Bazen geçmiş, yalnızca yaşadıklarımızdan oluşmaz. Yaşamadıklarımız da zihnimizde kendine bir yer bulur. Vermediğimiz kararlar, çıkmadığımız yollar, söylemediğimiz cümleler ve hiç başlayamamış ihtimaller… Hepsi zaman zaman zihnimizin kapısını çalar.
“Ya o gün gitseydim?”
“Ya o mesajı atsaydım?”
“Ya farklı bir karar verseydim?”
“Ya her şey başka türlü olsaydı?”
Belki de insan zihninin en yorucu sorularından biri budur: Ya öyle olsaydı?
Geçmişte yaşanan bir olayın farklı şekilde gerçekleşebileceğini düşünmek, psikolojide karşı-olgusal düşünme olarak adlandırılır. Zihnimiz yalnızca olanı kaydetmez; olmayanı da hayal eder. Gerçekleşmiş bir olayın alternatiflerini üretir, farklı bir seçim yapmış olsaydık hayatımızın nasıl ilerleyebileceğini zihnimizde canlandırırız (Roese, 1997).
Aslında bu süreç, zihnimizin bir hatası değildir. Aksine, insan zihninin deneyimlerden öğrenme biçimlerinden biridir.
Bir sınavda istediğimiz sonucu alamadığımızda “Daha erken çalışsaydım daha iyi olabilirdi” diye düşünmek, bir sonraki deneyimimiz için bize yol gösterebilir. Bir ilişkide yaptığımız bir hatayı fark etmek, gelecekte benzer bir durumda farklı davranmamızı sağlayabilir. Bu yönüyle karşı-olgusal düşünceler, geçmişi anlamlandırmamıza ve geleceğe ilişkin davranışlarımızı düzenlememize yardımcı olabilir (Byrne, 2002).
Fakat bazen zihnimiz öğrenmek için değil, geride kalmış bir ihtimali yeniden yaşamak için geçmişe döner.
İşte o noktada “ya öyle olsaydı?” sorusu değişir.
Gerçekleşmeyen İhtimaller
Bazı ihtimaller vardır ki onları kaybettiğimizi bile söyleyemeyiz. Çünkü aslında hiçbir zaman bizim olmadılar.
Hiç yaşanmamış bir ilişkinin nasıl devam edeceğini bilemeyiz. Vermediğimiz bir kararın bizi nereye götüreceğini hiçbir zaman öğrenemeyiz. Başka bir şehirde, başka bir işte veya başka bir insanla nasıl bir hayat yaşayacağımızı da…
Yine de zihnimiz bütün bunlar için bir hikâye yazabilir.
Üstelik bu hikâyenin sonunu çoğu zaman kendimiz belirleriz. Gerçekleşmemiş hayatımızda her şey daha güzel, seçmediğimiz yol daha doğru, kaybettiğimiz ihtimal ise daha değerli görünebilir. Oysa alternatif hayatın da kendi belirsizlikleri, hayal kırıklıkları ve beklenmedik sonuçları olacaktı.
Belki de özlediğimiz şey gerçekten yaşanmamış bir hayat değil, o hayatın zihnimizde yarattığı ihtimaldir.
“Keşke” Bize Ne Anlatır?
Pişmanlık, geçmişte verdiğimiz bir kararla başka bir seçim yapmış olsaydık ortaya çıkabilecek sonuç arasında yaptığımız karşılaştırmayla yakından ilişkilidir (Coricelli et al., 2005).
Bu nedenle her “keşke” kötü bir şey değildir.
Bazen bir keşke bize neyi önemsediğimizi gösterir. Bazen hangi davranışımızı değiştirmek istediğimizi fark ettirir. Bazen de gelecekte kendimizi korumak için geçmişten bir ders çıkarmamıza yardımcı olur.
Ancak aynı düşüncenin içinde tekrar tekrar dolaşmaya başladığımızda, geçmiş bize bir şey öğretmekten çıkıp bizi kendine bağlayabilir.
“Ne yapabilirim?” sorusu yerini “Neden böyle oldu?”ya bıraktığında; “Bundan sonra ne istiyorum?” sorusunun yerini “Ya farklı olsaydı?” aldığında, zihnimiz çözüm aramaktan çok aynı ihtimali yeniden üretmeye başlayabilir.
Tekrarlayan ve olumsuz düşüncelerin kişinin içinde bulunduğu ruh hâlini sürdürmesine katkıda bulunabileceği ve problem çözme süreçlerini zorlaştırabileceği bilinmektedir (Nolen-Hoeksema et al., 2008).
Belki de bu nedenle bazı soruların cevaplarını bulmaya değil, onlarla yaşamayı öğrenmeye ihtiyacımız vardır.
Her İhtimalin Bir Sonucu Yoktur
Hayatımızda bazı kapılar kapanır ve biz o kapının ardında ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyiz.
Bazen bir insanla yollarımız ayrılır. Bazen bir fırsatı kaçırırız. Bazen de bir seçim yapar ve diğer ihtimali geride bırakırız.
Sonra yıllar geçse bile zihnimiz aynı yere dönebilir:
“Ya öyle olsaydı?”
Belki de bu soruya verilebilecek en dürüst cevap “Bilmiyorum.”dur.
Çünkü yaşamadığımız bir hayatın nasıl olacağını gerçekten bilemeyiz.
Belki daha güzel olacaktı. Belki daha zor. Belki de bugün olduğumuz kişiden tamamen farklı biri olacaktık.
Fakat hayatın bize sunduğu gerçek, gerçekleşmemiş ihtimallerden değil, yaşadığımız ve hâlâ yaşayabileceğimiz anlardan oluşuyor.
Geçmişi değiştiremeyiz. Seçmediğimiz yolları deneyimleyemeyiz. Fakat geçmişteki bir kararın bugün bizim için ne anlama geleceğini yeniden değerlendirebiliriz.
Bu yüzden bazen kendimize “Ya öyle olsaydı?” diye sormak yerine başka bir soru sormak gerekir:
“Şimdi ne yapabilirim?”
Çünkü geçmişte yaşanmamış ihtimallerin sayısı sonsuz olabilir. Ama bugün elimizde olan hayat, hâlâ şekillendirebileceğimiz tek ihtimaldir.
Belki büyümek, bütün “ya”ların cevaplarını bulmak değil; bazı soruların cevapsız kalabileceğini kabul ederek yolumuza devam edebilmektir.
Ve belki de bazı ihtimallerin gerçekleşmemiş olması, onların değersiz olduğu anlamına gelmez. Sadece onların bizim hikâyemizin bir parçası olmak için değil, bize kim olduğumuzu hatırlatmak için hayatımızdan geçtiğini gösterir.
Kaynakça
- Byrne, R. M. J. (2002). Mental models and counterfactual thoughts about what might have been. Trends in Cognitive Sciences, 6(10), 426–431. https://doi.org/10.1016/S1364-6613(02)01974-5
- Coricelli, G., Critchley, H. D., Joffily, M., Kable, J. W., Knutson, B., & Sirigu, A. (2005). Regret and its avoidance: A neuroimaging study of choice behavior. Nature Neuroscience, 8(9), 1255–1262. https://doi.org/10.1038/nn1519
- Nolen-Hoeksema, S., Wisco, B. E., & Lyubomirsky, S. (2008). Rethinking rumination. Perspectives on Psychological Science, 3(5), 400–424. https://doi.org/10.1111/j.1745-6924.2008.00088.x
- Roese, N. J. (1997). Counterfactual thinking. Psychological Bulletin, 121(1), 133–148. https://doi.org/10.1037/0033-2909.121.1.133
