Salı, Nisan 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyi Değilim Ama Farkında da Değilim: Yüksek İşlevli Depresyon

Son zamanlarda klinik alanda en çok tanı alan bozukluklardan biri de depresyon tanısıdır. Belki de herkes depresyonun ne olduğu konusunda bir fikre sahiptir. Birini uzun süre mutsuz gördüğümüzde, yataktan kalkamadığında ya da günlük yaşamını idare edemediğinde depresyonda olduğuna dair bir kanıya varabiliriz. Depresyonun günlük yaşam aktivitelerini idare etmeyi zorlaştırdığını biliyoruz. Peki ya hâlâ günlük yaşamdaki sorumluluklarımızı ve işlerimizi yapmaya devam ediyorsak ve içten içe mutsuzken yüzümüze bir maske takınıp hayatımızı yaşamaya devam ediyorsak?

Hâlâ mutsuz olmaya devam edip hayatımızı yaşarken depresyonda olmadığımız kanısına varabiliriz. Belki de mutsuz olduğumuzu bile içten içe fark etmiyoruzdur. Fakat tanı kitabına henüz girmemiş olsa da yeni bir tanımla karşı karşıyayız: yüksek işlevli depresyon. Peki, ne demek yüksek işlevli depresyon? Bu yazıda buna değinilecektir.

Depresyonun Tanımı

Yüksek işlevli depresyonu açıklamadan önce, depresyonun tanımını vermek uygun olacaktır. Günlük yaşamı etkileyen; mutsuzluk ve hoşnutsuzluktan aşırı üzüntü, karamsarlık ve umutsuzluk hissine kadar uzanan olumsuz bir duygu durumu olan depresyon; genellikle yeme veya uyku alışkanlıklarında değişiklik, enerji ya da motivasyon eksikliği, konsantrasyon veya karar vermede güçlük ve sosyal aktivitelerden çekilme gibi çeşitli fiziksel, bilişsel ve sosyal değişimlerin eşlik ettiği bir ruhsal bozukluktur. DSM-5’e göre Majör Depresif Bozukluk tanısı için, en az iki hafta boyunca negatif duygu durumu veya haz duyamama gibi belirtilerin yanında en az beş depresyon belirtisinin daha görülmesi gereklidir.

Kronik depresyon için ise en az iki yıl boyunca her gün süren depresif duygu durumu ve diğer depresyon belirtilerinin varlığı gerekmektedir.

Yüksek İşlevli Depresyon Nedir?

Peki, yüksek işlevli depresyon diğer depresyon tanılarından nasıl bir farklılık gösterir?

Yüksek işlevli depresyon, yorgunluk, anhedoni (haz alamama), konsantrasyon bozukluğu, suçluluk, huzursuzluk, uyku bozuklukları ve iştahta değişiklik gibi depresif belirtilerin; belirgin bir işlev kaybı veya dışarıdan fark edilebilir yoğun bir sıkıntı olmaksızın görülmesi şeklinde tanımlanır. Yani kişi her ne kadar depresyon belirtilerine sahip olsa da bu duyguları fark etmek yerine günlük yaşamını organize etmekte ve sürdürmekte sorun yaşamaz. Kişi işe gidebilir, yemek yapabilir, evini temizleyebilir; hatta arkadaşlarıyla buluşup sosyal iletişim kurabilir.

Bu yönüyle bakıldığında yüksek işlevli depresyon, sıklıkla tükenmişlik ile karıştırılabilen bir kavramdır. Ancak her ne kadar benzerlikler taşısa da tükenmişlikten farklıdır. Tükenmişlik daha çok mesleki bağlamda gelişen, iş ve yaşam dengesindeki yoğun iş yükünün yarattığı bir durumdur. Tükenmişlik yaşayan kişiler genellikle duygusal ve fiziksel bitkinlik, iş performansında düşüş ve ilişkilerde bozulma yaşarlar. Yüksek işlevli depresyonda ise kişi duygusal olarak zorlanmasına rağmen işlevselliğini sürdürür ve günlük görevlerini yerine getirmeye devam eder.

Diğer Depresyon Türlerinden Farkı

Yüksek işlevli depresyon, kronik depresyon ya da majör depresif bozukluktan da farklıdır. Kronik depresyon daha uzun sürer ve bireyler genellikle sürekli depresif hissettiklerini ifade ederler. Oysa yüksek işlevli depresyonda kişiler depresif olduklarını bile fark etmeyebilir; duygularını bastırmış olabilirler. Bununla birlikte yüksek işlevli depresyona sahip bireyler, işlerinde veya ilişkilerinde belirgin bir işlev kaybı yaşamaksızın hafif düzeyde depresyon belirtileri gösterebilirler.

Yüksek işlevli depresyonu yaşayan kişi yaptığı şeylerden keyif almasa da bunları yapmaya ve günlük hayatının sorumluluklarını almaya devam eder. Sanki hayatında bir sorun yokmuşçasına mutsuzluğunu görmezden gelir ya da bunu günlük hayatın stresinin bir parçası olarak değerlendirip durumu normalleştirir.

Tanı Zorluğu ve Riskler

Yüksek işlevli depresyona sahip kişiler, günlük yaşamdaki işlev kaybını yaşamadıklarından dolayı depresyon tanısı almaları zorlaşır ve herhangi bir yardım almadan hayatlarını sürdürmeye devam edebilirler. Ancak zamanla kişilerin baş etme mekanizmaları zayıflayabilir, psikolojik dirençleri kırılabilir ve bu durum majör depresyona ya da tükenmişliğe dönüşebilir.

Yüksek işlevli depresyon ayırt edilmesi zor bir tablo olduğu için ve tanı konulamadığı sürece farklı ruhsal bozukluklara evrilebileceğinden, birey için riskli bir hâl alabilir. Bu noktada kişinin duygu durumunu fark etmesi ve bununla baş edebilmesi için duygusal farkındalık geliştirmesi önemlidir.

Duygusal Farkındalık ve Baş Etme

Duygusal farkındalığı geliştirmek için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları duygu günlüğü tutmak, gün içerisinde kısa farkındalık molaları vermek ve bedensel-duygusal sinyalleri gözlemlemektir. Bu tür uygulamalar, kişinin içsel durumunu daha net ayırt edebilmesini sağlar. Farkındalık arttıkça birey, duygu durumunu düzenlemeye ve iyileştirmeye yönelik adımlar atabilir; gerektiğinde profesyonel psikolojik destek alma sürecine de daha açık hâle gelir.

Özetle, yüksek işlevli depresyon; “iyi görünüyorum ama iyi hissetmiyorum” hâlinin psikolojik karşılığıdır. İşlevselliğin korunuyor olması, kişinin gerçekten iyi olduğu anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle içsel deneyimlerin fark edilmesi, bastırılan duyguların görünür hâle gelmesi ve destek arayışına izin verilmesi, ruhsal iyilik hâlinin korunmasında kritik bir rol oynar.

Eda Cansu Sarıoğlu
Eda Cansu Sarıoğlu
Psikolog Eda Cansu Sarıoğlu, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde %100 İngilizce Psikoloji eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. TÜBİTAK çalışmasında nöropsikolojik test uygulayıcısı olarak yer almış; Sarı Psikoloji, Sedef Sürme Psikolojik Danışmanlık Merkezi ve Rehber Klinik’te staj yapmıştır. Gazi Mucize Hayatlar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmakta, dijital platformlarda özel eğitim alanında yazılar yazmaktadır. EKPSS platformunda psikolog olarak görev almaktadır. BDT ve mindfulness alanında uzmanlaşmış olup oyun terapisi eğitimine devam etmektedir. Özellikle çocuklar, aileler ve ilişkiler üzerine yazdığı içeriklerle psikolojik farkındalık oluşturmayı ve daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar