Hepimiz bir diziyi izlerken başrolün üzülmesiyle üzülmedik mi? Bu makalede, izleyicilerin medyada (TV, YouTube, sosyal medya mecralarında) düzenli olarak gördüğü karakterlerle kurduğu bağın varlığını, ilk kez 1956 yılında Donald Horton ve R. Richard Wohl tarafından ortaya atılan parasosyal ilişki kavramını ele alacağım. Parasosyal ilişki, izleyicilerin medyada var olan karakterlerle kurduğu tek yanlı ve hayali ilişkiyi ifade eder. Bu ilişki, gerçek hayatımızda yaşadığımız sosyal ilişkilere benzetilebilir. Sevdiğimiz bir insana yaklaşan tehlikeyi gördüğümüzde hissettiğimiz endişe, medyada gördüğümüz bir karakterin başına geldiğinde de aynı şekilde hissedilebilir. Dizinin herhangi bir bölümünün sona ermesiyle diğer bölümün çıkmasına kadar olan özlem de parasosyal ilişki içinde yer alır.
Bir Cuma akşamı televizyon karşısına geçip Kızılcık Şerbeti izlerken ya da her Haziran ayında Bihter Ziyagil için paylaşılan anma mesajlarına bakarken, aslında toplu bir parasosyal ilişki deneyiminin bir parçası olmaktayız. Beynimiz, haftanın belli bir günü düzenli bir şekilde evimize konuk olan, en mahrem anlarına ve ağlama krizlerine şahit olduğumuz bu kurgusal karakterlerle yakın bağ kurmakta ve onları gerçek hayatımızdan birer üye olarak algılamaktadır. Bu derin bağ, zamanla parasosyal ilişkiye dönüşmektedir.
Popüler kültürün neredeyse her gün gördüğümüz medya karakterlerinin sunduğu rol model ve yaşam tarzları, izleyicinin gerçek dünya üzerindeki yaşamsal gerçekliğini şekillendirmektedir. Medyanın etkilerini parasosyal ilişkide bile görmekteyiz. Başlangıçta bu tarz açıklamalarla ifade edilen parasosyal ilişki, gün geçtikçe kurgusal medya karakteri ile izleyici arasındaki bağdan çıkıp, medya karakterleri ile hayali ilişkiler kurma noktasına gelmiştir. Günümüzde reklam sektörü, parasosyal ilişkileri en güçlü şekilde paraya ve satışa dönüştüren devasa bir sektör haline gelmiştir. Hepimizin televizyonda ya da sosyal medya mecralarında defalarca maruz kaldığı Kıvanç Tatlıtuğ’un oynadığı Mavi markasının reklamını hatırlıyor olmalısınız. Bir an evimizin bir üyesi haline gelen ünlülerin parasosyal yönüyle satılmayan bir eşya satabilmekte ve oldukça kar sağlamaktadır.
Kıvanç Tatlıtuğ, doğrudan kameraya samimi bir şekilde izleyicilerin gözlerinin içine bakarak konuşmakta, sanki bir kafede karşılıklı oturuyormuşçasına ses tonu ve beden dili kullanmaktadır. Beynimiz, ekranın öteki tarafında bulunan bu ünlü ismi yıllardır Aşk-ı Memnu‘daki Behlül, Kuzey Güney‘deki Kuzey olarak evimize konuk ettiği için ona karşı çoktan hazır, güvenli ve samimi bir parasosyal bağ geliştirmiştir. 2015 yılında Brown’un da belirttiği gibi, izleyiciler farklı alanlarda ünlü kişilerin televizyondaki reklamlarını izleyerek o ünlülerle parasosyal ilişki kurduğunu ifade etmiştir.
Parasosyal İlişki ve Parasosyal Etkileşim
Bu iki kavram sık sık birbirinin yerine kullanılsa da aralarında belirgin bir fark vardır.
Parasosyal Etkileşim: Anlık, durumsal ve o esnada yaşanan bir deneyimdir. İzleyicinin izlediği veya dinlediği tam o anda ekrandaki kişiyle kurduğu etkileşim hissi ve tepkilerdir. Örneğin, telefonunu eline alıp çok ünlü bir influencer’ın Instagram hikayesine baktığında, “Arkadaşlar bugün çok kötü bir gün geçirdim, size anlatmam lazım” dediği an ekrana kilitlenip onu dinlemen, üzülmen ve onunla bağ kurman parasosyal etkileşim örneğidir. Hikaye bittiğinde etkileşimin bittiği bir bağ kurma türüdür.
Parasosyal İlişki: Zamanla gelişen, yayın sonrasında da devam eden, bilişsel ve duygusal bir bağdır. Anlık yaşanan parasosyal etkileşimlerin birikmesi ve tekrarlanmasıyla ortaya çıkan uzun süreli bir bağ türüdür. Bir medya karakteriyle sürekli oluşturulan parasosyal etkileşim, zamanla parasosyal ilişkiye dönüşmektedir. Parasosyal etkileşim, parasosyal ilişkinin kalitesini etkilemektedir (Hu, 2016; Schmid ve Klimmt, 2011; Schramm ve Hartmann, 2008). Parasosyal ilişki, içerik bittikten sonra bile devam edebilir; izleyici, ekrandaki kişiyi hayatının bir parçası haline getirip bir yakını gibi görmeye başlar ve yokluğunda eksikliğini hisseder. Örneğin, telefonunu kapattığında parasosyal etkileşim sona ererken, parasosyal ilişki devam eder. Yatağına girdiğinde “Acaba o influencer’ın sonucu neydi, umarım her şey yoluna girer” diye endişeleniyorsan ya da her Cuma Kızılcık Şerbeti‘ni beklediğinde karakterlerini özlüyorsan, artık parasosyal etkileşim içinde olmayıp bir parasosyal ilişkinin parçası olmuşsundur.
Sonuç olarak, bu iki kavramın öneminden dolayı kısa bir örnekle farkını yeniden açıklamak istiyorum. Parasosyal etkileşim, yolda bir gün karşılaştığınız bir yabancıyla anlık olarak göz göze gelip birbirinize tebessüm etmeniz gibidir; o an yaşanır ve biter. Parasosyal ilişki ise, her gün yaşanan bu anlık tebessümlerin zamanla birikmesi sonucu, o hiç konuşmadığınız yabancıyı zihnimizin en yakın dostumuz olarak görmemizdir.
Parasosyal İlişkinin Etkileyen Faktörleri
Parasosyal ilişkinin gelişimini etkileyen faktörlerden biri, medya karakterlerinin bulunduğu programın özellikleridir. Schmid ve Klimmt’in 2011 yılında belirttiği gibi, televizyon programları parasosyal ilişki gelişimini kolaylaştırmaktadır. Araştırmalar, izleyicilerin medya içeriğini ne kadar gerçekçi bulursa, o kadar yüksek seviyede parasosyal etkileşim kurduğunu ortaya koymaktadır. Bir diğer etmen ise aynı medya karakterlerinin sık sık görülmesidir. Bir medya karakterini sık sık görmek ve izlemek, etkileşim bağını artırmaktadır. Bu etkileşim arttıkça aradaki bağ derinleşir ve artık kurgusal karakteri evimizden biri olarak görmeye başlarız. Kıvanç Tatlıtuğ örneğini hatırlarsanız, orada ona bir arkadaş gibi güvenip samimi davranıyorduk.
Cinsiyetin parasosyal ilişki üzerindeki etkisi de şöyle açıklanmaktadır: Bazı araştırmalar, kadınların daha güçlü parasosyal ilişkilere sahip olduğunu (Cohen, 1997, 2003; Lather ve Moyer-Guse, 2011) gösterirken, diğer görüşler erkeklerin kadınlardan daha güçlü parasosyal ilişkilere sahip olduğunu belirtmektedir (Claessens ve Van den Bulck, 2015; Eyal ve Dailey, 2012; Eyal ve Rubin, 2003). Ayrıca, parasosyal ilişki; eğitim seviyesiyle ters orantılıdır; eğitim seviyesi arttıkça parasosyal ilişki azalmakta, eğitim seviyesi azaldıkça parasosyal ilişki artmaktadır.
Reddedilme Korkusu: Hepimiz reddedilmekten korkarız, değil mi? Birimiz sevdiği insandan, birimiz onay beklediğimiz işvereninden, birimiz de ailemizden. Ancak parasosyal ilişki, tek taraflı yani platonik aşk gibi düşünüldüğünde, reddedilme korkusundan korumakta bizleri. Sonuçta karşı tarafla bir bağ kuruyorsunuz ama karşı tarafın haberi bile olmadan. Bu durum, bize reddedilme korkumuzdan uzaklaşma imkanı sunar. Sanderson’un 2009 yılında belirttiği gibi, izleyiciler parasosyal ilişki kapsamında kurgusal bir medya karakteri ile derin bağlar kurduğunu ifade etmektedir. Kaygılı bağlanan bireyler için bu durum oldukça güven verici ve risk yaratmayan bir deneyimdir. Cole ve Leets’e göre, en az parasosyal ilişki kurma eğilimi, kaçınmacı bağlanma türündeki bireylerde görülmektedir.
Parasosyal İlişki Özellikleri
Gerçek sosyal ilişkilerden farklı olarak karşılıklılık içermez. Duygusal açıdan orada gerçekten bir bağ varmış gibi düşünebilmekteyiz. Şu anki teknoloji çağında parasosyal ilişki oldukça yaygındır.
- Tek taraflılık (karşılıklılık içermez)
- Duygusal bağlılık
- Yakınıymış gibi görünmesini sağlama
- Rol model olarak görmeyi sağlama
- Kurgusal mekana veya bireye aitmiş gibi hissetme
- Süreklilik gösterebilme, hatta bazen rutin şeklinde görülmesi
- Parasosyal ilişkide bağın gerçeklikten uzaklaşmış olması / Gerçeklik içermeden bağ oluşturma
- Teknoloji çağı parasosyal ilişki bağını güçlendirebilmektedir. Sosyal medya, özellikle günümüzde ortaya çıkan influencer kültürü nedeniyle parasosyal bağ için önemli unsurlardandır.
Parasosyal İlişki Türleri
Parasosyal ilişkiler, bireyin kurgusal medya karakteriyle kurduğu bağın özelliklerine göre farklı türlere ayrılabilmektedir:
- Eğlence-odaklı parasosyal ilişki: Bu ilişkiler daha yüzeysel ve düşük yoğunluktadır. Sağlıklı bir düzeyde olup, kişinin günlük hayatını olumsuz etkilemez. Örneğin, sevilen bir oyuncunun filmlerini takip etmek.
- Yoğun-kişisel parasosyal ilişki: İzleyicinin medya karakteriyle yoğun ve derin bağ kurması durumudur. Kişi karakterlerin kurgusal olduğunu bilir ve karakterin başına gelenler için üzülür.
- Romantik parasosyal ilişki: Bir kişinin gerçek hayatta hiç görmediği bir medya karakterine tek taraflı platonik aşk beslemesi, derin bir aşk veya romantik ilgi.
- Kimlik temelli parasosyal ilişki: Kişinin herhangi bir medya karakteriyle sadece sevmeyip, onu kendine ideal kişi olarak benimsemesi veya kendi kimliğine eklemesi. Hayranlık değil, özdeşleme vardır.
- Topluluk temelli parasosyal ilişki: Bağın sadece medya karakteriyle değil, o karakterin etrafında toplanan diğer takipçilerle birlikte kurulduğu sosyal durumdur. Kurgusal medya karakterini merkez olarak görüp, kendisi de o figürün oluşturduğu ailenin bir parçası olur.
- Sınırda-patolojik parasosyal ilişki: En uç ve en yoğun ilişki türüdür; birey, o kişi ile ilgili düşünceleri ve duyguları üzerindeki kontrolünü kaybeder. Eğer bu tek taraflı bağ, gerçek yaşamımızı, sosyal ilişkilerimizi veya sorumluluklarımızı olumsuz etkilemeye başlarsa, profesyonel bir psikolojik destek almak faydalı olur.

