Çarşamba, Eylül 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Okul Heyecanı Kapıda: Yeni Eğitim ve Öğretim Döneminde Hangi Motivasyonla Nasıl Hazırlanmalı? Aileler Bu Süreçte Neler Yapmalı?

Yeni bir eğitim-öğretim yılı kapıyı çaldığında, yaz tatilinin özgür ve esnek akışından ders programlarının, erken kalkışların ve akademik sorumlulukların yer aldığı okul düzenine geçiş yapmak; çocuklar ve ebeveynler için heyecan, merak, kimi zaman da hafif bir kaygının harmanlandığı yepyeni bir dönemin başlangıcı anlamına gelir. Bu geçiş sürecinin ne kadar sorunsuz ve akıcı ilerleyeceği, çocukların okula hangi motivasyonla hazırlandığına ve ailelerin bu süreçte sergileyeceği bilinçli rehberlik tutumlarıyla yakından ilişkilidir. Pozitif psikoloji perspektifinden bakıldığında, bireylerin eksikliklerini kapatmaktan ziyade sahip oldukları güçlü yönleri, iyilik hallerini ve içsel potansiyellerini açığa çıkarmak hedeflenebilir.

Bu yaklaşım okul dönemine uyarlandığında, çocuğun okula gitme motivasyonunun dışsal baskılardan veya ödüllerden ("Notlar iyi gelirse telefon alırım") ziyade; merak etme, yeni şeyler keşfetme ve "başardım" hissini tatma gibi içsel kaynaklardan beslenmesi gerektiği görülür. Pozitif psikoloji, çocuğun özerklik ihtiyacını desteklemenin önemini vurgularken, öğrenmenin eğlenceli ve merak uyandırıcı hale getirilmesiyle çocuğun ders içerisindeyken "akış" (flow) deneyimlemesini kolaylaştırır. Küçük, yönetilebilir başarı adımları, öğrencinin öz-yeterlilik algısını doğrudan yükselterek öğrenmeyi zorunluluk değil, keyifli bir keşif yolculuğuna dönüştürür.

Çocukların okula uyum sağlamasındaki sürekli yakıt olan bu içsel merak duygusu, ebeveynlerin rehberliğiyle güçlenir. Okulu bir zorunluluk veya bitirilmesi gereken bir maraton gibi sunmak yerine; orayı yeni arkadaşlarla tanışılacak, yepyeni bilgilerin keşfedileceği güvenli ve heyecan verici bir alan olarak konumlandırmak önemlidir. Okulun ilk günlerinde yaşanan kaygı veya heyecan son derece normaldir; pozitif psikoloji bu duyguları bastırmak yerine kabul etmeyi ("Bu heyecanı duyman çok normal, bunu birlikte atlatacağız" diyebilmeyi) önerir.

Çocukların iç dünyasındaki bu endişeleri onaylamak, onların psikolojik sağlamlığını destekler ve zihinlerini rahatlatarak güvende hissetmelerini sağlar. Okula adaptasyon sürecinin başarılı olabilmesi için sadece zihinsel değil, fizyolojik hazırlıkların da zamanında yapılması gerekir. Okulun açılmasına yalnızca birkaç gün kala ani bir uyku ve ekran saati değişimi yapmak çocuklarda direnç yaratabilir; bu nedenle okul açılmadan en az bir-iki hafta önce uyku ve rutin saatlerini yavaş yavaş okul düzenine yaklaştırmak büyük bir rahatlık sağlayabilir.

Uzun tatil arasından sonra değişen fiziksel mekanlara ve ortamlara zihinsel olarak adapte olmak, yeni dönemin getirdiği yabancılık hissini büyük ölçüde hafifletebilir. İlk haftalarda çocuklardan büyük akademik başarılar veya kusursuz bir performans beklemek yerine, " Yeni bir öğretmenle tanışmak, sınıfa yeni gelen bir arkadaşı karşılamak veya ders programını incelemek" gibi küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemesini desteklemek motivasyonlarını diri tutabilir. Bu dinamik süreçte ailelerin üstlendiği rol, tüm adaptasyonun merkezinde yer alır.

Çocuklar birer duygu radarıdır; Ebeveynlerin yaşadığı "Bu dönem nasıl geçecek?", "Başarılı olabilecek mi?" gibi belirsizlik ve endişeler çocuk tarafından kolayca hissedilebilir; yetişkinlerin yaşadığı bu gizli stresi sezen çocuklar, kendilerini güvende hissetmekte zorlanabilir. Bu yüzden yetişkinlerin önce kendi iç sakinliklerini sağlamaları gerekebilir. Okulu asla bir tehdit unsuru veya cezalandırma alanı olarak kullanmamak da önemlidir.

"Artık evde yaramazlık yapamayacaksın, okulda seni yola getirirler" gibi söylemler çocukların okula karşı olumsuz bir tutum geliştirmesine neden olabilir. Aksine, çanta, kalem ve defter gibi hazırlıkları birlikte yapmak, çocuğun tercihlerine saygı duyarak alışveriş sürecine dahil etmek okula aitlik hissini doğrudan güçlendirir. Okul başladıktan sonra kurulan günlük iletişim, motivasyonun korunmasında kritik bir rol oynar.

Eve döndüklerinde ilk ve tek sorunun " Sınavlar bu yıl zor mu olacakmış?" veya "Ne öğrendin?" olması çocuk üzerinde akademik baskı yaratır. Bunun yerine, " Bu dönem derslere nasıl odaklanacağız?" veya "Bugün okulda seni şaşırtan bir şey var mıydı?" gibi sorularla yaklaşmak, okulun sadece derslerden ibaret olmadığını ve ebeveynlerin onların duygusal dünyasıyla ilgilendiğini gösterir. Sabahları veya okul kapısındaki ayrılık anlarında vedaları uzatmak kaygıyı tetiklediğinden, kısa, net ama güven veren cümleler kurula bilinir.

Unutulmamalıdır ki okul adaptasyonu sadece çocuğun değil, tüm ailenin yeniden uyum sağladığı ortak bir yolculuktur; önemli olan bu süreci mükemmeliyetçi bir baskıyla değil, esneklik, sabır ve sevgi dolu bir iletişimle yönetebilmektir. Her yeni başlangıç, birlikte yazılacak güzel hikâyenin ilk adımı olsun…

Kaynakça

  • 1- Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A Visionary New Understanding of Happiness and Well-being. Free Press.
  • 2- Cüceloğlu, D. (2019). Geliştiren Anne-Baba. Remzi Kitabevi.
  • 3- İkiz, F. E. (2019). Pozitif Psikoloji: Kuram, Araştırma ve Uygulamalar. Nobel Akademik Yayıncılık.
Melis Tosun
Melis Tosun
Uzman Psikolog olarak çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışıyorum. Lisans eğitimimi İstanbul Demiroğlu Bilim Üniversitesi’nde, yüksek lisans eğitimimi ise Ankara Ufuk Üniversitesi’nde tamamladım. Ankara’da yüz yüze ve online danışan kabul ediyorum; çocuk ve ergen sorunlarının yanı sıra yetişkinlerle çözüm odaklı terapi yaklaşımıyla çalışıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar