İnsan olmayan varlıklara insanlara özgü nitelikler ve duygular atfetme eğilimi olarak tanımlanan antropomorfizm, psikolojide uzun yıllardır incelenen temel kavramlardan biridir (Ibrahim & Cheng, 2026). Ancak antropomorfizmin kökleri daha derinlere dayanmaktadır. On sekizinci yüzyılda filozof David Hume, insanların insan olmayan varlıkları kendilerine benzetme ve onlara insani özellikler atfetme konusunda evrensel bir eğilime sahip olduğunu belirtmiştir. Hume’a göre, insanlar kendilerine zarar veren ya da memnun eden olaylara ve nesnelere iyilik ya da kötülük gibi insani nitelikler yükleme eğilimindedir (Hume, 1957). Aradan geçen yüzyıllara rağmen bu eğilim varlığını sürdürmekte; bugün en dikkat çekici yansımalarından biri, yapay zekâ sistemleriyle kurulan etkileşimlerde görülmektedir.
Yapay zekâ sistemlerinin giderek daha doğal, akıcı ve insana benzer biçimde etkileşim kurabilmesiyle birlikte, yapay zekâ antropomorfizmi günümüzde ilgi gören bir araştırma alanı hâline gelmiştir. Yapay zekâyı insan özelliklerine sahip bir varlık olarak algılama eğilimi, ileri düzey teknik uzmanlığa sahip kişilerde dahi otomatik ve bilinçdışı bir tepki olarak ortaya çıkabilmektedir.
İnsansı robotlardan sanal asistanlara kadar uzanan yapay zekâ sistemleri, genellikle insan davranışını simüle etmek üzere tasarlanmakta ve bu özelliğiyle kullanıcılar arasında antropomorfik algıları tetiklemektedir (Kautish vd., 2023).
Yapay zekâ alanında antropomorfizmin en bilinen örneklerinden biri, “ELIZA etkisi” olarak adlandırılan olgudur (Placani, 2023). İlk sohbet robotlarından biri olarak kabul edilen ELIZA, 1960’ların ortalarında Joseph Weizenbaum tarafından geliştirilen bir doğal dil işleme programıdır. Program, kullanıcının ifadelerini çoğunlukla Rogerian psikoterapi yaklaşımını taklit edecek şekilde yeniden düzenlemekte veya sorular hâlinde geri yansıtmaktaydı; öte yandan oldukça sınırlı bir diyalog yapısına sahipti (Weizenbaum, 1972). Buna rağmen birçok kullanıcı, ELIZA’nın kendilerini gerçekten anladığını ve anlamlı bir iletişim kurduğunu düşünerek programa insana ait özellikler atfetmiştir. Bu deneyim sonucunda Weizenbaum, basit bir bilgisayar programına kısa bir süre maruz kalmanın normal bireylerde dahi güçlü yanıltıcı düşüncelere yol açabileceğini tespit etmiştir. Yaşamının geri kalanını ise, yapay zekâ sistemlerine gereğinden fazla insani özellikler yüklenmesinin neden olabileceği toplumsal riskler ve etik konusunda uyarılarda bulunmaya adamıştır.
Bilgisayarların Sosyal Aktörler (CASA) paradigması, insanların bilgisayar tabanlı varlıkları insanlaştırma eğiliminde olduğunu, gerçek duygulara sahip olmadıklarını bilişsel anlamda kabul etmelerine rağmen, onlara sosyal özellikler atfettiklerini öne sürmektedir (Adam vd., 2020). Bu eğilim doğrultusunda geliştirilen yapay zekâ sistemleri; doğal konuşma dili ve empatik ifadeler gibi insansı özelliklerle donatılarak kullanıcı katılımı ve etkileşimini artırmayı amaçlamaktadır. Böylece kullanıcıların yapay zekâ ile daha derin bir bağ kurması, güçlü ve kalıcı deneyimler yaşaması mümkün hale gelmektedir.
Antropomorfizm, bireylerin yapay zekâ sistemlerine güven algılarını da değiştirmektedir. Kullanıcılar ChatGPT’nin daha insansı özelliklere sahip olduğunu algıladıkça, yanıtlarına ve önerilerine olan güvenleri de artmaktadır (Yeung vd., 2023). Bu durum birtakım sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan biri, bireylerin yapay zekâ asistanının yeteneklerini ve bilgisini potansiyel olarak abartması ve aldığı yanıtlara sorgusuz bir şekilde güvenmesiyle ilişkilidir. Söz konusu sınırsız güven, yapay zekâ sistemi yanlış veya yanıltıcı bir bilgi verdiği takdirde özellikle sağlık, finans, hukuk ve eğitim gibi hata payının düşük olması gereken alanlarda sorun yaratabilir.
Örneğin; bir birey sağlıkla ilgili belirtilerini yapay zekâya anlatarak aldığı önerileri bir hekime danışmadan uygulayabilir ve ciddi sağlık sorunları yaşayabilir; hukuki bir konuda yapay zekânın sunduğu bilgileri bir avukat aracılığıyla doğrulamadan hareket ederek hak kaybı yaşayabilir; yatırım kararlarını yalnızca yapay zekânın önerilerine dayandırarak eksik veya hatalı analizler nedeniyle maddi kayıplarla karşılaşabilir. Buna benzer şekilde bir öğrenci, yapay zekânın ürettiği hatalı bilgileri doğru kabul ederek öğrenme sürecini yanlış yönlendirebilir.
Bu örnekler, yapay zekânın sunduğu bilgilerin her zaman eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi ve güvenilir uzman görüşüyle doğrulanmasının önemini göstermektedir.
Diğer yandan ChatGPT gibi yapay zeka sistemlerinin insan benzeri özellikler sergilemesi, kullanıcıların farkında olmadan hassas verileri ifşa etmeleri nedeniyle gizlilik endişelerine de yol açmaktadır (Kroneman vd., 2023). Kullanıcılar, yakın bir arkadaş veya bir danışmanla konuşuyormuş gibi aile ilişkileri, sağlık durumları, finansal ve kimlik bilgileri gibi hassas ayrıntıları yapay zekâ sistemleriyle paylaşmaktadır. Fakat bu sistemler, insanlarla aynı etik ve hukuki gizlilik yükümlülüklerine sahip değildir. Dolayısıyla uzmanlar, yapay zekâ ile kurulan etkileşimlerde antropomorfik algının, bireylerin mahremiyet riskini olduğundan daha düşük seviyede değerlendirmelerine neden olabileceğine dikkat çekmektedir.
Antropomorfizm yalnızca bilişsel bir eğilim değil, aynı zamanda bireylerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarıyla yakından ilişkili temel bir psikolojik süreçtir. Alanyazın, bireylerin antropomorfizm eğiliminin, ait olma ve sosyal bağlantı kurma ihtiyaçlarını gidermelerine yardımcı olabileceğini göstermektedir (Epley vd., 2008; Wang, 2017). Sosyal izolasyon, dışlanma, yalnızlık ve kişilerarası iletişimin zayıflaması gibi durumlar, bireylerin yapay zeka sistemlerini daha fazla insanlaştırmasını doğurmaktadır (Kim vd., 2013).
Elde edilen bulgular, antropomorfizmin yalnızca gelişen teknolojinin büyüleyici tasarım özelliklerinden kaynaklanmadığını; aynı zamanda bireyin içinde bulunduğu psikolojik ve sosyal koşullardan da güçlü biçimde etkilendiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, yapay zekâ antropomorfizmi, bireylerin teknolojiyle kurduğu ilişkinin doğal bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapay zekâ sistemlerinin giderek daha insansı ve empatik bir iletişim kurması, bu sistemlerle etkileşimi kolaylaştırırken kullanıcı deneyimini de önemli ölçüde zenginleştirmektedir. Fakat bu durum, yapay zekâya gereğinden fazla güven duyulması ve mahremiyetin göz ardı edilmesi gibi çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir.
Bu kapsamda, yapay zekâ ile kurulan etkileşimlerde teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanırken eleştirel düşünme becerisini korumak büyük önem arz etmektedir. Yapay zekâ, bilgiye erişimi kolaylaştıran ve karar verme süreçlerini destekleyen yardımcı bir araç olsa da, insan yargısının, uzman görüşünün ve etik değerlendirmenin yerini alabilecek bir özne değildir. Yapay zekâyı insan gibi görmek yerine, onu güçlü ancak yapabilecekleri sınırlı olan bir teknoloji olarak değerlendirebilmek; hem güvenli kullanım hem de sağlıklı insan-teknoloji ilişkilerinin geliştirilmesi açısından temel bir gerekliliktir.
Kaynakça
- Adam, M., Wessel, M., & Benlian, A. (2020). AI-Based Chatbots in Customer Service and Their Effects on User Compliance. Electron Markets, 2(31), 427–445.
- Epley, N., Waytz, A., Akalis, S., & Cacioppo, J. T. (2008). When we need a human: Motivational determinants of anthropomorphism. Social cognition, 26(2), 143-155.
- Hume, D. (1957). The natural history of religion. Stanford University Press, Stanford
- Ibrahim, L., & Cheng, M. (2026, July). Thinking beyond the anthropomorphic paradigm benefits LLM research. In Proceedings of the 64th Annual Meeting of the Association for Computational Linguistics (Volume 1: Long Papers) (pp. 2551-2563).
- Kautish, P., Purohit, S., Filieri, R., & Dwivedi, Y. K. (2023). Examining the role of consumer motivations to use voice assistants for fashion shopping: The mediating role of awe experience and eWOM. Technological Forecasting and Social Change, 190, 122407.
- Kim, K. J., Park, E., & Sundar, S. S. (2013). Caregiving role in human–robot interaction: A study of the mediating effects of perceived benefit and social presence. Computers in Human Behavior, 29(4), 1799-1806.
- Kronemann, B., Kizgin, H., Rana, N. P., & Dwivedi, Y. K. (2023). How AI Encourages Consumers to Share Their Secrets? The Role of Anthropomorphism, Personalisation, and Privacy Concerns and Avenues for Future Research. SJME, 1(27), 2–19.
- Placani, A. (2024). Anthropomorphism in AI: hype and fallacy. AI and Ethics, 4(3), 691-698.
- Wang, W. (2017). Smartphones as social actors? Social dispositional factors in assessing anthropomorphism. Computers in Human Behavior, 68, 334-344.
- Weizenbaum, J. (1972). How does one insult a machine? Science 176, 609–614
- Yeung, J. A., Kraljevic, Z., Luintel, A., Balston, A., Idowu, E., Dobson, R. J., … & Teo, J. T. (2023). AI Chatbots Not Yet Ready for Clinical Use. Zielinski, C., Winker, M., Aggarwal, R., Ferris, L., Heinemann.


