Cuma, Temmuz 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kapalıyız; Çünkü İnsanız

Geçen gün Urla’da bir restoranın camına asılmış küçük bir not gördüm.

“Ruh ve beden sağlığımız için 7 Temmuz’a kadar kapalıyız. Anlayışınız için teşekkür ederiz…”

Ne kampanya vardı altında, ne de ‘çok yakında yeniden hizmetinizdeyiz’ telaşı… Sadece insan olmanın en sade cümlesiydi: Biraz dinlenmeye ihtiyacımız var.

O notun önünde birkaç dakika durdum. Çünkü aslında orada kapalı olan sadece bir restoran değildi; uzun zamandır açık kalmaya zorlanan bir zihnin, sonunda kendine verdiği izindi.

Biz, dinlenmeyi pek beceremeyen bir toplumuz. Yorgunluğu anlatırken bile gururlanıyoruz.

“Dün üç saat uyudum.”
“Bayramda bile çalıştım.”
“İki yıldır tatil yapmadım.”

Bunlar neredeyse birer madalya gibi anlatılıyor. Sanki insanın kendini tüketebilmesi, çalışkanlığının yegane kanıtıymış gibi… Oysa beden alkıştan anlamıyor. Zihin de takdir mesajlarıyla onarılmıyor. İkisi de yalnızca dinlenince nefes alabiliyor.

Üstelik bunu yaz sezonunun tam ortasında yapmak… Belki de yılın en çok para kazanılabilecek günlerinde.

“Bir hafta daha dayan.”
“Sezon bitsin öyle dinlenirsin.”
“Şimdi kapanılır mı?”

Kim bilir kaç kişi böyle düşündü. Belki kendileri de düşündü. Ama sonra başka bir cümle daha ağır bastı: ‘Böyle devam edersek zaten hiçbir sezonu yaşayamayacağız.’

İşte öz-şefkat bazen tam da burada başlıyor. Kendine acımakta değil, kendini ciddiye almakta. İhtiyacını, performansından daha önemli görebilmekte.

Psikolojide tükenmişlik sendromunu konuşurken çoğu zaman iş yükünden söz ederiz. Ama tükenmişliği yalnızca çok çalışmak yaratmaz; hiç durmamak yaratır. Dinlenirken suçlu hissetmek yaratır. ‘Ben olmazsam her şey dağılır’ düşüncesi yaratır. İnsan, dinlenme hakkını kendinden esirgedikçe yalnızca enerjisini değil, neşesini de kaybediyor.

Yazının beni vuran bir diğer tarafı da müşterisiyle kurduğu o şeffaf bağ oldu. Klişe bir “Tadilat nedeniyle…” yalanının arkasına saklanabilirdi. Yapmadı. “Ben bir makine değilim, insanım. Yoruldum ve kendime bakmam gerekiyor” dedi.

Bu o kadar kıymetli bir dürüstlük ki… Karşısındakini sadece cebinden para çıkan bir müşteri olarak değil, halden anlayacak bir insan olarak gördüğünün kanıtı. Çoğu işletme hastalığını, yorgunluğunu, sorunlarını gizler. Ama burada tam tersi vardı: “İyilik halimiz bozuldu. Biraz toparlanacağız.”

Hayat bazen bize durmayı öğretmek için büyük krizler çıkarıyor. Bir hastalık, bir panik atak, bir tükenmişlik ya da bir sabah yataktan kalkamayacak kadar ağır gelen bir yorgunluk… Oysa belki de durmanın en sağlıklı hali, böyle küçük bir nottan geçiyor. Henüz beden bağırmadan, henüz ruh alarm vermeden… Kendine sessizce, şefkatle şöyle diyebilmek: Biraz dinlenelim.

Cama bakarken düşündüm; acaba hangimiz hayatımızın tam da en yoğun, en kazançlı ya da en çok talep gördüğümüz döneminde kendi dükkanımızı kapatıp, “Ruhum için biraz mola” diyebiliyoruz? İlişkilerimizde, işimizde, günlük koşturmacamızda o görünmez camlara bu notu asacak cesaretimiz var mı?

Keşke hepimiz, hayatımızın görünür bir yerine buna benzeyen görünmez bir tabela asabilsek:

“Bugün herkese yetişemeyeceğim. Ama kendimi de yarı yolda bırakmayacağım.”

Bu arada, sırf bu şahane duruşu ve dürüstlüğü için bile olsa; 7 Temmuz’dan sonra onlara “İyi ki varsınız” demeye, o masalardan birine oturmaya gidelim. Yan yana yürürken bazen unuttuğumuz o durma hakkını bize hatırlatanlara teşekkür borcumuz var ne de olsa. Ruhumuza sağlık.

Merve Taşpınar
Merve Taşpınar
Merve Taşpınar, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında lisans eğitimini tamamlamış ve Balıkesir Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Akademik ilgi alanlarını eğitim psikolojisi, gelişim kuramları ve öğrenme süreçleri oluşturmaktadır. Mesleki çalışmalarını online ve yüz yüze danışan görüşmeleriyle sürdürmekte; çocuk, ergen ve yetişkinlerle psikolojik danışma sürecinde aktif olarak yer almaktadır. Aynı zamanda çeşitli eğitim kurumları, ruh sağlığı ve rehabilitasyon merkezlerinde edindiği saha deneyimiyle teorik bilgisini uygulama alanıyla birleştirmektedir. Araştırma alanları arasında çocukluk dönemi deneyimlerinin yetişkinlik üzerindeki etkileri, bağlanma stilleri, duygusal ihmal, ebeveyn tutumları ve romantik ilişkilerde tekrar eden örüntüler yer almaktadır. Bu kapsamda yürütülen proje çalışmalarında da yer almakta, özellikle gelişimsel süreçlerin uzun vadeli psikolojik etkilerine odaklanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar