Bir çocuk kendini yere atıp ağladığında, bağırdığında, vurduğunda ya da istediği olmadığında yetişkinlerin aklına çoğu zaman aynı soru gelir: “Neden böyle davranıyor?” Oysa belki de asıl sormamız gereken soru, “Bu davranış bize ne anlatmaya çalışıyor?’’
Öfke krizleri özellikle erken çocukluk döneminde sık karşılaşılan tepkilerdendir.Özellikle 1-3 yaş arasında daha sık görülür ve çocuk büyüdükçe azalması beklenir. Küçük çocuklar, yaşadıkları yoğun duygularla başa çıkmayı henüz öğrenme aşamasındadır. Üstelik istediklerini her zaman kelimelerle anlatamayabilirler. Oyunun bitmesi, istediği bir şeyin reddedilmesi veya bir sınırla karşılaşmak, çocuk için beklenenden daha büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir. Böyle zamanlarda ağlamak, bağırmak ya da kendini yere atmak, yaşadığı zorlanmanın dışarıdan görünen şekli olabilir. Ancak öfke nöbetlerinin tek bir nedeni yoktur. Çocuğun mizacı, gün içinde yaşadığı stres, uykusuzluk, açlık veya aşırı uyarılma bu tepkileri etkileyebilir. Bunun yanında taşınma, okula başlama, yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi gibi değişimler de çocuğun alıştığı düzeni sarsabilir. Bazen de yetişkin için küçük görünen bir olay, çocuk açısından o an baş edilmesi güç bir hayal kırıklığıdır.
Bu noktada ebeveynin ilk görevi öfkeyi hemen ortadan kaldırmak değil, ortamı güvenli hale getirmektir. Çocuk kendisine veya çevresine zarar verebilecek bir davranış gösteriyorsa öncelikle buna müdahale edilmelidir. Bunun ardından yetişkinin kendi ses tonunu ve tepkisini kontrol etmesi önem taşır. Çocuğun yükselen öfkesine bağırarak karşılık vermek, yaşanan gerilimi artırabilir.
Sakinleşme sürecinde uzun açıklamalar yapmak veya çocuğu mantıklı düşünmeye zorlamak da her zaman işe yaramayabilir. Özellikle yoğun öfke sırasında çocuk söylenenleri anlamlandırmakta zorlanabilir. Kısa ve anlaşılır cümleler kullanmak, yanında bulunmak ve ihtiyacı varsa ona alan tanımak daha destekleyici yaklaşım sunar. “Şu an çok kızgınsın, ben buradayım.” gibi bir ifade, çocuğa yalnız olmadığını hissettiren destek biçimidir.
Çocuğun duygusunu kabul etmek, her davranışın kabul edilmesi anlamına gelmez. Çocuk öfke veya kızgınlık yaşayabilir; ancak bu duygularını ifade ederken kendisine ya da çevresine zarar vermemesi önemlidir. Bu noktada, ‘’Kızgın olduğunu anlıyorum, ancak vurmak yerine bunu başka bir şekilde ifade edebiliriz.’’ gibi bir yaklaşım, çocuğun duygusunu kabul ederken uygun davranış konusunda da rehberlik sağlar.
Çocuk sakinleştiğinde konuşmak için daha uygun bir zaman oluşur. Olayı yeniden ele alarak çocuğun ne yaşadığını anlamasına yardımcı olunabilir. Örneğin, “Oyunun bitince çok zorlandın. Bir dahaki sefere oyun bitmeden önce haber vermemi ister misin?” gibi bir ifade, yalnızca yaşanan olayı değerlendirmekle kalmaz; gelecekte kullanılabilecek bir çözüm geliştirmesine yardımcı olur.
Ebeveynin kendi davranışlarını gözlemlemesi de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Evde öfke nasıl ifade ediliyor? Sınırlar ne kadar tutarlı? Çocuk sakin davranış gösterdiğinde bu fark ediliyor mu? Çünkü çocuklar yalnızca kendilerine söylenenleri değil, çevrelerindeki yetişkinlerin sorunlarla nasıl başa çıktığını da gözlemleyerek öğrenir.
Öfke krizleri her zaman yalnızca “yaramazlık” olarak görülmemeli; aynı zamanda çocuğun gelişen duygu düzenleme becerilerinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Bununla birlikte tepkilerin çok sık ve yoğun olması, çocuğun ya da çevresindekilerin zarar görmesi veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi durumunda bir uzmandan destek almak önemlidir. Belki de bir çocuğun öfkesine yaklaşırken değiştirebileceğimiz en önemli soru şudur: “Bu davranışı nasıl durdurabilirim?” yerine, “Şu anda çocuğumun neye ihtiyacı var?”
Çünkü bazen bir öfke krizi, yalnızca kontrol edilmesi gereken bir davranış değil; çocuğun henüz kendi başına taşıyamadığı bir duygunun bize bıraktığı küçük bir ipucudur.
Kaynakça
- https://moodisthastanesi.com/tr/cocuklarda-ofke-nobeti-neden-olur/

