Hayatınızda hiç tatil yaparken o anı özlediğiniz oldu mu? Ya da çok sevdiğiniz bir mekânda bulunduğunuzda, orada olduğunuz için mutlu iken birden “E ama gün sonunda buradan ayrılacağım” diye üzüldüğünüz anlar yaşadınız mı? Peki, o anda hissettiğiniz duyguyu daha sonra hatırlamak için bulunduğunuz odanın fotoğrafını çektiniz mi? Eğer henüz bitmemiş bir tatilin yasını tutuyorsanız, yaşadığınız duygunun psikolojide bir ismi var: Anticipatory Nostalgia (İleriye Dönük Nostalji). Şimdiye kadar nostalji genellikle ‘geçmişi özlemek’ olarak tanımlandı. Ancak nostaljiye psikolojik açıdan baktığımızda, gelecekle olan bağlantısına dair birçok ilginç detay keşfediyoruz.
Psikoloji, nostaljiyi sadece geçmişe duyulan özlem olarak görmez. Aynı zamanda sosyalliğimiz, benliğimiz ve yaşama yüklediğimiz anlamdır. Anılarımız, arkadaşlarımız, çevremiz, ailemiz ve yaşamımızda dönüm noktası oluşturan olaylardır. Günümüz dünyasında yaşadığımız belirsizlikler, kültürel kimliğimizden uzaklaşma isteğimiz ve geçmişin verdiği güvene duyduğumuz özlem, bizi zamanın telaşına kaptırır. Anı yaşamak yerine, bu anın da gelecekte bitecek olmasının endişesini taşırız. Kafamızda sürekli “Bu an da bitecek, buradan gideceğim ve çok özleyeceğim” düşüncesini tekrarlarız. İşte bu his, aslında bize geçmişi özletmez; şimdinin yasını tutarak ileri dönük nostaljiyi yaşatır.
Zihin Neden Bunu Yapar?
Aslında hayatımızda zaman zaman yaptığımız ‘erken yas tutma’ bir savunma mekanizması olarak burada da karşımıza çıkar. Üzülmekten ve büyük bir hayal kırıklığından korkan beynimiz, kendini korumak için olası felaket senaryolarını önden kurgulamaya başlar. Güzel bir tatile gittiğinizde “Zaten bir hafta sonra bu güzel tatil bitecek, o yüzden ben yavaş yavaş zihnimde bunu bitirmeye başlamalıyım” düşüncesi, beynin hüznü yavaş yavaş salma oyunudur. Geçmişte yaşadığımız ‘bitiş’ deneyiminin verdiği hüznü, tatilimiz bitmeden hatırlatmaya başlar. Böylelikle, kaza anında yüzümüze gelecek hava yastığını yavaş yavaş açarak ani bir darbeden bizi korumaya çalışır. Peki, bu sırada ne olur? Anı yaşamaktan ziyade şimdinin yasını tutmaya başlarız.
Diğer yandan, zamanın akış hızını kontrol edemediğimiz bir çaresizlikle baş başa kalırız. Hatırlar mısınız, çocukken kış dönemi olarak adlandırdığımız ‘okul dönemi’ aşırı yavaş geçerken; dört gözle beklediğimiz ‘yaz dönemi’ göz açıp kapayıncaya kadar geçerdi? Beynimiz, çok mutlu olduğumuz anlarda zamanın çabuk geçtiği algısına kapılır. Bu durum karşısında çaresiz kaldığımızda, elimizde somut anılar olsun diye yaşadığımız o mutluluk hissini yeniden yaşayabilmek için kaldığımız odaların, giydiğimiz kıyafetlerin, anların fotoğrafını çekmeye başlarız ya da hafızamıza zorla kazımaya çalışırız. İşte o andan kopup, o anın gelecekteki yoksunluğuna kapılarak ileriye dönük bir nostalji yaşarız.
Peki Bu Kötü Bir Şey Mi?
Size bir soru: “Nostalji aslında bizi, ellerimizden ayaklarımızdan tutup geçmişe mi bağlar, yoksa geçmiş ile kol kola girip bugün dik bir şekilde yürümemize yardım mı eder?” Bu sorunun cevabı değişken olabilir. Yaşadığımız deneyimler ve bu deneyimleri günümüzde nasıl değerlendirdiğimizle alakalıdır. Farkındalığı yüksek, kendi zihinsel gelişimine yatırım yapmayı seven biriyseniz, bu soruya olumlu yanıt vermeniz daha olasıdır. Çünkü geçmişte yaşadığınız deneyimleri birer talihsizlik olarak görmekten ziyade, sırtınızı yaslayabileceğiniz yıkılmaz bir duvar yaparak günümüze taşımaktan zevk duyarsınız. Yani aslında geçmişe dönmek bir zayıflık değil, geçmiş ve bugün arasında kurduğumuz bağı anlamlandırma çabasıdır. Zihnin kendini onardığı bir başa çıkma mekanizmasıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda da görülen ileriye dönük nostalji, en çok duygusal anlamda yoğun ve hassas, aidiyet ve anlam arayan üretken zihinlere sahip kişilerde yaşanmaktadır.
Nostalji, geçmişin bize sunduğu mutluluk ve güvenle bugün yaşadığımız anı birleştiren bir köprüdür. Bu yüzden kendimize şu cümleyi daha çok hatırlatmak gerekir: “Bu tatil bitecek bile olsa, şu an yaşadığım anın keyifli ve deneyim verici olduğunu biliyorum.”
Keyifli, erken yas tutmadan, eğlenceli bir yaz olması dileğiyle 🙂


