Cuma, Temmuz 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kadınlarda Ruminasyon ve Overthinking: Susmayan Zihnin Depresyonla İlişkisi

Bazen yaşanmış bir olayı tekrar tekrar hatırlarken, bazen de gerçekleşmemiş ihtimaller üzerine düşünceler üretiriz. Olası senaryoları ve “acaba”ları, değiştirebileceğimiz bir şey olmamasına rağmen zihnimizde dolaştırırız. Zihnimizin bu düşünce döngüleri, fazla düşünmek gibi görünse de, bireyin ruh sağlığına olumsuz etkilerde bulunabilir ve kurtulması zor bir hale gelebilir. Düşüncelerin sürekli aynı konu üzerinde tekrarlanması, çözüm üretmek yerine olumsuz duyguları besleyebilir. Bu yazıda, günlük yaşamda popülariteye sahip olan overthinking kavramı ile literatürde yer alan ruminasyon kavramı arasındaki ilişkiyi ele alacak ve özellikle kadınlarda ruminasyon eğilimi ile depresyon arasındaki bağlantıya değineceğim.

Ruminasyon Nedir? Overthinking ile İlişkisi

Bireylerin kendileri, yaşantıları ve çeşitli endişeleri hakkında tekrarlı, uzun süreli ve geri dönüşlü düşünmesi, tüm insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan zihinsel bir süreçtir (Watkins, 2008). Bu düşünce tarzı, başa çıkma davranışlarını ketleyen ve olumsuz duygularla ilişkili tekrarlı düşünceleri içeren bir alışkanlık haline geliyorsa, ruminasyon ile sonuçlanabilir (Watkins ve Nolen-Hoeksema, 2014). Ruminasyon, temelde tekrarlayıcı, uzun süreli bir olumsuz düşünme döngüsüdür. Bu bilişsel süreçte, olumsuz anılar sık sık tekrar edilmektedir. Yaşanmış stresli veya kötü bir olayla ilgili, bunların olası çözümleri hakkında, değiştirilemeyeceği için sadece pasif olarak tekrarlanan bir düşünce döngüsü demek doğru olacaktır. Bu düşünce biçiminde kişi, yaşadığı sıkıntının nedenlerini, sonuçlarını, olası olumlu senaryolarını ve “Nasıl daha farklı olabilirdi?” veya “Bunu nasıl engelleyebilirdim?” gibi konuları zihninde yeniden değerlendirir. Bu yeniden değerlendirme döngüsü, bireyin geçmişten uzaklaşması gerektiği miktarda uzaklaşmasını zorlaştırır ve etkili bir çözüm üretilmesini engeller. Overthinking ise aşırı düşünme olarak tanımlanmaktadır. Geçmiş, şimdi ve gelecek ile ilgili aşırı düşünmeyi kapsayabilir. Bu düşünce sistemi, anksiyete ve sürekli kaygılı olma durumuyla ilişkilendirilebilir; ancak psikoloji literatüründe kuramsal bir kavram değildir.

Kadınlar Neden Daha Fazla Ruminasyon Eğiliminde?

Toplumsal cinsiyet rolleri, bireylerin sosyalleşme ve kendilerini tanımlama sürecinde kültürel bağlamda edindikleri kadın ve erkek olmaya dair süregelen ve sosyal olarak belirlenen beklentileri ve sorumlulukları tanımlamaktadır. Kadın cinsiyet rolü, duygusal ifadeyi ve kişilerarası yönelimi vurgulamaktadır. Erken yaşta teşvik edilmesiyle, kadınlarda hem kendilerinin hem de başkalarının duygularına karşı daha güçlü bir duyarlılık ve empati oluşmasına neden olmuştur. Kadınsı cinsiyet rolü ile özdeşleşen bireyler, stresli olaylara karşı daha duygusal tepkiler verirler; bu durum da daha fazla kendine odaklanma ve olumsuz duyguların yoğunlaşmasını beraberinde getirebilir (Nolen-Hoeksema ve Jackson, 2001). Nolen-Hoeksema’nın Tepki Biçimleri Kuramı’na göre kadınlar, olumsuz duygu durumlarıyla karşılaştıklarında, nedenleri ve sonuçları üzerinde daha fazla düşünme eğilimindedir. Bu durum, olumsuz düşünce döngüsünün devam etmesine zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte, kadınların ruminasyon eğiliminin sadece toplumsal cinsiyet rolleriyle açıklanması yeterli değildir. Bireyin karakter özellikleri, yaşantısı ve hayatındaki stres faktörleri gibi olaylar bu süreci şekillendirebilir.

Ruminasyonun Depresyonla İlişkisi

Ruminasyon, depresyonun ortaya çıkmasında ve sürdürülmesinde rol alan önemli bir bilişsel süreç olarak kabul edilmektedir. Ruminatif düşünme biçimine sahip bireyler, yaşadıkları olumsuz ve zorlayıcı olayların nedenleri ve sonuçları üzerine çokça senaryo üretip, olumsuz duygu durumunu devam ettirebilirler. Bu durum, çözüm üretmeyi zorlaştırırken çaresizlik, umutsuzluk, değersizlik ve keyif almama gibi depresif belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Araştırmalara göre, ruminasyon düzeyi arttıkça depresif belirtiler de artış göstermektedir. Kadınlarda daha sık görülen ruminatif düşünme biçimi, kadınların erkeklere kıyasla depresyona daha yüksek oranda meyilli olmalarını açıklayan önemli bir psikolojik mekanizmadır. Tekrar eden olumsuz düşünceler, birey için döngüden kurtulmayı zorlaştırırken, geçmiş odaklı düşüncelere takılıp kalmasına sebep olur. Bu süreç, kişinin dikkatini olumsuz yaşantılar üzerine yoğunlaştırarak depresif duygudurumun uzamasına yol açabilir. Nolen-Hoeksema’nın tepki biçimleri kuramına göre, ruminasyon depresif belirtilerin sürdürülmesine katkıda bulunan bir süreçtir. Olumsuz duygu durumuna ruminatif tepki veren bireyler, deneyimledikleri sıkıntıları zihinlerinde tekrar tekrar canlandırırken, aktif çözüm üretme stratejilerini geliştirmekte de zorlanabilirler. Bu durumu duygu düzenleme stratejisi açısından ele alırsak, geçmiş olumsuz düşüncelere takılıp kalmak, içerisinde bulunduğumuz süreci ve kişinin yansıtması gereken duyguyu olumsuz etkileyebilir. Kişi, kötü anılarını sürekli düşündükçe, duygusal yükü artırabilir. Üzüntü, suçluluk, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının uzun süre devam etmesine neden olabilir.

Üzüntü veren anılar da mutluluk veren anılar da hayatın bir parçasıdır. Onları yok saymak ya da sürekli zihnimizde yaşatmak iyi gelmeyecektir. Onları kabul etmeli ve hayatımızdaki yerlerini belirledikten sonra geleceğe doğru ilerlemek çok değerlidir. Onları kabul edip, anlamlandırıp geride bırakabildiğimiz ölçüde zihin hafifler…

Kaynakça

  • Kaynakça:
  • Zümbül, S. (2022). Ruminasyon eğilimine öğrenilmiş pasiflik yönünden bakış: Koruyucu ve
  • otoriter ebeveyn tutumları ile geleneksel toplumsal cinsiyet rolü algılarının yordayıcı rolleri.
  • USBAD Uluslararası Sosyal Bilimler Akademi Dergisi, 4(8), 298–319.
  • https://doi.org/10.47994/usbad.988545
Selenay Ada
Selenay Ada
Selenay Ada, psikoloji alanında son sınıf öğrencisidir. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaparak bu alanda akademik ve mesleki çalışmalarla uzmanlaşmayı hedeflemektedir. Bir psikiyatri hastanesinde staj yapmış; klinik uygulamalara yönelik gözlem ve deneyim kazanmıştır. Bireylerin ruh sağlığı, duygusal süreçleri ve kişilerarası ilişkileri sade ve anlaşılır bir dille ele alarak okuyucuların psikolojiye dair farkındalığını artırmayı ve psikolojiyi herkes için ulaşılabilir kılmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar