Sosyal bilimlerin sevilen başlıklarından psikoloji ve mitolojiyi aynı kesişimde buluşturan Medea Kompleksi, modern dünyada yaşamımızın çok içinden bir kavram. Mitolojideki bir prensesten adını almış bu kompleks, ebeveynlerin ilişkilerinde birbirlerine zarar vermek için çocuklarına verdiği psikolojik veya fiziksel istismarın karşılığıdır. Bu yazıda Medea’nın hikayesine ve kompleksin psikolojik etkilerinden bahsedeceğiz.
Mitolojide Prenses Medea
Bir çoğumuzun aklında, prenses deyince iyi kalpli ve yardımsever biri canlanabilir ancak, Medea’nın hikayesinde durum tam tersidir. Medea, Heredot’un amcasını, çocuklarını, kardeşlerini öldürmüş bir karakterdir. Dolayısıyla Heredot, Medea’yı bir ‘canavar’ olarak nitelendirir. Diodores için ise Heredot’un tam aksi bakış açısıyla; dürüst, bilgili hatta sevecen bir prensestir. Mısır kaynakları da Medea’yı hümanist olarak nitelendirir. Anlaşılacağı üzere Medea, pek çok hikayeye farklı açılardan dahil olmuştur. Ancak bu defa aşık olduğu Jason ile olan hikayesine bakacağız.
Medea kaynaklarda büyücü olarak geçmektedir. Büyücülükle ilgili bilgileri de annesi ve halasından öğrenmiştir. Kimyasal maddelerle arası iyi olan Medea, bu özelliğini pek iyiye kullanmamıştır. Bilinenlere göre Medea’nın ülkesi Colchis o dönem çok zengin bir ülkeydi. Korinthos kralı Peidos, Jason’ı krallığı alacak diye korktuğu için gerçekleştirmesi neredeyse imkansız bir görev verip Medea’nın ülkesine göndermiştir. Jason bu görevi gerçekleştiremeyeceğinden neredeyse emin olsa da Colchis’e gitmiştir.
Ejderhalarla savaşması gereken bu görevde imdadına Medea koşmuştur. Kalbinin tertemiz olacağını düşünmemizin pek mümkün olmadığı Medea’yı bunu yapmaya ikna eden şey Eros’un oku olmuştur. Evet, mitolojinin o ünlü Eros’u, büyücü olarak bilinen Medea’nın bile aşık olmasını sağlamıştır. Sonuç olarak Jason, görevini yerine getirebilmiş ve üstüne bir de aşık olmuştur.
Hikaye buraya kadar tatlı tatlı ilerlemiş olsa da adada ejderhalarla savaşılıp yerine getirilen bu görevin ardından Medea’nın abisi kaynaklarda bir daha görülmemektedir. Heredot’a göre Medea, adada erkek kardeşini öldürüp denize atmıştır. İşin ilginç ve belki de ürkütücü yanı, Medea’nın bu ölümleri gerçekleştirirken trans halinde olduğu bilinmektedir. Yani belki de yaptıklarının farkında bile değildir.
Adada yaşanan aşkın ardından Medea ve Jason evlenmiş ve iki oğulları olmuştur. Bir süre sonra Jason başka bir kadına aşık olmuş ve Medea’ya durumu anlatmıştır. Medea olayı dinlerken anlayışlı gibi görünse de davranışları çok da öyle olmamıştır. Jason’ın aşık olduğu kadına düğünde giymesi için bir elbise vermiş, kadın elbiseyi giydiğinde acılar içinde ölmüştür. Ardından sanki daha da intikam almak ister gibi iki oğlunu da öldürmüştür. Tüm bunlar yaşandıktan sonra Jason delirmiş ve Medea da Atina’ya kaçmıştır. Efsaneyi okuyup kompleksin adını nereden aldığını öğrenmiş olduk, şimdi de Medea Kompleksine psikolojik açıdan bakalım.
Psikolojik Açıdan Medea Kompleksi
Günümüzde bu komplekse yalnızca çocuklarını öldüren ebeveynler olarak bakmak doğru olmaz; psikolojik açıdan da bunu çocuklarına yaşatan pek çok ebeveyn mevcut. Ne yazık ki günümüzde partnerinden intikam almak için çocuğuna zarar veren ebeveyn sayısı oldukça fazladır. Duruma her iki ebeveyn açısından da bakmak mümkündür.
Olay sadece bir kadın açısından anlatılsa da bu durumu çocuğuna yaşatanlar sadece anneler değildir elbette. Çocuklarını fiziksel veya psikolojik istismara maruz bırakan ebeveyn sayısı oldukça fazladır. Bu durum en sık boşanma aşamasında ya da boşanmış ebeveynlerde görülmektedir. Bu sebeple Medea Kompleksinin “Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu” ve “Boşanmada Kötü Niyetli Anne Sendromuyla” yakından ilgisi bulunmakta. Bu kompleks, modern dünyada “çocuğunu diğer ebeveynden soğutma amacıyla doldurmak” şeklinde yer bulmuştur.
Üzücü yanı, bu durum uzun yıllar görülmemiş ve literatürde yer bulmamıştır. Çocuk istismarının varlığı ilk olarak 1961 yılında kabul edilmiştir. Bu alanda çalışan uzman sayısı hala oldukça azdır. Dolayısıyla bu alandaki bilinç seviyesi de öyledir. Çocukların aileleriyle ilgili yaşadığı travmatik durumlarda gerekli iyileştirmeyi sağlayacak merkezlerin sayısının arttırılması ve bu konuda ebeveynlerin bilinçlendirilmesi gerektiği su götürmez bir gerçektir.
Sonuç olarak Medea Kompleksinin mitolojik bir hikayeden feyz alınarak isimlendirildiği ve kompleksle hikayenin birbirini tamamladığını söylemek yanlış olmaz. Yaşamda ebeveyn olabilme ve ilişki dengesini koruma arasındaki çizginin bozulmasıyla ortaya çıkan bu durum, zaman içinde çocuklarda daha ciddi problemlere de dönüşebilmektedir. Adli psikoloji ve gelişim psikolojisinin ortak alanı sayılabilecek bu kompleks için gerekli çalışmalar ve araştırmalar devam edecektir diye düşünüyorum. Bir bilim dalından bahsettiğimiz için de görüşlerin, isimlerin ve araştırmaların her zaman değişebileceğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Kaynakça
Charlier P., & Deo S., & Grece M. D., & Wecker A. S. (2017). Medea: ailevi seri katil vakası mı? İngiliz Psikaytri Dergisi, 210(5), 341. Doi: https://doi.org/10.1192/bjp.bp.116.195016
Kırcı, G. S., & Cömert H. S., & Özer, E. (2017). Anne-çocuk cinayetleri: medea kompleksi. Adli Tıp Bülteni, 22(2), 130-133. Doi: https://doi.org/10.17986/blm.2017227927


