Pazar, Temmuz 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Karar Felci ve Erteleme Döngüsü: Mükemmel Anı Beklemenin Psikolojisi

Hayatta bizi en çok yoran şey bazen yaptıklarımız değil, sürekli zihnimizde taşıdığımız ama bir türlü başlayamadığımız şeyler oluyor.

Bir karar vermek istiyoruz. Bir değişiklik yapmak istiyoruz. Belki işimizi değiştirmek, belki uzun zamandır ertelediğimiz bir konuşmayı yapmak, belki de kendimiz için yeni bir adım atmak istiyoruz. Fakat tam harekete geçeceğimiz anda zihnimizde bir cümle beliriyor: “Biraz daha hazır olayım.”

Çünkü çoğumuz önemli kararları verirken önce tamamen emin olmak istiyoruz. Yanlış yapmamak, pişman olmamak, en doğru seçimi yapmak istiyoruz. Bu nedenle biraz daha düşünelim, biraz daha araştıralım, biraz daha bekleyelim derken zaman geçmeye başlıyor.

Fark etmeden karar vermeye çalışırken kararın kendisinden uzaklaşıyoruz.

Aslında burada çoğu kişinin yaşadığı şey psikolojide analiz felci (analysis paralysis) olarak tanımlanan bir durumdur. Kişi en doğru seçeneği bulmaya çalışırken o kadar fazla düşünür ki sonunda herhangi bir adım atamaz hale gelir.

Örneğin yeni bir işe başlamak isteyen biri düşünelim. Önce seçenekleri değerlendirir. Sonra “Acaba doğru zaman mı?”, “Ya başarısız olursam?”, “Biraz daha araştırmalıyım” gibi düşünceler ortaya çıkar. Araştırma yapmak elbette faydalıdır ancak bazen araştırma, karar vermeyi kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp karar vermeyi ertelemenin bir yoluna dönüşebilir.

En zor tarafı ise şudur: Kişi dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yapmıyor gibi görünür ama zihni sürekli çalışmaya devam eder. Çünkü sadece bir davranışı gerçekleştirmek değil, o davranışı sürekli zihinde değerlendirmek de yorucu bir süreçtir. Bir kararın içinde uzun süre kalmak, bazen karar vermekten daha fazla enerji tüketebilir.

Peki neden böyle yapıyoruz?

Çünkü beynimizin temel görevlerinden biri bizi korumaktır. Belirsizlik içeren durumlarda zihnimiz olası riskleri fark etmeye ve bizi hazırlamaya çalışır. Yeni bir adım atmak, bilinmeyen bir alana girmek anlamına geldiği için beynimiz çoğu zaman önce “Ya ters giderse?” sorusunu gündeme getirir. Bu aslında bir kusur değil, insan zihninin doğal çalışma biçimlerinden biridir.

Ancak sorun, bu koruyucu mekanizmanın hayatımızı yönetmeye başlamasıyla ortaya çıkar. Çünkü bazen kendimizi korumaya çalışırken aynı zamanda kendimizi sınırlamaya başlayabiliriz.

Çoğu insan özgüvenin harekete geçmeden önce gelmesini bekler. Önce kendime güveneyim, sonra başlayayım diye düşünür. Oysa özgüven çoğu zaman başlamadan önce değil, başladıktan sonra oluşur.

Bir şeyi deneyerek, hata yaparak, öğrenerek ve yol içinde gelişerek kendimize güvenmeye başlarız.

Böyle anlarda kendimize hatırlatmamız gereken belki de tek bir gerçek var: Mükemmel an diye bir şey yok, sadece bizim adımlarımızla şekillenen ve anlam kazanan anlar var.

Hazır olmayı, özgüvenin kapımızı çalmasını ya da tüm belirsizliklerin ortadan kalkmasını beklemek; hayatı zihnimizin içinde yaşamaya devam etmek demektir. Oysa özgüven de hazır olma hali de biz o belirsizliğin içine el yordamıyla ve küçük adımlarla girdikçe inşa olunur.

Sude Gül Babiz
Sude Gül Babiz
Sude Gül Babiz, psikoloji lisans eğitiminin ardından Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamlayarak klinik psikolog unvanını almıştır. Psikoterapi alanında çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmakta; özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımı doğrultusunda hizmet vermektedir. Akademik birikimini ve mesleki deneyimlerini yazılarına da yansıtan Babiz, Psychology Times Türkiye’de psikoloji ve kişisel gelişim üzerine içerikler kaleme almaktadır. Yazılarında psikolojinin zenginliğini bilimsel temellerden ödün vermeden, herkes için anlaşılır ve erişilebilir bir dille sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar