Cumartesi, Haziran 13, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Partnerini Üzmemek İçin Kendini Unutmak: Romantik İlişkilerde Fawn Response

Bir tartışmayla başlıyor her şey, ardından bir tartışma daha… Partnerin sesi her geçen saniye gitgide yükseliyor, yüz ifadesi sertleşiyor. Kişi ise sadece bir an önce bu durumdan kurtulmak ve partnerinin bu davranışlarından kaçınmak istiyor. Zihninde tek bir cümle yankılanmaya başlar o anda; “Bir şey söyleme, onu kızdırma, onu üzüyorsun.” Bu düşünceyle birlikte kişi, haklı da olsa “Tamam, özür dilerim. Sen haklısın. Nasıl istersen öyle olsun, ne istersen yapacağım.” cümlelerini kurmaya başlar.

Dışarıdan bakan biri belki de sadece çok anlayışlı, kibar, iyi bir partner görür bu sakin kabulleniş ve özür karşısında. Çünkü kim hemen özür dileyen, sorunsuzca boyun eğen bir partneri takdir etmez ki?

Ancak bunun görünmeyen bir yüzü vardır: göğüste hissedilen ağırlık, düğümlenen bir boğaz, söylenemeyen kelimeler, giderek silikleşen bir benlik ve zihinde yankılanan sessiz çığlıklar. Peki bu gerçekten anlayışlı, kibar, iyi bir partner olmak mı yoksa altında yatan daha derin bir şey mi var?

Psikolojide buna Fawn Response yani memnun etme / yatıştırma tepkisi diyoruz. Travma uzmanı Pete Walker’ın öne sürdüğü, dördüncü temel hayatta kalma tepkisidir. Savaş, kaç, don tepkisine eklenen dördüncü tepki: fawn. Çoğunlukla romantik ilişkilerde kişi fark edemeden devreye giren ve uzun vadede hem ilişkiyi hem kişiyi tüketen bu tepki, “Neden sürekli kendimi ikinci plana atıyorum?” sorusunun cevabıdır (Walker, 2003).

Fawn Response, birey tehdit hissiyle karşı karşıya kaldığında devreye giren bir hayatta kalma stratejisidir. Savaşmak, kaçmak ya da donup kalmak yerine karşısındakini memnun ederek, yatıştırarak kendini korumaya çalışmak diyebiliriz buna. Kişi kendi ihtiyaçlarını, hislerini ve sınırlarını bir kenara bırakır ve sadece karşısındakinin ihtiyaçlarına odaklanır.

Bu tepki genellikle çocuklukta öğrenilir. Duyguların açıkça ifade edilmesinin güvensiz olduğu, eleştiri ve reddedilme korkusunun yüksek olduğu aile ortamlarında çocuk, “Herkesi memnun edersem sorun çıkmaz” stratejisini geliştirir. Yani aslında bu, sadece kendini koruma içgüdüsüdür.

Nörobiyolojik açıdan bu tepkiyi açıklamak için sıkça başvurulan yaklaşımlardan biri Polyvagal Teorisidir; sinir sistemi tehdit algıladığında sosyal etkileşim sistemini savunma amacıyla kullanır. Ancak uzun süre devam ettiğinde (örneğin uzun süreli bir romantik ilişkide) bu strateji ters teper ve kişinin benliği yavaş yavaş silinir ta ki yok olana kadar.

Romantik ilişkilerde fawn tepkisi genellikle partnerin mutluluğunu kendi ihtiyaçlarının önüne koymak şeklinde ortaya çıkar. Kişi partnerini kaybetmekten, onunla tartışmaktan korkar. Bu yüzden partnerinin isteklerini kendisi istemese bile kabul eder, kendi arkadaşlarını ve hobilerini sürekli erteler, tartışmalarda hemen özür diler, partnerinin yaşadığı zor olayları kendi sorunu gibi üstlenir, çatışmadan kaçmak istediği için kendi düşüncelerini bastırır ve bazen kendi sınırını riske atarak partneri memnun etmeye çalışır.

Bu davranışlar ilk bakışta fedakarlık gibi görünse de aslında özünde otomatik bir savunma mekanizmasıdır. Özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerde daha sık görülür ve ilişkiyi dengesizleştirir.

Fawn Response kısa vadede huzur sağlasa da uzun vadede ağır bedeller ödetir. Partnerini memnun etmekten çok daha öte bir durum olduğu ve tehlike arz ettiği göz ardı edilmemelidir. Kişi kendi isteklerini ve sınırlarını o kadar uzun süre bastırır ki “Ben kimim?” sorusuyla yüzleşir. Benliğinden o kadar çok parçayı feda etmiştir ki kişiliği gitgide silinmiş, kendisinin bile tanıyamayacağı bir hale bürünmüştür.

Zamanla bu durum kişide içten içe kendine karşı öfke biriktirir, kronik stres ve duygusal tükenmişlik ortaya çıkar. Gerçek bir bağ yerine performans sergilenen bir ilişki oluşur ve bu durum depresyon riskini artırır. Kişi, partneri onaylamadan en ufak bir şey yapmaya cesaret edemez hale gelir ve sanki onsuz hayatı olmayacakmış hissiyatına kapılır. Adeta partnerine bağımlı hale gelen bu bireyin kendine ait fikirleri, hobileri kalmamıştır bile.

Fakat bu ne kadar tehlikeli de olsa öğrenilmiş bir davranıştır ve değiştirilebilir. Öncelikle farkındalık geliştirip “Şu an fawn modunda mıyım?” diye kendini sorgulamak ve tetikleyicileri fark etmek ile başlanılabilir. Ardından küçük “hayır”larla pratik yapmak, “Bu durum beni rahatsız ediyor, içinde bulunmak istemiyorum çünkü…” gibi ben diliyle konuşmak ve her gün kendi ihtiyaçlarını ön plana koymak önemlidir. Kendi ihtiyaçlarını öne koymak bencillik değil, en temel insani durumlardan biridir. Kişi ilk önce kendine iyi gelebilmeli, kendi kişiliği olabilmeli ki karşısındakine de faydalı olsun ve sağlıklı bir ilişki yaşansın.

Fawn Response, çocukluğumuzda bizi koruyan ancak yetişkin hayatımızda özgürlüğümüzü çalan bir mekanizmadır. Partnerimizi üzmemek için kendimizi unutmak sevgi değildir. Gerçek sevgi, iki tarafın da rahatça var olabildiği güvenli bir alandır.

Bu durumu yaşıyorsanız profesyonel destek almaktan çekinmeyin, yalnız değilsiniz. Küçük bir adımla başlayın. Kendi duygularınızı fark edin, bir ihtiyacınızı ön plana koyarak başlayın. En önemlisi kendinizi suçlamak, kızmak yerine kendinize şefkatle yaklaşın. Değişim her zaman mümkündür ve bu değişimi herkes hak eder.

Ayşegül Yılmaz
Ayşegül Yılmaz
Işık Üniversitesi 4. Sınıf Psikoloji (İngilizce) öğrencisiyim. 22 yaşındayım. Kendimi yazarlık ve psikoloji alanında geliştirmek için bazı adımlar atmaya çalışıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar