Cumartesi, Haziran 13, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İkincil Travmatik Stres: Yardım Edenlerin Görünmeyen Yükü

Travmatik olaylar denildiğinde çoğu zaman akla doğrudan olayı yaşayan bireyler gelmektedir. Ancak travmanın etkileri yalnızca olayın mağdurlarıyla sınırlı değildir. Travmatik yaşantılara tanıklık eden, bu olayları dinleyen veya travma mağdurlarına yardım eden kişiler de psikolojik olarak etkilenebilmektedir. Bu durum literatürde “İkincil Travmatik Stres (Secondary Traumatic Stress)” olarak adlandırılmaktadır.

İkincil travmatik stres, travmatik olaya doğrudan maruz kalmayan kişilerin, travma yaşamış bireylerle kurdukları empatik ilişki sonucunda travmaya benzer belirtiler göstermeleri olarak tanımlanmaktadır. Figley’e (1995) göre ikincil travmatik stres, travma mağdurlarına yardım etmenin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilen ve travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) benzer belirtiler içeren bir durumdur. Kişi travmatik olayı kendisi yaşamamış olsa da, mağdurun yaşadığı deneyimi anlamaya çalışırken duygusal olarak bu yükü paylaşabilmektedir.

Kimler Risk Altındadır?

İkincil travmatik stres, özellikle yardım odaklı mesleklerde çalışan bireylerde daha sık görülmektedir. Psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanları, danışanlarının travmatik yaşam öykülerine düzenli olarak maruz kaldıkları için risk altındadır. Benzer şekilde, doktorlar, hemşireler, acil servis çalışanları ve paramedikler de ağır yaralanma, ölüm ve afet gibi olaylarla sık karşılaşmaları nedeniyle ikincil travmatik stres geliştirebilmektedir.

Polisler, itfaiyeciler ve arama-kurtarma ekipleri gibi müdahale personelleri de travmatik olayların yaşandığı ortamlarda görev yapmaları nedeniyle riskli gruplar arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra, travma mağdurlarının aile üyeleri, yakın arkadaşları ve bakım verenleri de yaşanan olayların duygusal etkilerini yoğun biçimde hissedebilmektedir.

Günümüzde sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte risk grupları genişlemiştir. Savaşlar, doğal afetler, şiddet olayları ve kazalarla ilgili görüntülerin sürekli paylaşılması, bireylerin travmatik içeriklere tekrar tekrar maruz kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, herhangi bir mesleki risk faktörü bulunmayan bireylerde dahi ikincil travmatik stres belirtilerinin ortaya çıkabilmesine yol açabilmektedir.

Belirtiler ve Etkileri

İkincil travmatik stres belirtileri birçok açıdan travma sonrası stres bozukluğu belirtilerine benzemektedir. Kişi travmatik olaylarla ilgili istemsiz düşünceler yaşayabilir, olayları zihninde tekrar tekrar canlandırabilir veya travmatik içerikli rüyalar görebilir. Özellikle travma mağdurlarının hikâyelerini sık dinleyen profesyonellerde bu belirtiler daha belirgin hale gelebilmektedir.

Duygusal belirtiler arasında kaygı, üzüntü, öfke, çaresizlik ve suçluluk duyguları yer almaktadır. Bazı bireylerde zamanla duygusal tükenme ve duyarsızlaşma görülebilmektedir. Bunun yanında uyku problemleri, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrıları ve fiziksel gerginlik gibi belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.

Mesleki açıdan değerlendirildiğinde, ikincil travmatik stres, çalışanların iş performansını ve hizmet kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Yardım mesleklerinde çalışan kişiler zamanla motivasyon kaybı yaşayabilir, mesleklerinden uzaklaşma isteği hissedebilir veya tükenmişlik belirtileri gösterebilirler. Bu nedenle ikincil travmatik stres, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kurumsal bir sağlık sorunu olarak da değerlendirilmektedir.

Koruyucu Faktörler ve Baş Etme Yöntemleri

İkincil travmatik stresle mücadelede öz bakım uygulamaları önemli bir yere sahiptir. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi bireyin psikolojik dayanıklılığını artırmaktadır. Ayrıca travmatik vakalarla çalışan profesyoneller için düzenli süpervizyon desteği almak ve meslektaşlarla deneyim paylaşımında bulunmak koruyucu faktörler arasında yer almaktadır.

Travma alanında çalışan uzmanların kendi sınırlarını koruyabilmeleri ve iş-özel yaşam dengesi kurabilmeleri de önemlidir. Gerektiğinde profesyonel psikolojik destek almak, belirtilerin kronikleşmesini önleyebilmektedir. Kurumların çalışanlarına yönelik psikolojik destek programları sunması ve travma farkındalığı eğitimleri düzenlemesi de riskin azaltılmasına katkı sağlamaktadır.

Sonuç

İkincil travmatik stres, travma mağdurlarına yardım eden veya travmatik olaylara dolaylı olarak maruz kalan bireylerde ortaya çıkabilen önemli bir psikolojik sorundur. Özellikle psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, sağlık çalışanları ve müdahale ekipleri gibi yardım mesleklerinde çalışan bireyler açısından dikkatle ele alınması gereken bir durumdur. Travmanın yalnızca mağdurları değil, mağdurlara destek olan kişileri de etkileyebildiğinin fark edilmesi, hem bireysel hem de kurumsal düzeyde koruyucu önlemlerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

Ekin Kültür
Ekin Kültür
Ekin Kültür, İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde Psikoloji (İngilizce) 3. sınıf öğrencisidir. Eğitim sürecinin son yılına yaklaşan Kültür, staj deneyimleri sayesinde psikoloji alanında uygulamalı birçok bilgi kazanmıştır. Gündemin bireyler üzerindeki etkileri ve adli psikoloji, özel ilgi alanları arasında yer almaktadır. Aynı zamanda çeşitli sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunmuş; birçok makale ve yazı kaleme almıştır. Hem akademik hem toplumsal gelişime önem veren Ekin, psikolojiyi birey ve toplum düzeyinde anlamaya yönelik çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar