yapılması gerektiği anlamına gelmez. Bazen kısa ve samimi bir konuşma yeterlidir. Önemli olan, iki tarafın da kendisini duyulmuş hissedip hissetmediğidir.
Bir konu gerçekten ne zaman kapanır? Belki de kendimize “Bu konuyu konuştuk mu?” yerine başka sorular sormamız gerekir: Birbirimizi gerçekten anladık mı? Ben bu tartışmada yalnızca kendi haklılığımı mı anlatmaya çalıştım? Karşımdaki kişinin neden böyle hissettiğini anlayabildim mi? Bir sonraki sefer neyi farklı yapacağımızı biliyor muyuz?
Yoksa yalnızca yorulduğumuz için konuşmayı mı bıraktık?
Her çatışmanın kusursuz bir çözüme ulaşması mümkün değildir. Bazı konularda iki kişi farklı düşünmeye devam edebilir. Fakat farklı düşünmekle anlaşılmadığını hissetmek aynı şey değildir. Bazen çözüm, iki kişinin aynı fikirde olması değil; “Senin neden böyle hissettiğini artık daha iyi anlıyorum” diyebilecek bir noktaya gelmesidir. Geçmişteki bir tartışmanın yeniden gündeme gelmesi de her zaman kişinin geçmişi bırakamadığı anlamına gelmez. Bazen eski bir kırgınlık, bugün yaşanan benzer bir deneyimle yeniden canlanır. Ancak aynı konu defalarca ortaya çıkıyorsa yalnızca “Yine mi bunu konuşacağız?” demek yerine, neyin hala tamamlanmadığına bakmak daha anlamlı olabilir. Çünkü bazı konular gerçekten kapanır. Bazılarının ise yalnızca konuşulması biter.
Kaynakça
- Christensen, A. ve Heavey, C. L. (1990). Gender and social structure in the demand/withdraw pattern of marital conflict. Journal of Personality and Social Psychology, 59(1), 73–81. PubMed
- Heavey, C. L., Christensen, A. ve Malamuth, N. M. (1995). The longitudinal impact of demand and withdrawal during marital conflict. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 63(5), 797–801. PubMed
- Parsons, J. A., Prager, K. J., Wu, S., Poucher, J. W., Hansen, M. P. ve Shirvani, F. (2020). How to kiss and make-up (or not!): Postconflict behavior and affective recovery from conflict. Journal of Family Psychology, 34(1), 3–12. PubMed
- Salvatore, J. E., Kuo, S. I. C., Steele, R. D., Simpson, J. A. ve Collins, W. A. (2011). Recovering from conflict in romantic relationships: A developmental perspective. Psychological Science, 22(3), 376–383.


