Çevremdeki insanlar bir süredir “Bende DEHB var sanırım” endişeleriyle dolmuşken bunu bugün kökten çözmek isterim. Hadi gelin hep beraber insanların kendilerinde DEHB olduğunu zannetmelerine yol açan durumları konuşalım.
Sosyal medyanın insanların önüne yalnızca birkaç gündelik sıkıntı ile sunmaya başladığı DEHB aslında nörogelişimsel bir bozukluktur. İlaç kullanımı gerektirebilir ve teşhisinin konulabilmesi için psikiyatri muayenesine ve birtakım psikolojik testlere ihtiyaç duyulabilir. DEHB; dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik şeklinde üç temel belirti grubuyla incelenir. Dikkat eksikliğinin veya hiperaktivite yönünün ağır basması durumlarında dikkat eksikliği baskın veya hiperaktivite ve dürtüsellik baskın tür olarak görülebilir. Bunların yanı sıra her ikisinin de yoğun olarak görülmesi durumuna ise bileşik tip denir.
Sosyal medya üzerindeki yanlış yansıtmalardan bahsedecek olursak, evden çıkarken anahtarını unutmak veya üç saatlik bir filmi tek oturuşta bitirememek kimsenin DEHB olduğunun tek başına göstergesi olamaz. İçerisinde komedi barındıran ufak bir içerikten “bu bende de var” diyerek DEHB olduğuna inanmak kesinlikle doğru değildir. Çünkü unutkanlık ya da odaklanma güçlüğü DEHB ile ilişkilendirilebilir ancak tek başına tanı için yeterli değildir. DEHB, insanın günlük yaşam fonksiyonlarını derinden etkileyen, insanların işlerini halletmekte zorluk çektiği, ihtiyaçlarını veya isteklerini gerçekleştirmekte problem yaşadığı bir bozukluktur. İnsanlarla iletişimlerinde kendilerini tam olarak konuşmaya veremedikleri için sosyal sıkıntılar çekebilir, okulda veya işte sorumluluklarını tam olarak yerine getiremedikleri için sorumsuz ilan edilebilirler. Çocukken kendi dünyasında olmakla veya haylaz olmakla suçlanırlar ve bu teşhislerinin gecikmesine yol açabilir. Çünkü çocukken derste anlatılandan koparak hayal kurmaya başlayabilir veya kendilerini dışarıyı izlerken bulabilirler. Kalemlerini açma hedefiyle çöp kutusuna doğru ilerlerken arkadaşının yeni kalemi ilgisini çektiğinden onun yanına ilerleyebilir, ders süresi boyunca oturamadığından sınıf içerisinde dolaşmak isteyebilir. Anlatmak istediğim, bunların hiçbiri çocuğun ders boyunca oturup odaklanmış bir şekilde dersi dinlemek istemediğinden değil, yapamadığından dolayı yaşanır. DEHB’de olay, istemediği için değil, yapamadığı için bir işi yerine getirememesidir. Halbuki çoğu insan üç saatlik filmi seyrederken film sıkıcı geldiğinden veya filmi izlerken yorulduğundan ara vererek başka bir işle uğraşmak ister. Ya da evden çıkarken kafası o gün yapacağı işlerle dolu olduğundan anahtarını unutur. Anahtarı sürekli unutuyor olmak, eğer hayatın diğer alanlarında benzer unutkanlıklar yaşanmıyorsa, duruma özgü bir alışkanlık sorunu olabilir. Örneğin, çok önemli bir iş evrağını teslim etmeyi unutmayan bir kişinin yalnızca evden çıkarken anahtarını unutması, DEHB göstergesi değildir. Evden çıkarken anahtarımı aldım mı kontrolü yapmayı alışkanlık haline getirerek bu durum engellenebilir. Aynı şekilde uzun bir filmi bitirmekte zorluk çekiliyorsa filmin türü değiştirilebilir, daha kısa filmler seçilebilir, film yerine dizi izlenmeye geçilebilir veya filmin izlendiği saat aralığı değiştirilebilir. Çünkü yoğun ve yorucu bir günün ardından uzun bir filme odaklanmaya çalışmak hepimiz için zordur.
Bana kalırsa sorun, insanların her unutkanlıklarına veya dikkat dağınıklıklarına bir teşhis atfetme çabalarıdır. Unutkanlık ve odaklanma güçlüğü insan özelliğidir, mükemmel olmadığımız noktalardandır. Sosyal medyanın etkisiyle bu noktaları tedavi edilmesi gereken bir kusurmuş gibi görmeyi bırakarak, bunların daha az yaşanması için doğal çözümler bulmaya çalışmalıyız.


