Salı, Nisan 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

En Çok Bilmediğimiz Şeyden Korkarız: Terk Edilme Şemasını Anlamak

“İnsan en çok bilmediği şeyden korkar” ifadesi, psikolojik süreçler açısından özellikle terk edilme şemasını anlamak için önemli bir başlangıç noktasıdır. Terk edilme korkusu çoğu zaman bireyin erken yaşlarda karşılaştığı tutarsız bakım, ani ayrılıklar, duygusal erişilemezlik ya da bağlanma nesnesinin öngörülemez davranışları sonucunda gelişir. Bu erken deneyimler, kişinin ilişkilerde sürekli tetikte olmasına, güven duymakta zorlanmasına ve en önemlisi karşısındaki kişinin her an gidebileceğine dair bilişsel bir beklenti oluşturmasına neden olur. Şema Terapi modeline göre terk edilme / istikrarsızlık şeması, bireyin duygusal ilişkilerinde sürekliliğin sağlanamayacağı ve sevdiği kişinin onu terk edeceği yönünde derin ve kalıcı bir inanç geliştirmesiyle karakterizedir (Young, Klosko & Weishaar, 2003).

Bu inanç yapısı, bireyin yetişkinlikte kurduğu ilişkilerin neredeyse tamamını etkiler. Terk edilme şeması aktif olduğunda kişi duygusal ilişkilerde aşırı kaygı, yoğun kıskançlık, onay arayışı, terk edilmemek için aşırı uyum sağlama ya da tam tersi erken kaçınma davranışları sergileyebilir. İlişkideki ipuçlarını abartılı bir biçimde yorumlama eğilimi, kişinin karşısındaki insanın nötr davranışlarını bile tehdit olarak algılamasına yol açar. Bu durum “her an gidebilir” düşüncesinin tetiklenmesine ve duygusal düzenlemenin bozulmasına neden olur. Beyin tehdit algısı oluşturduğunda, özellikle bağlanma sistemi devreye girer ve kişi yoğun bir duygusal tepkisellik yaşayabilir. Bowlby’nin bağlanma kuramına göre erken dönem bağlanma deneyimleri, bireyin tüm yaşamı boyunca kuracağı ilişkiler için bir temel oluşturur ve bağlanma figüründe yaşanan tutarsızlık ilerleyen dönemlerde kaygılı bağlanma örüntülerine zemin hazırlayabilir (Bowlby, 1988).

Terk Edilme Şemasının Kendilik Algısına Etkisi

Terk edilme şeması yalnızca ilişkilerin sürdürülmesini zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda kişinin kendilik algısını da şekillendirir. Birey çoğu zaman kendini “değiştirilebilir”, “yeterince değerli olmayan” ya da “kolayca vazgeçilebilir” biri olarak görme eğilimindedir. Bu öz değerlendirme biçimi, ilişkinin herhangi bir noktasında yaşanan mesafelenmeyi kişinin kendi değersizliğiyle ilişkilendirmesine yol açar.

Bu durum döngüsel bir yapıyı tetikler: birey terk edilmekten korktuğu için ilişkide aşırı yakınlık arayabilir, bu yoğunluk karşı tarafta baskı hissi yaratabilir ve ilişki gerçek bir mesafeye maruz kaldığında bireyin şeması daha da güçlenir. Böylece kişi, kendi korkusunun gerçekleşmesine istemeden zemin hazırlayabilir.

Terk Edilme Şemasının Yönetimi ve Terapötik Süreç

Terk edilme şemasının yönetilebilmesi, öncelikle bu şemanın ilişkilerde nasıl tetiklendiğini fark etmekle başlar. Bireyin duygusal düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, gerçeklik testi yaparak düşüncelerini yeniden yapılandırması ve ilişkisel sınırlar konusunda sağlıklı beceriler geliştirmesi önemlidir.

Şema Terapi yaklaşımı, erken dönemden gelen bu köklü inançların iyileştirilmesinde etkili bir yöntem sunar. Özellikle sınırlı yeniden ebeveynlik (limited reparenting), duygu odaklı müdahaleler ve bilişsel yeniden yapılandırma süreçleri, kişinin ilişkinin gerçek dinamiklerini daha sağlıklı değerlendirmesine yardımcı olabilir (Rafaeli, Bernstein & Young, 2011). Terk edilme şemasının üstesinden gelmek uzun bir süreç olabilir; ancak farkındalık geliştikçe kişi ilişkilerde daha güvenli, dengeli ve duygusal olarak istikrarlı bir bağ kurma kapasitesine sahip olabilir.

Sonuç

Sonuç olarak, terk edilme şeması insanın bağlanma, güven ve ilişkisel süreklilik ihtiyaçlarının zedelendiği erken yaşantıların bir yansımasıdır. Ancak bu şema değiştirilemez değildir. Bilinçli farkındalık, duygusal düzenleme becerileri, sağlıklı iletişim stratejileri ve terapötik müdahalelerle birey, terk edilme korkusunun gölgesinden çıkarak daha güvenli ve sürdürülebilir ilişkilere adım atabilir. Bilinmeyenin korkutuculuğu ancak bilinir kılındığında azalır; bu nedenle terk edilme şemasını anlamak, iyileşme yolculuğunun en temel aşamasıdır.

Kaynakça

Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.

Rafaeli, E., Bernstein, D. P., & Young, J. E. (2011). Schema therapy: Distinctive features. Routledge.

Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

Mine BALKAYA
Mine BALKAYA
Mine Balkaya, klinik psikolog olarak çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Psikoloji ve Klinik Psikoloji alanlarında tamamlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli çalışmalar yürüterek; panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), kaygı bozuklukları ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarında uzmanlaşmıştır. Çocuklarla yürüttüğü çalışmalarda dikkat, duygusal düzenleme ve gelişimsel değerlendirme alanlarına; ergenlerle olan çalışmalarında ise sınav kaygısı, kimlik gelişimi ve sosyal medya bağımlılığına odaklanmaktadır. Akademik alanda sosyal bağımlılık üzerine araştırmalarını sürdürmekte olup, ruh sağlığını desteklemeye yönelik bilimsel temelli psiko-eğitsel içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar