Çarşamba, Eylül 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikoterapistlerde Tükenmişlik ve Psikoterapistin Öz Bakımı

Ruh sağlığı uzmanları-psikologlar, psikolojik danışmanlar ve psikiyatristler-zaman zaman tükenmişlik yaşayabilir ve mesleklerini sürdürmekte zorlanabilirler. Bunun en temel nedenlerinden biri, ağır yaşantıları, sarsıcı öyküleri ve travmatik deneyimleri sürekli aktif biçimde dinleyip duygusal olarak bu süreçte yer almalarıdır. Ruh sağlığı uzmanlarının da insan olduğunu, onların da yorulup, tökezleyip desteğe ihtiyaçları olabileceğini öngörmek önemlidir. Böyle zamanlarda onları önyargıyla ya da peşin hükümlerle karşılamak yerine, insan olduklarını hatırlamak, zamana ihtiyaçları olabileceğini görmek ve empatiyle yaklaşmak çok kıymetlidir.

Peki nedir bu tükenmişlik, hangi belirtilerle bireyde kendini gösterebilir?

Tükenmişlik, ilk kez Freudenberger tarafından 1974 yılında ortaya atılan ve enerji kaybı, yıpranma veya başarısızlık hissi sonucu bireyin içsel kaynaklarını tüketmesi olarak tanımlanan bir kavramdır (Freudenberger, 1974). İlerleyen yıllarda bu konuda daha fazla araştırma yapan Maslach ve Jackson, tükenmişliği üç alt boyutta ele almışlardır: duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşüş (Maslach ve Jackson, 1981; Maslach ve ark. 2001). Tükenmişliğin ilk boyutu olan duygusal tükenme, bireyin yalnızca içsel kaynaklarını tükettiği değil, yoğun bir duygusal yorgunluk da deneyimlediği bir evredir. Bu süreçte birey, uykusuzluk, baş ağrısı ve keyifsizlik gibi çeşitli somatik ve psikolojik stres belirtileri sergileyebilir (Maslach ve Jackson, 1981). İkinci boyut olan duyarsızlaşmada ise birey, çevresine karşı artan bir hoşnutsuzluk geliştirmekte ve olumsuz duygularını ilişkilerine daha belirgin biçimde yansıtmaya başlayabilmektedir (Maslach ve Jackson, 1981; Maslach ve ark., 1996). Son boyut olan kişisel başarıda düşüş evresinde ise işe yüksek beklentilerle başlayan meslek elemanı, zamanla bu beklentilerin karşılanmadığını gördükçe kendine yönelik olumsuz bir tutum geliştirebilir. Sonuç olarak birey kendini yetersiz, değersiz veya başarısız hissederek kendi mesleki yetkinliğine dair algısında belirgin bir düşüş yaşayabilir (Maslach ve Jackson, 1981; Maslach ve ark., 1996).

Bu bağlamda, duygusal açıdan zorlayıcı mesleki taleplerle karşılaşan ve seanslarda yoğun empati kurma gereksinimi duyan ruh sağlığı profesyonelleri, tükenmişlik riski en yüksek gruplardan birini oluşturmaktadır (Maslach ve ark., 1996; Rupert ve ark., 2015). Bu sürecin bedensel yansımaları incelendiğinde ise baş, sırt ve omuz ağrısı gibi somatik yakınmaların yanı sıra uyku bozuklukları, bellek problemleri ve sık tekrarlayan enfeksiyonlar (grip vb.) gibi çeşitli fiziksel sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği görülmektedir (Acker, 2010; Ahola ve ark., 2005; Wurm ve ark., 2016).

Durum böyle olunca psikoterapistler kendilerine nasıl daha iyi bakabilirler?

Öz bakım, ruh sağlığı çalışanlarının mesleki sürdürülebilirlikleri açısından önceliklendirmesi gereken temel bir kavramdır. Günümüzde popüler algıda sıklıkla bir lüks ya da maliyetli bir uğraş olarak konumlandırılsa da psikoterapistler için öz bakım, yaşam boyu gözetilmesi gereken fiziksel, duygusal ve bilişsel bir zorunluluk olarak değerlendirilmelidir (Corey, 2013; Norcross ve VandenBos, 2018; Ziede ve Norcross, 2020). Bu çerçevede, ruh sağlığı profesyonellerinin mesleki ve kişisel iyi oluşlarını destekleyen temel öz bakım boyutları aşağıda ele alınmaktadır:

Fiziksel Öz Bakım: En sık ihmal edilen alanlardan biri olmasına karşın fiziksel öz bakım, terapötik dayanıklılığın ve genel iyi oluşun en temel yapı taşını oluşturur. Düzenli uyku, dengeli beslenme, bedensel hareketlilik ve yeterli dinlenme gibi bileşenleri kapsayan bu boyut, terapistlerin bedensel kaynaklarını korumaları, tükenmişliği önlemeleri ve mesleki işlevselliklerini sürdürebilmeleri açısından kritik bir öneme sahiptir.

Bilişsel/Duygusal Öz Bakım: Norcross ve VandenBos (2018), bu boyutun bilişsel yeniden yapılandırma süreciyle yakından ilişkili olduğunu belirtmektedir. Stres düzeyinin yönetilmesi, zorlayıcı duyguların düzenlenmesi ve etkili başa çıkma stratejilerinin hayata geçirilmesi, bilişsel ve duygusal öz bakımın en kritik bileşenlerini oluşturur.

Profesyonel Öz Bakım: Skovholt ve Trotter-Mathison (2016), mesleki sürdürülebilirliği destekleyen on üç temel strateji önermektedir. Bu stratejiler arasında çalışma yaşamında anlam inşa etme, küçük başarılara odaklanabilme, danışanlarla sağlıklı sınırlar koyabilme ve mesleki yetkinliği yaşam boyu öğrenme anlayışıyla sürekli geliştirme gibi unsurlar yer almaktadır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, psikoterapistin kendi içsel dinamiklerini ve kör noktalarını fark etmesini sağlayan kişisel terapi süreci, profesyonel öz bakımın en kritik yapı taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç

Ruh sağlığı alanında çalışan profesyoneller, mesleğin getirdiği yoğun duygusal yükler sebebiyle zaman zaman tükenmişlik yaşayabilmekte ve klinik işlevselliklerini sürdürmekte güçlük çekebilmektedir. Tükenmişlik tablosu, baş ve sırt ağrıları ya da uyku düzensizlikleri gibi somatik belirtilerle seyredebileceği gibi, işe gitme isteksizliği, danışanlara yeterli özeni gösterememe ve bireyin kendi iyi oluşunu ihmal etmesi gibi bilişsel ve duygusal tepkilerle de açığa çıkabilir. Bu yıpranma sürecini önlemenin en temel yolu, terapistin öz bakımını aktif bir biçimde üstlenmesidir. Bu doğrultuda fiziksel, bilişsel/duygusal ve profesyonel alanlardaki gereksinimlerin düzenli olarak karşılanması önemlidir. Nihayetinde psikoterapistlerin de insani sınırlılıklara sahip olduğu ve meslek yaşamlarında dalgalanmalar yaşayabilecekleri unutulmamalıdır. Asıl kritik olan, bu kırılma noktalarını erkenden fark ederek gerekli önlemleri almak ve mesleki işlevselliği sürdürülebilir kılmaktır.

Kaynakça

  • Acker, G. M. (2010). The challenges in providing services to clients with mental illness: Managed care, burnout and somatic symptoms among social workers. Community Mental Health Journal, 46(6), 591-600. https://doi.org/10.1007/s10597-009-9269-5
  • Ahola, K., Honkonen, T., Isometsä, E., Kalimo, R., Nykyri, E., Aromaa, A. ve Lönnqvist, J. (2005). The relationship between job-related burnout and depressive disorders-results from the Finnish Health 2000 Study. Journal of Affective Disorders, 88(1), 55-62. https://doi.org/10.1016/j.jad.2005.06.004
  • Corey, G. (2013). Theory and Practice of Counseling and Psychotherapy (9. Basım). Brooks/Cole.
  • Freudenberger, H. J. (1974). Staff burn-out. Journal of Social Issues, 30(1), 159-165. doi:10.1111/j.1540-4560.1974.tb00706.x
  • Güler, D. (2018). Psikolojik danışman adaylarının öz-bakım davranışlarını geliştirmek amacıyla “Psikolojik danışmanlarda öz-bakım” dersinin tasarlanması ve uygulanması. [Doktora tezi]. Anadolu Üniversitesi.
  • Maslach, C. ve Jackson, S. E. (1981). The measurement of experienced burnout. Journal of Organizational Behavior, 2(2), 99-113. doi: https://doi.org/10.1002/job.4030020205
  • Maslach, C., Jackson, S. E. ve Leiter, M. P. (1996). Maslach Burnout Inventory Manual (3rd ed.). Consulting Psychologists Press.
  • Maslach, C., Schaufeli, W. B. ve Leiter, M. P. (2001). Job burnout. Annual Review of Psychology, 52, 397-422. https://doi.org/10.1146/annurev.psych.52.1.397
  • Norcross, J. C. ve VandenBos, G. R. (2018). Valuing the person of the psychotherapist. İçinde J. C. Norcross ve G. R. VandenBos (Edl.). Leaving It At The Office: A Guide To Psychotherapist Self Care (2. Basım, ss. 1-19). Guilford Press.
  • Rupert, P. A. ve Dorociak, K. E. (2019). Self-care, stress, and well-being among practicing psychologists. Professional Psychology: Research and Practice, 50(5), 343-350. https://doi.org/10.1037/pro0000251
  • Skovholt, T. M. ve Trotter-Mathison, M. (2016). The Resilient Practitioner: Burnout and Compassion Fatigue Prevention and Self-Care Strategies for the Helping Professions. Routledge, Taylor & Francis Group.
  • Wurm, W., Vogel, K., Holl, A., Ebner, C., Bayer, D., Mörkl, S., Szilagyi, I. S., Hotter, E., Kapfhammer, H. P. ve Hofmann, P. (2016). Depression-burnout overlap in physicians. PloS One, 11(3), https://doi.org/10.1371/journal.pone.0149913
  • Ziede, J. S. ve Norcross, J. C. (2020). Personal therapy and self-care in the making of psychologists. The Journal of Psychology, 154(8), 585-618. https://doi.org/10.1080/00223980.2020.1757596
Bengü İMİRHOR
Bengü İMİRHOR
Bengü İMİRHOR, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2024 yılında yüksek şeref öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisans döneminde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Rehber Klinik gibi çeşitli yerlerde stajlarını başarıyla tamamlayarak deneyim elde etmiştir. TÜBİTAK projesine katılarak akademik çalışmalara katkıda bulunmuştur. Şu anda yüksek lisans yapan yazar, eğitimler alarak kendini geliştirmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar