“İyileşmek mi? Ama ben hasta değilim ki, kırık döküğüm. Aynı şey değil, anlıyor musun?” -Frida Kahlo
İyileşmenin kelime anlamı nedir? Hem psikolojik hem de biyolojik olarak ele alınan bir yeniden yapılanma sürecidir. Adı üzerinde, ‘yeniden yapılanma’… Yani yeniden doğmak, gitgide kendinin en iyi versiyonuna ulaşmak. Düşündüğün zaman zor geliyor biliyorum; önünde uzun, dik merdivenler var. Yolun sonunu göremiyorsun, göremediğin için tedirgin oluyor, adım atamıyorsun. Ama sonsuza kadar merdiven çıkmayacağının da bilincindesin; o yol eninde sonunda düzlüğe çıkacak, aksi mümkün değil. Peki, adım attığın takdirde vücudunda ve zihninde neler olacağını, neler yaşayacağını biliyor musun?
Ancak, hepsinden önce insanın asla değerini bilmediği bir unsur var; ‘zaman’.
Zamanın Sessiz Emeği
Her insan genelde 20’li yaşlarının hızla geçmeye başladığını fark ettikten sonra sürekli aynı cümleleri tekrarlar; ‘keşke büyümeseydik, keşke liseye dönebilseydim, şu zamana dönebilmek için nelerimi vermezdim…’ Ne kadar fazla his barındırıyor aslında bu cümleler, değil mi? Özlem, pişmanlık, hüzün… İşte bu yüzden zaman, iyileşmek için en fazla tolerans tanımamız gereken alanlardan biridir. Dönüp baktığında bu kadar yılı boşuna geçirmediğine hemfikirsek, kendine tanıyacağın ufak bir zaman diliminde neleri aşabileceğinin farkında mısın?
İyileşmek, hayal ettiğimiz gibi hızlı olmamasıyla beraber kendimizle sürekli savaş içerisinde olduğumuz bir süreçtir. Bu yola girildiğinde, bazen iyi hissedeceksin, bazen kötü. Bazen ağlayacaksın, bazen güleceksin. Hatta bazı zamanlar kendi kendinin ne yaşadığını anlamlandıramayacaksın. Ama aslında bunların hepsinin sürece dahil olduğunu ve zaman geçtikçe iyi hissettiğini fark edeceksin. Bu süreçte, kendi zihnin bile sana doğru yolda olup olmadığını sorgulatacak; lütfen sorgula ve cevaplarını kendinden duymaya odaklan.
Zihnin Sessiz Israrı
İnsan zihni çok derindir. Saniyeler içerisinde neleri düşünüp algıladığımızı tahmin bile edemezsiniz. Öyle ki, yaşadığımız travma veya anılar içerisindeki en ufak bir detaydan zihnimiz tetiklenebilir ve bunun farkında bile olmayız. Mesela, bazen durduk yere kalbimiz çarpar veya bir anksiyete tutar bizi. O an herhangi bir tetikleyici unsur göremeyiz ama yaşanmış anıdaki koku, renk, tat… Bunlar öyle derin duyu organlarıdır ki, hatırlayamadığımız bir anıyı bile saniyesinde zihnimizde canlandırabilir.
Zihin dipsiz bir kuyu; bilinç, içerisine daldırılan kova; kovadan çekilen su ise travmalar, bilinçdışına atmak istenilen ama atılamayan her şeydir. Bu süreç içerisinde, kuyuya çok kez inmek zorunda kalabilirsin. Burada önemli olan inmekten korkmaman.
Korku filmlerini düşün; korkacağını bile bile izlersin o filmleri. Bazı sahnelerde gözünü kapatırsın, o an ani bir şey olacağını ve kendinin korkacağını bildiğin için yaparsın bunu. Ama kapatmazsın o filmi, bitirmeye gayret edersin. Sen de bu gayretin sonunun iyi olacağının bilincindesin; o zaman üstüne gitmeye ne dersin?
Yaraya Tuz Basmak
İyileşmenin bir diğer kelime anlamı, kaybettiğimiz duygularla yüzleşmektir. Genelde her bireyin yaşamak istediği şey, bir sabah tüm olumsuz duygu ve durumlardan arınmış ve tamamen iyileşmiş bir şekilde uyanmaktır. Bunun tek bir sabahla mümkün olmayacağını bilsek bile, o günün hayalini kurarız. Oysa ki psikolojik iyileşme doğrusal bir çizgi izlemez.
Bazı yaralar kapanmadan önce son kez sızlar. Nasıl ki fiziksel bir yaranın temizlenmesi sırasında hissedilen yanma, iyileşmenin önünde bir engel değilse; duygusal yaralarla yüzleşirken hissedilen acı da her zaman kötüye gidişin işareti değildir. Acı; yaşanması gereken, ertelenmemesi önemli olan bir histir. Bu his bastırıldığında, insan vücudu acıyı dışarı vurmanın yollarını arar. Bu durumu yaşamamak için, hissedilen her duyguyla barışmak ve gerekirse çeşitli yüzleşmeler yaşamak gerekebilir.
Bazı Hikayeler Tamamlanmaz Ama Hayat Devam Eder
İyileşme sürecinin en önemli unsurlarından biri de, geçmişinle barışmaktır. Çünkü; iyileşmenin amacı geçmişi silmek değil, geçmişin artık bugünü yönetmemesidir. Bir hikayenin bitişiyle, diğer hikayelerin de biteceği düşüncesiyle vedalaşılması… Belki de iyileşmek, yarım kalan hikâyeleri tamamlamak değil; onların yarım kaldığını kabul ederek yaşamaya devam etmektir.
Seni sen yapan, aynada gördüğün kişi olmanı sağlayan yine kendinsin. Bu bedeni ve zihni yöneten de sensin; ona nasıl bakması gerektiğini bilen de sensin. O yaranın iyileşmesini istiyorsan, tuzun iyi geleceğini de biliyorsundur. Kaçma, hisset ve yaşa.


