Salı, Mayıs 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Önce Deprem, Sonra Sel

Tarihler 21.05.2026’yı gösterdiğinde Hatay halkı başka bir doğal felakete uyandı. Hatay’ın Samandağ ve Antakya ilçelerini etkisi altına alan sel suları, maddi ve manevi tahribata yol açtı. “Asrın felaketi” olarak adlandırılan 6 Şubat depreminden yaklaşık 1200 gün sonra yaşanan bu sel felaketiyle sarsılan Hatay halkı, “üst üste binen travmalar” (ardışık travmatizasyon) sarmalına girdi. Bu durum, psikolojik açıdan oldukça ağır ve karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.

Hatay halkının mevcut psikolojik durumunu ve hissettiklerini şu başlıklarla özetleyebiliriz:

1. Güven Duygusunun Tamamen Kaybolması (Kronik Güvensizlik)

Deprem, insanın en temel ihtiyacı olan “barınma ve güvende hissetme” duygusunu yıkar (Janoff-Bulman, 1992). 6 Şubat’ta gördük ki dışarıda kalırsak üşüyoruz, içeride kalırsak depremlerden dolayı korku yaşıyoruz; halk aslında derin bir çaresizlik içindeydi. İnsanlar evlerinden çıkıp çadırlara veya konteynerlere sığındığında, orayı görece güvenli bir alan, “güvenli bir liman” olarak kabul etmeye çalıştılar. Ancak selin bu geçici barınma alanlarını da vurması (nehirlerin içinden konteynerlerin çıkması), “Hiçbir yerde güvende değilim” inancını kökleştirdi ve “sığınak” kavramının kendisini yok etti.

Bu durum, sürekli tetikte olma (hipervijilans) halini kronikleştirir. Ayrıca bireyde derin bir yersiz-yurtsuzluk, köksüzlük ve dünyaya ait olamama hissi yaratır. İnsan nereye baksa tehlike göreceği için zihinsel olarak kapanır.

2. Öğrenilmiş Çaresizliğin “Garantilenmesi”

Martin Seligman’ın ortaya koyduğu Öğrenilmiş Çaresizlik kuramına göre bir canlı, ne kadar çabalarsa çabalasın olumsuz sonucu değiştiremeyeceğini üst üste deneyimlerse, bir süre sonra durumu değiştirebilecek fırsatları olsa bile eyleme geçmeyi bırakır ve pasifleşir (Seligman, 1975). Hatay halkı için süreç tam olarak böyle işledi:

  1. Aşama (Deprem): Büyük bir çaba, enkazdan kurtulma mücadelesi ve hayata tutunma gayreti. İnsanlar canlarını ve kalan azıcık eşyalarını kurtarmak için aktif bir mücadele verdi.
  2. Aşama (Arayış): Zor koşullarda yeni bir düzen kurma, çadırı veya konteyneri yaşanabilir kılma çabası; yani kontrolü yeniden ele alma girişimi.
  3. Aşama (Sel): Kurulan bu yeni ve zayıf düzenin de kontrol dışı bir güçle yıkılması.

İşte bu ardışıklık zihne şu tehlikeli mesajı verir: “Sen ne yaparsan yap, sistem ve doğa senden güçlüdür ve senin çaban anlamsızdır.” Bu inanç yerleştiğinde, bireyde hayata karşı tam bir pasifleşme ve boyun eğme süreci başlar.

Sağlıklı insan psikolojisinde “İçsel Kontrol Odağı” dediğimiz bir mekanizma vardır; yani kişi, hayatındaki başarıların veya başarısızlıkların kendi kararlarına ve çabalarına bağlı olduğuna inanır (Rotter, 1966). Bu inanç bizi üretken ve dirençli tutar. Üst üste gelen afetler, içsel kontrol odağını tamamen yok ederek insanları “Dışsal Kontrol Odağına” hapseder. Kişi artık kendi hayatının öznesi değil; doğa, kader, ihmaller ve şans gibi dış güçlerin savurduğu pasif bir nesne olduğunu hissetmeye başlar. Bu da insanı “Ben artık kendi hayatımın kaptanı değilim” düşüncesine sürükler.

3. Kolektif Travma ve Terkedilmişlik Hissi

Bireysel bir travmada insan, etrafındaki “sağlıklı ve normal” işleyen dünyaya bakarak bir referans noktası bulabilir. Ancak Hatay’da yaşanan kolektif travma, referans noktalarının tümünün yok olması demektir.

Mekânsal Bellek ve Kimlik Kaybı: Bir şehrin sokakları, tarihi binaları ve meydanları o şehirde yaşayan insanların hafıza saraylarıdır. Hatay halkı sadece evlerini değil; çocukluklarını, gençliklerini, kültürlerini ve aidiyetlerini kaybetti. Depremin ardından gelen sel, bu kayıp mekânların geride kalan çamurlu izlerini de silmeye çalışarak insanlarda “coğrafi bir yersizlik” ve “kimliksizleşme” hissi yarattı. Şehir artık tanıdık bir sığınak değil, yabancı ve tekinsiz bir enkaz alanıdır.

“Kardeşlik ve Acı Ortaklığı” Sınırı: Kolektif travmanın ilk evrelerinde görülen o yoğun “ortak acıda birleşme” hali; kriz uzadıkça ve üzerine sel gibi yeni felaketler eklendikçe yerini kolektif bir yorgunluğa bırakır. Herkes o kadar ağır yaralıdır ki kimsenin bir diğerinin acısını sırtlayacak, onu teselli edecek duygusal kapasitesi (psişik enerjisi) kalmaz. Bu da toplumsal bir yalnızlaşmayı beraberinde getirir.

İhanete Uğramışlık ve Kurumsal Güven Krizi: Psikolojide “kurumsal ihanet” (institutional betrayal) denilen bir kavram vardır (Smith & Freyd, 2014). Birey; kendisini korumakla yükümlü olan yapılardan (kurumlar, koordinasyon merkezleri, sistem) afet anında ve sonrasında yeterli desteği göremediğini hissettiğinde bu travma derinleşir. Depremdeki gecikmelerin üzerine sel sularının konteyner kentleri basması, halkta “Bizi öngöremediler, bizi koruyamadılar ve hâlâ sesimizi duymuyorlar” düşüncesini doğurur. Bu durum, basit bir kırgınlığın ötesinde sisteme karşı kronik bir güvensizlik, öfke ve yabancılaşma yaratır. İnsanlar kendilerini “ikinci sınıf” veya “gözden çıkarılmış” hissetmeye başlar.

Psikolojik Sağlamlık (Resilience) ve Tutunma Arzusu

Madalyonun diğer yüzünde ise insan psikolojisinin en hayranlık uyandırıcı savunma mekanizması olan psikolojik sağlamlık (resilience) yer alıyor (Smith ve ark., 2008). Hatay’ın köklü tarihi ve medeniyet mirası, bu sağlamlığın en büyük harcıdır.

“Kadim Kimlik” Direnci (Post-Travmatik Büyüme): Hatay, yüzyıllar boyunca defalarca yıkılmış ama her seferinde küllerinden anka kuşu misali yeniden doğmuş bir şehirdir. Bu tarihsel hafıza, genetik ve kültürel bir kod olarak halkın bilinçaltında yaşar. Yaşanan süreç sadece yıkım getirmekle kalmaz; bireylerde ve toplumda “Travma Sonrası Büyüme” dediğimiz olguyu tetikler (Tedeschi & Calhoun, 2004). İnsanlar, maruz kaldıkları bu devasa acıdan sonra içlerindeki hayatta kalma gücünü, dayanıklılığı ve “vazgeçmeme” iradesini keşfederler.

Kolektif Altruizm (Dayanışma ile İyileşme): Terkedilmişlik hissinin yarattığı boşluk, Hatay halkının kendi arasında kurduğu “kolektif altruizm” (toplumsal fedakarlık) ile kapatılmaya çalışılıyor. “Bizi bizden başka anlayan yok” düşüncesi, muazzam bir sivil kenetlenme yaratır. Yaraları sarmak için kurulan yerel ağlar, çorba dağıtan depremzedeler, birbirinin çocuğuna göz kulak olan komşular… Psikolojide “başkasına yardım ederek iyileşme” mekanizması devreye girer. Kişi, kendisi de mağdurken bir başkasının elinden tuttuğunda çaresizlik şemasını yıkar ve yeniden “özne” olur.

Şehre Sahip Çıkma İradesi (Kültürel Yas ve Re-animasyon): Hatay halkının psikolojik sağlamlığı, şehri terk etmeme veya geri dönme kararlılığında gizlidir. Künefecisinden esnafına, öğretmeninden gencine kadar herkesin dilindeki, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü olan “Hatay bizim şahsi meselemizdir” vurgusu, travmatik bir teslimiyete karşı verilmiş psikolojik bir başkaldırıdır. Şehri yeniden canlandırma çabası, sadece ekonomik bir arzu değil; ruhsal bütünlüğü yeniden kazanma mücadelesidir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Tülin Dönmez
Tülin Dönmez
Hataylı olan Tülin Dönmez, 2024 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olmuştur. Meslek hayatına Hatay’da devam etmekte ve Türk PDR Derneği başta olmak üzere birçok dernekte aktif gönüllülük yapmaktadır. Kendini geliştirmeyi seven, aktif bir birey olan Dönmez; yeni insanlar tanımayı, gezmeyi, keşfetmeyi, kitap okumayı, dizi analizleri yapmayı, sanat ve sporla ilgilenmeyi tutkuyla sürdürmektedir. Yazı hayatına sekiz yaşında şiir yazarak başlayan Tülin Dönmez, yıllar içinde yazmayı bir tutku haline getirmiştir. İlk şiirlerini turuncu kapaklı, mor çiçek desenli bir deftere yazmaya başlayan Dönmez, zamanla hikâye, günlük ve şarkı sözleriyle yazı dünyasını genişletmiştir. Defterler ve kalemler onun en değerli hediyeleri olmuş, yazıları zamanla dijital ortamlara taşınsa da kalem ve kağıda olan bağlılığı hep devam etmiştir. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik eğitimine başladığında, psikoloji ile yazıyı birleştirme kararı almış ve bu doğrultuda içerikler üretmeye başlamıştır. İnsanlara yazılarıyla ulaşmayı hedefleyen Dönmez, hem danışmanlık hem de yazı yoluyla bireylere katkı sağlamaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar