Çarşamba, Nisan 29, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Konuşmadan Beni Anla

Çağımız hız ve kolaylıklar çağı. İstenilen birçok şeye hızlıca ve kolayca ulaşabiliyoruz. Çok çaba sarf etmeden hızlıca yemek veya alışverişi sipariş ediyor, ihtiyacımız olan ve bazen olmayan şeylere yerimizde kalmadan sahip olabiliyoruz. Bu kolaylıklar ve hız çağı insan ilişkilerinde de benzer beklentileri içinde olmamıza yol açıyor. Bu beklenti bazen hayal kırıklığı ve üzüntüler, çatışma ve ayrılıklara yol açabiliyor.

İhtiyaçların Tatmini

İnsan yavrusu, diğer canlılardan farklı olarak doğumdan hemen sonra başlayıp belirli gelişim dönemlerine kadar bir bakım verene ihtiyaç duyar. Bu bakım hayatta kalabilmek ve sağlıklı olabilmek için muazzam önemlidir. Dil gelişimi sonraları geliştiği için başlarda bakım verenin bebeğinin ihtiyaçlarını tahmin etmesi ve zamanında ve elbette kararında bu ihtiyaçları karşılaması gerekir.

Bebek bu ihtiyaçlarını içgüdüsel bir şekilde fark eder ve bunları çoğunlukla ağlayarak veya sesler çıkararak ifade eder. Böylelikle ihtiyaçların karşılanması dolaylı yoldan sağlamış olur. Yine de ebeveynlerin bebeğin ihtiyaçları konusunda dikkatli ve özenli olması gerekmektedir.

Bebeklik dönemi konuşamadan anlaşıldığımız nadir bir dönemdir. Dil gelişimi ile birlikte artık kendimizi anlatmaya, ihtiyaçlarımızı, duygularımızı ifade ettiğimiz bir döneme gireriz. Dil ve insanın kendi ifade etmesi hayatta ve ayakta kalabilmek için muazzam öneme sahiptir. Dolayısıyla konuşmadan hayatımızı sürdürmek oldukça zordur ve ödediğimiz bedelleri vardır.

Konuşmayı Bırakmak

İnsan davranış, düşünce ve duygularını etkileyen birçok faktör vardır. Günümüz teknoloji çağı insanın psikolojik durumunu ve ilişkilerini etkileyen önemli bir faktördür. Teknoloji ile birlikte her şeye çok kolay yoldan ulaşma, insanı daha hızlı hareket etmeye ve beklenti ve ihtiyaçlarına kısa yoldan ulaşmaya sürüklüyor gibi görünmektedir. Maddi ve manevi birçok ihtiyacımızı teknoloji bir araç olarak kullanıp elde etmeye yönelik bir çaba içindeyiz.

Alternatiflerin çok olması da kişiyi kolayca başka hedeflere veya ihtiyaçlara yöneltebiliyor. Günlük hayatta birçok ilişkide artık sözel temasın yerini yazılı hatta emojili temas almaktadır. Nadiren kullanılan sözel iletişimde bile kelimeler kısalmaya başladı. En basit örneği ile “Günaydın” yerini “Güno”ya bıraktı. Önümüzdeki yıllarda neye dönüşebileceğini açıkçası kestirmek çok zor.

Günlük hayattaki iletişimde bu sözel kısıtlılık kişilerin ihtiyaçlarını, düşünce ve duygularını yazılı yollardan ifade etmeye çalışmasına yol açıyor. Hatta bazen sadece tek bir emoji ile bile anlatılmaya çalışılan durumlar olabilir. Telefon konuşması yerine mesajlar, emojiler şüphesiz ki sözel iletişimin yerini tutmayacaktır. Duygu ve ihtiyaçlarını ifade ederken ses tonu, jest ve mimikleri de çok önemlidir. Sözel iletişimin gerektiği durumlarda bunu kullanmak, anlatma ve anlaşılmaya giden en iyi yoldur.

Anlatmadan Anlaşılmayı Beklemek

Tüm bunların yanı sıra özellikle ikili ilişkilerde çoğunlukla anlatmadan anlaşılmayı beklemek yaygın olan ve kişiyi çoğunlukla kötü diye tabir edilen üzüntü, hayal kırıklığı ve öfkeye götürebilir. Örneğin sevgi, anlaşılma, güvende olma, saygı gibi ihtiyaçlarımızı talep etmeden karşılanmasını beklemek, karşılanmadığını gördükçe içimizde biriken ve ifade edilmeyen duygular, ilişkisel çatışmalara ve hatta ayrılıklara yol açabilir.

İhtiyaçları sözel olarak ifade etmeye engel olan bazı şeyler içinde; muhtaç görünmek, aşırı beklentileri veya açgözlü imajı vermek, zayıf algılanmak gibi düşüncelerle, karşıdakini incitmek, üzmek gibi inanışlar olabilir. Gerekçesi ne olursa olsun ihtiyaçları ifade etmemek, yoksun kalmaya, gergin olmaya veya ilişkilerle ilgili olumsuz inanışlara sürükleyebilir. İfade edilmeyen veya net ifade edilmeyen ihtiyaçlar ve duygular, içsel bir gerileme, öfke patlamalarına yol açabilir.

“İnsanı En İyi Anlatan Dilidir, Konuş Ki Seni Göreyim”

Konuşmak, kendimizi, ihtiyaçlarımızı, düşünce ve beklentilerimizi en iyi anlatan şeydir. Bir insanın gözümüze bakarak tüm bunları anlayabilmesi imkânsızdır. Bunu beklemek hayal kırıklığına davetiye çıkarır. Bir başka yanlış beklenti, arada geçen süre ne kadar çoksa kişinin karşısındakinin ihtiyaçlarını hemencecik daha kolay anlaması gerektiği inancıdır.

Arada geçen süre fazla olmasına rağmen karşınızdaki kişi hep stabilize bir duygu veya psikolojik şartlarda olmayabilir, bundan dolayı da ihtiyacı fark edemeyebilir. Bebeklik dönemindeki alışkanlıklardan vazgeçmek rahat, basit ve anlaşılır bir hayat için önemlidir. Artık bebeklik döneminde olduğu gibi etrafta sadece kendi ihtiyaçlarımızı fark etmek üzere koşullanmış ebeveynler yok, kendi ihtiyaçları ve beklentileri de olan yetişkinler var.

Bu iletişimi minimum sorunla sürdürmek için, basit ve net ifadeler kullanmak hem kendi psikolojik sağlığımız hem de sağlıklı ve tatmin edici ilişkiler kurabilmek için gereklidir. Bu iletişimde örnek olarak çocukların kendilerini ifade ediş şekillerini alabiliriz. Çocuklar her şeyi net, kısa ifadelerle ve duygularını da işin içine katarak anlatırlar. “Acıktım, yoruldum, korkuyorum, çikolatalı dondurma istiyorum, oyun oynamak istiyorum” gibi net ifadeleri onları anlamamıza olanak sağlıyor.

Yakın ilişkilerde kullanabileceğiniz ve hayatınızı kolaylaştıracak ifadeleri kullanmaktan lütfen çekinmeyin:
“Seninle ilişkimizde güvende olmaya ihtiyacım var.”
“Benimle göz teması kurduğunda beni dinlediğini bilirim.”
“Bana sarıldığında beni sevdiğini daha çok hissederim.”

Şeklinde ifadeler daha net, anlaşılır ve karşılanabilir. Açıklık ve netlik, kendini ifade etme, sadece beklemekten çok daha önemli ve gereklidir. Ne kadar iyi niyetli ve duyarlı olursa olsun hiç kimse yanındaki insanın düşünce ve ihtiyaçlarını tam olarak bilemez. Yazılı mesajların yerine sözel iletişimi, kompleks ve belirsiz ifadeler yerine açık, net, kısa ifadeler hayatı kolaylaştıracaktır.

Hasan Arslan
Hasan Arslan
23 Mayıs 1983 tarihinde Antakya da doğdu. İlk, orta ve Lise eğitimini Antakya da tamamladı. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde 2007 yılında Lisans, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Bilim Dalı’ndan 2010 yılında “Ebeveyn Kabul Reddinin Mizaç ve Karakter Özelliklerine Etkisi” başlıklı yüksek lisans tezi ile master derecesi almıştır. 2009-2012 yılları arasında “Erzincan Devlet Hastanesi”, 2010-2011 yılları arasında askerlik hizmeti kapsamında “Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı”nda,2007-2009 yılları arasında yarı zamanlı ve 2012-2016 yılları arasında tam zamanlı olarak “Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Şube Müdürlüğü’nde, 2016-2019 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Klinik Nöropsikoloji Birimi’nde ve 2019-2020 arasında İzmir Özel Kent Hastanesi ve Kent Onkoloji Merkezinde Uzman Klinik Psikolog olarak görev yapmıştır. 2020-2022 yılları arasında İzmir de çeşitli merkezlerde çalışmıştır. Eylül 2022 den bu yana kendine ait İzmir de bulunan merkezde danışanlarını görmektedir. Bireysel ve çift terapisinin yanısıra Nöropsikolojik Değerlendirme de yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar