Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İdealine Yetişmeye Çalışırken Kendinden Uzaklaşmak

İnsan bazen idealine ulaşmaya çalışırken kendinden uzaklaşabiliyor. Çocukluktan itibaren karşılaştığımız beklentiler, nasıl yaşamamız ve ne olmamız gerektiğine dair görünmez bir çerçeve oluşturuyor. Sürekli bir yetişme çabası, zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını geri planda tutmasına neden olabiliyor. Yaş ilerledikçe bu sessiz yük daha görünür hâle geliyor. Kendimize koyduğumuz hedefler, ulaşmak istediğimiz hayat ve yaptığımız seçimler arasında sıkışabiliyoruz. Sosyal kıyaslamalar ve “yetişme” hissi de kişinin üzerinde görünmez bir baskı oluşturabiliyor. Bu baskının psikolojik boyutu, kişinin öz yeterlilik algısının zayıflamasına, içe çekilmesine hatta tükenmişliğe yol açabiliyor.

Sosyal medyanın bu farklılıkların oluşmasındaki rolü büyük önem taşıyor. Sosyal medyada insanların genellikle hayatlarının yalnızca kusursuz anlarını paylaşması, bireyleri yoğun bir kıyaslama döngüsüne sokarak kendi yaşamlarını ve yeterliliklerini sorgulamalarına neden oluyor. Kişinin kendi becerilerinin, yeteneklerinin ve potansiyelinin farkına varma sürecinin ilk adımı, çoğu zaman ideal ve gerçeklik arasındaki uyumu fark etmeye başlamaktır.

İdeal benlik ile gerçek benlik arasındaki mesafeyi ulaşılmaz bir konuma getirebilmek, yalnızca mevcut potansiyeli fark etmekle mümkün değildir. Güçlü yönleri tanımak kadar bireyin geçmiş deneyimlerini doğru değerlendirmesi, içinde bulunduğu koşulları göz önünde bulundurması ve hedeflerini gerçekçi bir çerçevede oluşturması gerekmektedir. Bir çerçeveye oturtulmayan kişi, kendi kaynaklarının farkında olsa bile ulaşmak istediği nokta ile bulunduğu yer arasındaki mesafeyi olduğundan çok daha büyük ve aşılmaz algılayabilir.

Asıl belirleyici olan yalnızca kişisel yetenekler değil, hayatın bireye sunduğu koşulların nasıl anlamlandırıldığıdır. Sadece başkalarının neyi başardığına, hangi konumda bulunduğuna veya nelere sahip olduğuna bakmak çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü her bireyin geçmişi, imkânları, ihtiyaçları ve içsel kaynakları kendine özgüdür. Kişi kendi sınırlarını, ihtiyaçlarını ve güçlü yönlerini kabul edip bunları gerçekçi bir noktada geliştirebildiğinde, ideal benliği ile gerçek benliği arasındaki mesafe de çok daha sağlıklı ve ulaşılabilir bir düzeye gelebilir.

Günümüzde birçok insan, eğitim hayatının başında hedeflediği bölüm veya meslekten farklı kariyer alanlarına yönelebiliyor. Değişen ilgi alanları, yeni deneyimler ve yaşam koşulları, bireylerin mesleki yolculuklarını yeniden şekillendirerek kendine en uygun rotayı zamanla bulmalarına yardımcı oluyor. Bu durum, insanın kendini gerçekleştirme çabasının da bir parçasıdır. Elbette bu yönelimde ekonomik koşulların ve yaşanılan coğrafyanın payını unutmamak gerekir. Burada önemli olan itici güç, dış dünyadaki zorunluluklarla insanın hedef ve potansiyelinin ne derece kesiştiğidir. Kişi sadece hayatını kazanmak için değil, kendini daha iyi ifade edebilmek için de adım atma ihtiyacı duyar. Bu nedenle farklı alanlara yönelmek, yalnızca zorunluluktan değil, aksine insanın kendi hayatının kontrolünü eline alma çabasından kaynaklanabilir.

Çocukluktan yetişkinliğe uzanan bu dinamik süreçte, gerek sosyal medyanın yarattığı mükemmellik illüzyonu gerekse çevrenin ve coğrafyanın dayattığı zorunluluklar, bizi sürekli bir arayış içinde bulundurmaya neden olabilir. Ancak hem kariyer yolculuğumuzda hem de bireysel sürecimizde dış dünyanın dayattığı o yapay “mükemmel insan” imajına yetişmek amaç olmamalıdır. Önemli olan, insanın kendi sınırlarını, ihtiyaçlarını ve gerçekliğini fark edebilmesi; ideal benliği ile gerçek benliği arasında dengeli bir köprü kurabilmeyi başarabilmesidir. Çünkü hayatın anlamı, kusursuz olmaktan değil, kendine ait bir yaşamı sürdürebilmekten geçer.

Merve Güngöroğlu
Merve Güngöroğlu
Ben Merve Güngöroğlu. Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun oldum. Altınbaş Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimimde tez sürecime devam ederken, aynı zamanda Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimimin süpervizyon aşamasında klinik bilgi ve becerilerimi uygulama temelli olarak geliştirmeyi sürdürmekteyim. Lisans sürecimle beraber teorik bilgilerimi uygulama alanına taşımak amacıyla hastane ve çeşitli kurumlarda staj yaparak klinik gözlem ve uygulama deneyimi kazandım. Bunun yanı sıra gönüllü sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol alarak farklı yaş gruplarıyla çalışma ve multidisipliner ekiplerle iş birliği içerisinde çalışma fırsatı elde ettim. Mesleki gelişimimi bilimsel ve etik temeller doğrultusunda sürdürmekteyim .Bilimsel kaynaklardan edindiğim güncel ve güvenilir bilgileri, herkesin anlayabileceği sade bir dille okuyuculara ulaştırmayı amaçlamaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar