Hayat, doğru ve yanlış tercihlerimizden oluşur. Daha doğrusu, en doğrusunu yapmaya çalışırken yaptığımız yanlış tercihler ve deneyerek bulduğumuz doğrulardan ibarettir. Hayatımız boyunca yanlış yapmamaya ve pişman olmamaya odaklanırız. Zihnimizde bir olaya karşı onlarca, yüzlerce yol belirir. Birini seçeriz ve seçtiğimiz yol, günlerce düşünüp en doğrusu olduğunu düşündüğümüz yoldur. Peki, her zaman en doğrusunu seçmek zorunda mıyız? Hatta bazen yanlış olanı seçmemiz gerektiğini söylesem? Yanlış bir tercihin insana daha çok şey öğretebileceğini söylesem?
Küçüklüğümüzden bu yana bize öğretilen, hata yapmamaktır. Ebeveynler, çocuklarını dünyanın kötülüğünden koruyabileceğine inandıkları için düşmesine bile izin vermezler bazen. Eminim sizler de belli bir süre “yapma, dokunma, sakın ha!” gibi uyarılarla büyümüşsünüzdür. Aslında büyüdüğümüzde de yanlış yapmaya olan bu karşı konulmaz korkularımız buradan geliyor diyebiliriz. Mesela, büyüdüğünüzü ve labirent kadar karmaşık bir olayla karşı karşıya olduğunuzu varsayalım. Önünüzde onca giriş, çıkış, dönemeç, gördüğünüz ve göremediğiniz girinti çıkıntılar var. Tabii ki her yol için ihtimalleri değerlendirebilir, daha önce bu labirentten çıkmış birine sorabilir ya da görebildiğiniz kadarıyla bir yol seçebilirsiniz. Çocukluğunuz uyarılarla geçmişse, ilk karşılaştığınız labirentte birine sormanız çok olasıdır. Ya da her yolu, girinti-çıkıntıyı düşünerek günlerinizi harcayabilirsiniz. Kısacası, her an garantiye oynamaya çalışabilirsiniz. Ancak bazen bu şekilde seçeceğiniz yol, kendinizle aranızdaki engellerden biri haline gelebilir. Sizi en yansıtmayan ve sizi sizden çıkaran, belki de kendiniz gibi hissetmeyeceğiniz yolları, sırf doğru olduğunu düşündüğünüz için seçebilirsiniz. Ve yanlış olanı seçip pişman olmak yerine, doğru olanı yapmaya çalışıp bundan da pişman olabilirsiniz. Çünkü başkasına sorarak gireceğiniz labirent artık size ait bir yol olmaz ya da tüm ihtimalleri düşünerek girdiğiniz bir yol, hiç de kafanızda kurguladığınız gibi gitmeyebilir. Hata yapmamak için yaptığınız tüm hesaplar elinizde kalır ve siz günlerce kendinizi yorduğunuzla kalabilirsiniz. Yani maalesef ki hayat, hatalardan ya da pişmanlıklardan kaçabileceğiniz bir yer değildir. Bir matematik sorusunu formülü sayesinde yanlış yapmadan çözebilirsiniz, ama hayatın hatasız yaşamak için elimize verilen bir formülü yoktur. Hayat, kendinizi hatalarınızda da bulabileceğiniz, pişmanlıklardan çıkardığınız derslerle tekrar ayağa kalkabileceğiniz ve pes etmeden deneyebileceğiniz bir simülasyondur. Hata yaparsanız, baştan başlar ya da öğrendiğiniz derslerle kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
Kısacası, bazen yanlış yapmadan doğrusunu öğrenmeniz de mümkün değildir. Bazen aklınızdan geçen onca yol arasından en yanlışını seçmeden doğru olanın değerini anlamayabilirsiniz. Ve yaptığınız yanlışı bir suç ya da ayıp olarak görmek yerine, biraz da yanlış yolun keyfini çıkarabilirsiniz. Yani hayat, bu tabii ki doğrusunu arayacağız. Yanlış yapmaya olan karşı konulmaz korkularınızda da bir problem yok esasında. Sadece tek yolun doğru olanı yapmak olmadığını ve bazen akışa bırakarak doğru yolu size hayatın da gösterebileceğini unutmayın. Dediğim gibi, yanlış yöne giden bir trene binmişseniz ve durdurmak elinizde değilse, biraz da yolculuğun tadını çıkarmak lazım.


