‘‘Bugün okul nasıldı?’’
‘‘İyiydi.’’
‘‘Sınav nasıl geçti?’’
‘‘İyi.’’
Bu diyalog birçok evde neredeyse her gün yaşanmaktadır. Çocuklarla konuşuluyor gibi görünse de aslında çoğu zaman gerçek bir iletişim söz konusu değildir. Ergenlerin en büyük ihtiyacı ise kendilerine sadece soru sorulması değil; görüldüklerini hissetmeleridir.
Ergenlik, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem olmaktan ziyade aynı zamanda bireyin ‘‘Ben kimim?, ‘‘Nereye aitim?’’ ve ‘‘Beni olduğum gibi kabul eden biri var mı?’’ sorularına yanıt aradığı bir gelişim sürecinin parçasıdır. Bu dönem içerisinde anlaşılmak ve görülmek birçok ergen için tahmin edilenden daha büyük anlam taşımaktadır.
Buradaki görülmekten kastedilen sadece aynı ortam içerisinde bulunmak ya da gün içerisinde birkaç soru sormak değildir. Bir ergenin duygularının fark edilmesi, düşüncelerin önemsenmesi ve yaşadığı deneyimlerin yargılanmadan dinlenmesidir.
Bazen yetişkinler, çözüm üretmeye o kadar odaklanırlar ki aslında en temel ihtiyaç olan duyguyu fark edemez ya da gözden kaçırabilirler. Oysa ‘‘Neden böyle yaptın?’’ sorusundan önce ‘‘Belli ki seni zorlayan bir şey olmuş.’’ diyebilmek, ergenin kendini ifade etmesi için güvenli bir alan oluşturabilmektedir.
Elbette her ergen sevgisini ya da yaşadığı zorlukları aynı biçimde göstermez. Kimi odasına çekilir, kimi öfkelenir, kimi ise sessizleşir. Dışarıdan bakıldığında bu davranışlar sadece ‘‘ergenlik’’ olarak görülebilir. Oysa bazen bu davranışların altında çok daha sade bir ihtiyaç yatar: ‘‘Beni gerçekten anlamaya çalışır mısın?’’
Belki de ergenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, her sorununa çözüm bulunması değildir. Bazen yalnızca sözünün kesilmeden dinlenmesi, duygularının geçersiz sayılmaması ve hissettiklerinin küçümsenmemesidir. Anlaşılmaya çalışıldığını hissetmek, insanın kendisini güvende hissetmesinin en güçlü adımlarından biridir.
Günümüzde sıkça duyduğumuz ‘‘Bu yaşlarda herkes böyle.’’ ya da ‘‘Geçer.’’ gibi cümleler çoğu zaman kötü niyetle söylenmez. Ancak o an yaşadığı hayal kırıklığı, yalnızlık hissi ya da reddedilmişlik ergen için oldukça gerçektir. Duyguların büyüklüğü yaşla ölçülmez.
Ergenlerle kurulan iletişimde önemli olan yalnızca konuşulan konular değil, iletişimin nasıl kurulduğudur. Bazen yetişkinler, kendi deneyimlerinden yola çıkarak ergenin yaşadığı durumu anlamaya çalışabilir; ancak unutulmamalıdır ki her bireyin yaşadığı deneyimler kendine özgüdür. Bir yetişkin için küçük görünen bir durum, bir ergen için oldukça önemli ve yoğun duygular barındırabilir. Bu nedenle ‘‘Ben senin yaşındayken…’’ ile cümlelerle karşılaştırma yapmak yerine, ‘‘Sen bu durumda ne hissettin? İstersen benimle paylaşabilirsin.’’ diyebilmek ergenin yargılanmadan dinleneceğini hissetmesini ve kendini rahat ifade edebilmesini sağlayabilir. Kendisini ifade edebileceği güvenli bir alan oluşturulduğunda iletişim yalnızca sorunları çözmeye yönelik değil, karşılıklı anlayış kurmaya yönelik bir sürece dönüşür.
Belki de yetişkinlerin durup şunu düşünmeye ihtiyacı vardır: Bir ergenin anlattıklarını gerçekten dinliyorlar mı, yoksa yalnızca davranışlarına anlam yüklemeye mi çalışıyorlar?
Her sessizliğin, her öfkenin ya da her geri çekilişin arkasında görülmeyi bekleyen bir duygu olabilir. Bir ergenin ihtiyacı olan şey hemen çözüm sunulması ya da davranışının düzeltilmeye çalışılması değildir. Önce anlaşılmak, duyulmak ve duygularına alan açıldığını hissedebilmektir.
Belki de bir ergene verilebilecek en kıymetli mesaj şudur: ‘‘Seni değiştirmeden önce anlamaya çalışıyorum.’’ Bazen en çok iyileştiren şey, doğru cümleleri duymak değil; gerçekten görüldüğünü hissetmektir.
Kaynakça
- Topkaya, N., Köksal, Z., & Bayram, S. (2022). Ergenlerde iyi oluşun yordanmasında bilişsel esneklik ve öz-şefkatin rolü. Batı Anadolu Eğitim Bilimleri Dergisi, 13(1), 646-662.
- Keleş, A., Akgün, G., Oğuztürk, S., Çetin, B., & Tagay, Ö. (2025). Ergenlerde psikolojik sağlamlığın yordayıcıları olarak bilişsel esneklik, sosyal ilgi ve yalnızlık. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 65, 3272-3288.


