Çarşamba, Haziran 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Normalleştirilen Sessiz Şiddet: Mobbing

Spot: İş yerinde “disiplin”, “otorite” veya “işin gereği” diye normalleştirilen davranışların ne kadarı aslında psikolojik şiddet?

“İş hayatı serttir.”
“Biraz alttan al.”
“Her iş yerinde olur böyle şeyler.”

Bu cümleler, pek çok çalışanın maruz kaldığı psikolojik baskıyı görünmez kılıyor. Oysa her zorluk mobbing değildir; fakat her mobbing bir zorluktur ve zamanla kişinin ruh sağlığını, performansını ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Mobbing, bir kişiyi yıldırmak, dışlamak, değersiz hissettirmek veya işten uzaklaştırmak amacıyla uygulanan sistematik psikolojik baskıdır.

İlk bakışta mobbing, yalnızca açık hakaret veya bağırma gibi davranışlar olarak düşünülür. Oysa çoğu zaman daha sessiz ve daha sinsi ilerler. Sürekli görmezden gelinmek, emeğin küçümsenmesi, herkesin önünde küçük düşürülmek, görev tanımı dışındaki işlerle cezalandırılmak ya da kasıtlı olarak yalnız bırakılmak da mobbingin bir parçası olabilir.

Mobbingin en tehlikeli tarafı, çoğu zaman bir anda başlamamasıdır. Küçük iğnelemelerle başlar. Önemsiz gibi görünen sözler, tekrar eden davranışlara dönüşür. Bir süre sonra kişi yaşadığının normal mi yoksa psikolojik şiddet mi olduğunu sorgulamaya başlar.

Leymann’ın mobbing modeline göre bu süreç genellikle iletişim saldırıları, sosyal dışlama, itibarı zedeleme, mesleki değersizleştirme ve kişinin sağlığını hedef alan davranışlarla ilerler. Süreklilik burada kritik noktadır. Tek bir olumsuz olay her zaman mobbing değildir; ancak sistematik hale gelen baskı ciddi bir risk oluşturur.

Kritik ayrım “yönetim” ve “baskı” farkıdır.
Yönetim işin düzenini sağlar.
Baskı ise kişiyi kontrol altına alır.

Bir yönetici:
“Bu işi şu tarihe kadar tamamlamamız gerekiyor.” diyebilir. Bu yönetimdir.

Ancak aynı yönetici sürekli:
“Sen zaten yetersizsin.”
“Herkes senden daha iyi.”
“İstersen kapı orada.” diyorsa burada artık baskı vardır.

Sağlıklı bir iş ortamında geri bildirim gelişimi hedefler. Mobbing ortamında ise geri bildirim bir gelişim aracı değil, sindirme aracına dönüşür.

Kırmızı Bayraklar (Mini Liste)

• Sürekli küçük düşürücü konuşmalar
• Emeğin sistematik olarak görmezden gelinmesi
• Her fırsatta suçlanmak
• Sosyal olarak ekipten dışlanmak
• Gerçekçi olmayan iş yükü verilmesi
• Başarıların küçümsenmesi
• Sürekli tehdit altında hissettirilmek
• Sessizlik veya dışlama ile cezalandırılmak

Bu davranışların bazıları tek başına sıradan görünebilir. Ancak tekrar ettiğinde bir sistem oluşturur. Ve bu sistem zamanla çalışanın psikolojisini yıpratır.

Mobbinge maruz kalan kişilerde en sık görülen etkiler; yoğun stres, uyku bozukluğu, dikkat dağınıklığı, özgüven kaybı, tükenmişlik ve anksiyetedir. Uzun süreli maruziyet depresyon belirtilerine de yol açabilir. Kişi yalnızca iş yerinde değil, günlük yaşamında da bu yükü taşımaya başlar.

Peki mobbing karşısında ne yapılabilir?

1) Yaşanan durumu fark et ve ad koy.
Kendine şu soruyu sor:
“Bu yaşadığım tek seferlik bir problem mi, yoksa sürekli tekrar eden bir baskı mı?”

Sorunu doğru tanımlamak, çözümün ilk adımıdır. Çünkü adını koyamadığımız şeyle mücadele etmek zordur.

2) Kayıt tut.
Tarih, saat, olay ve varsa tanıkları not almak önemlidir. Yazılı mesajlar, mailler veya görev değişiklikleri somut veri oluşturabilir. Mobbing çoğu zaman “kanıtlanamaz” sanılır; oysa düzenli kayıt büyük fark yaratır.

3) Sınır koymayı öğren.
Net ama sakin iletişim kurmak önemlidir.

Örneğin:
“Benimle bu şekilde konuşulması profesyonel değil.”
“Eleştiriyi kabul edebilirim ancak küçük düşürücü üslubu kabul etmiyorum.”

Bu tür ifadeler hem sınır çizer hem durumu görünür kılar.

4) Destek al.
İnsan Kaynakları, üst yönetim, iş yeri temsilcisi veya hukuki destek değerlendirilebilir. Psikolojik destek almak da süreci daha sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.

Kısa vaka:

Bülent, çalıştığı kurumda sürekli farklı birimlere gönderiliyordu. Başlangıçta bunu “ihtiyaç” olarak yorumladı. Ancak zamanla aynı görevlendirmenin sistematik biçimde yalnızca ona yapıldığını fark etti. Diğer çalışanlar sabit kalırken onun sürekli yer değiştirmesi, aidiyet duygusunu zedeledi. Üstelik bu durum sorgulandığında aldığı yanıt çoğunlukla belirsizdi: “Şimdilik böyle.”

Bir süre sonra Bülent kendini değersiz hissetmeye başladı. Sorun yalnızca görevlendirme değildi; asıl yıpratıcı olan belirsizlik, açıklama eksikliği ve sürekli baskı hissiydi. Durumu fark edip kayıt altına almaya başladığında yaşadıklarını daha net görmeye başladı. Sonrasında sınır koyan ve çözüm odaklı bir iletişim kurarak süreci yönetmeye başladı.

Kendine sorular (Mini Check-up)

1. İşe giderken sürekli kaygı hissediyor muyum?
2. Sürekli değersiz veya yetersiz hissettiriliyor muyum?
3. Sorunlar sistematik olarak hep benim üzerime mi yıkılıyor?
4. Ekip içinde dışlanıyor muyum?
5. İş ortamı beni psikolojik olarak tüketiyor mu?

Bu soruların çoğuna “evet” diyorsanız, yaşadığınız durum sıradan iş stresi olmayabilir.

Son söz:

İş hayatı disiplin gerektirir; psikolojik şiddet değil. Hiç kimse ekmeğini kazanırken değersiz hissettirilmek zorunda değildir. Güçlü kurumlar korkuyla değil, güvenle yönetilir.

Mobbing çoğu zaman sessiz başlar. Ama etkisi derindir. Sessiz olması, zarar vermediği anlamına gelmez.

Unutmayın:
Saygı bir ayrıcalık değil, en temel çalışma hakkıdır.

Bülent çetin
Bülent çetin
Bülent Çetin, 2019 yılında Lefke Avrupa Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünden mezun olmuştur. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretim alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Mesleki çalışmalarında bilimsel temelli değerlendirme süreçlerini, danışanın yaşam bağlamını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Çalışmalarında temel kuramsal yaklaşım olarak Kabul ve Kararlılık Terapisi’ni (ACT) benimsemekte; bireysel danışma süreçlerinde bu yaklaşım doğrultusunda çalışmaktadır. Aile danışmanı olarak aile içi iletişim, bağlanma dinamikleri ve problem çözme becerilerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir. Çocuklarla yürütülen danışma süreçlerinde ise Oyun Terapisi yaklaşımından yararlanmaktadır. Değerlendirme aşamasında Çocuk Objektif Değerlendirme Testleri, Projektif Testler ve MOXO Dikkat Testi’ni yapılandırılmış görüşmelerle birlikte kullanarak danışma hedeflerini netleştirmeyi ve süreci sistematik biçimde izlemeyi amaçlamaktadır. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle bireysel görüşmelerin yanı sıra ebeveyn danışmanlığı ve aile görüşmeleri de yürütmektedir. İkinci Kademe Zekâ Oyunları Öğreticisi olarak, çocukların bilişsel becerilerini destekleyen uygulamaları psikolojik danışma süreçlerine entegre etmektedir. Etik ilkelere bağlı, güvenli ve sürdürülebilir bir danışma ilişkisi kurmayı temel ilke olarak benimsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar