Cuma, Temmuz 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Rakip mi, Partner mi?: Tartışma Anlarında Aynı Takımda Kalabilmek

Sevgiliden rakibe dönüştüğümüz o anlar, birçokımızın deneyimlediği bir durumdur. Mesaja neden geç dönüldüğüyle başlayan ufak bir sitem, günlerce süren soğuk bir iletişimsizliğe dönüşebilir. “Hafta sonu planını neden bana sormadan değiştirdin?” gibi basit bir soru, aniden geçmişte iptal edilen buluşmaların veya aylar önceki kırgınlıkların masaya döküldüğü bir mahkemeye dönüşebilir. Peki, basit bir iletişim pürüzü nasıl olur da karşılıklı savunmaların yapıldığı bir savaş alanına evrilir? Cevap genellikle problemi çözme isteğinden çok, içten içe duyduğumuz o yoğun ihtiyacın arkasında saklıdır: Haklı çıkma arzusu.

Düşünce Tuzağı: Ya Hep Ya Hiç (Siyah-Beyaz Düşünme)

Tartışma anlarında zihnimiz hızla kutuplaşır. İlişkilerde sıkça düştüğümüz “siyah-beyaz düşünme” tuzağı tam da burada devreye girer. Zihnimiz bize şu kuralı dayatır: “Bir tartışmada biri haklıysa, diğeri tamamen haksız olmalıdır.” Oysa ilişkilerdeki çatışmalar matematik problemi değildir; tek bir doğru cevabı yoktur. Ancak o anki otomatik düşüncelerimiz bizi adeta bir avukat gibi davranmaya iter. Partnerimizi anlamak için değil, ona cevap vermek, tezini çürütmek ve kendi haklılığımızı kanıtlamak için dinlemeye başlarız. Bu savunma mekanizması, sevdiğimiz o insanı bir anlığına değer verdiğimiz biri olmaktan çıkarıp, “alt edilmesi gereken bir rakibe” dönüştürür.

Haklılığın Gizli Maliyeti: İlişkisel Yıkım

Farz edelim ki o tartışmayı “kazandınız” ve haklı olduğunuzu kanıtladınız. Partneriniz pes etti ve geri çekildi. Peki, bu zaferin hissi neden beklediğiniz kadar tatmin edici değildir? Çünkü ilişkilerde bireysel zaferler yoktur. Eğer siz kazanıyorsanız ve partneriniz kaybediyorsa, günün sonunda ilişkiniz kaybediyor demektir. Haklılık madalyasını göğsünüze takarken, partnerinizde bıraktığınız anlaşılamama hissi, zamanla aranızdaki duygusal mesafeyi açan sessiz bir duvara dönüşür.

Savunma Modundan “Biz” Moduna Geçiş İçin Pratik Adımlar

Bu yıkıcı döngüyü kırmak her zaman kolay olmasa da, zihinsel alışkanlıklarımızı değiştirmek tamamen bizim elimizdedir. Tartışmanın hararetlendiği anlarda şu adımları izlemek yönünüzü değiştirebilir:

  • Freni Çekin (Duygusal Mola): Nabzınızın yükseldiğini ve ses tonlarının değiştiğini fark ettiğiniz an, mantıklı düşünme devreden çıkıyor demektir. Konuşmaya devam etmek yerine “Şu an ikimiz de çok gerginiz ve birbirimizi kırabiliriz, yarım saat sonra tekrar konuşalım” diyerek zihninize soğuma payı verin.
  • Zihninizin Gündemini Sorgulayın: Mola sırasında ya da konuşmanın tam ortasında kendinize şu kritik soruyu sorun: “Şu an amacım bu sorunu çözmek mi, yoksa ona gününü gösterip haklılığımı kanıtlamak mı?”
  • Onaylamak, Katılmak Demek Değildir: Birçok insan, partnerinin duygusunu anladığını söylerse kendi davasını kaybedeceğini sanır. Oysa “Böyle hissetmeni anlıyorum” veya “Senin açından bakınca neden kırıldığını görebiliyorum” demek, kendi düşüncenizden vazgeçtiğiniz anlamına gelmez. Sadece silahları bırakıp onun dünyasından bakabildiğinizi gösterir.
  • “Sen” Yerine “Ben” Merceğine Geçin: “Sen hep böyle yapıyorsun, zaten hiç düşünceli değilsin” gibi suçlayıcı ifadeler karşı tarafı anında savunmaya iter. Bunun yerine “Hafta sonu planı bana sorulmadan değiştiğinde kendimi önemsenmemiş hissediyorum” diyerek sadece kendi duygunuzu masaya koyun.

Aynı Takımda Olduğunuzu Hatırlayın

İlişki, iki kişinin sırt sırta verip dünyaya karşı durduğu bir takımdır. Çatışma anlarında partnerinizi karşınıza alıp onunla savaşmak yerine, problemi karşınızda bırakıp partnerinizle yan yana durmayı seçebilirsiniz. Bir dahaki sefere sesler yükselmeye başladığında durup kendinize sorun: Bugün haklı bir galip mi olmak istiyorum, yoksa mutlu bir partner mi?

Aybüke Arslan
Aybüke Arslan
Aybüke Arslan, Fenerbahçe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Klinik Psikoloji Yüksek Lisansına devam etmektedir. Motivasyon, sosyal medya psikolojisi, spor psikolojisi ve bilişsel davranışçı terapi alanlarına ilgi duymaktadır. Sosyal medyada psikoloji içerikleri üreterek psikolojik kavramları herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlamaktadır. “Zihinsel sağlık, hayatın gerçek zenginliğidir” mottosuyla hareket eden Arslan, Psychology Times Türkiye’de toplumsal farkındalık, motivasyon ve ruh sağlığı temalı yazılar yazmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar