Çoğu zaman hevesimiz kırılıyor, değil mi? Bir şeye aşırı hevesleniriz. İçimiz kıpır kıpır olur, “bu sefer olacak” deriz. Hatta daha başlamadan gözümüzde büyütür, güzel hayaller kurarız. Ama sonra bir şey olur… O his kaybolur. Sanki içimizdeki balonun havası iniyor gibi, hevesimiz bir anda kaçar.
Bazen içimizde kasvetli bir bulut gibi dolaşır. Çok açıklayamayız ama hissederiz. Eskiden içimizi heyecanlandıran şey artık aynı etkiyi yapmaz. İsteriz aslında ama bir yanımız geri durur. İşte o içimizdeki grilik hâli, biraz da hevesin kaybolması gibi hissedilir. Bazen fark etmeden kafamızdaki beklentilerle gerçekler birbirini tanıyamaz olur ve hevesimiz yavaş yavaş gider. Bu durum, Bilişsel Davranışçı Terapi açısından beklentilerimiz ile gerçek deneyimlerimizin uyuşmamasıyla açıklanır.
Hevesin Büyüsüne Kapılmak
Başta her şeyi biraz fazla büyütürüz. Daha başlamadan her şey kolay ve güzel olacak gibi gelir. Hevesin büyüsüne kapılırız; içimizde garip bir mutluluk ve heyecan vardır. Ama işin içine girince o kadar da öyle olmadığını fark ederiz. Zorlanırız, sıkılırız, istediğimiz gibi ilerlemez. Kafamızdakiyle yaşadığımız şey aynı olmayınca hayal kırıklığı yaşarız. İçimizdeki ilk heyecan yavaş yavaş kaybolur. Heves buna bağlıdır; beklediğimiz gibi gitmeyince azalır.
Mesela yeni bir işe ya da uzun zamandır istediğimiz bir şeye başladığımızı düşünelim. Başta her şey tamamdır, her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlarız ve adımlar kolay görünür. Ama işin içine girince engeller ve beklenmedik sorunlar çıkar. O küçük sorunlara öyle takılırız ki işimizin geri kalanındaki güzellikleri göremeyiz. İlk gün heyecanla her şeyi yaparız, ama ikinci gün küçük aksilikler olunca motivasyonumuz düşer. Öz-belirleme Kuramına göre, kişi içsel motivasyonunu kaybettiğinde heves azalır. Yavaş yavaş mutsuzluk hissi bizi sarar. İşte hevesimizin kaybolmaya başladığı an budur. Zihnimizdeki tablo ile gerçek hayat arasındaki fark, Bilişsel Davranışçı Terapi perspektifinden, kişinin düşünce ve inançlarının deneyimle uyuşmamasından kaynaklanan bilişsel çarpıtmalarla açıklanır.
Gerçekten İstiyor Muyuz?
Her heves bize ait değildir. Bazen başkaları yapıyor diye veya “biz de yapmalıyız” diye başlarız. Sorgulamayız, çevremize ayak uydururuz ama içten içe istemiyorsak bir süre sonra kafamızda şu soru belirir: “Ben bunu neden yapıyorum?”
İşte o an bir aydınlanma yaşarız.
Gerçekten istemediğimiz bir şeyi uzun süre sürdüremeyiz. Hevesimiz de doğal olarak kaybolur. Bir şeyi sürdürebilmek için onu gerçekten istemeliyiz. Sadece başkaları yapıyor diye veya “yapmamız gerekiyor” diye yaptığımız şeyler uzun sürmez. Başlangıçtaki heyecan zamanla azalır ve devam etmek istemeyiz. Öz-belirleme Kuramına göre, kişi kendi değerleri ve içsel motivasyonuna uygun seçim yapmadığında heves kaybolur.
Bu yüzden kendimize sık sık şunu sormalıyız: “Ben bunu gerçekten istiyor muyum?”
Duygusal Tükenme ve Yorgunluk
Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışır, emek veririz ama karşılığını alamayız. Hâlâ bir yanımız ister ama gücümüz yetmez. İşte o noktada “hevesim yok” deriz ama aslında enerjimiz bitmiştir.
Hevesimiz, güneş görmediğinde açmayan bir çiçeğe benzer. O çiçek açmak ister, güneşi görmek, suya ulaşmak ister… Ama bir süre sonra o da pes eder. Tıpkı bizim hevesimiz gibi.
Denemekten Vazgeçmek
Çiçeğin açma çabası gibi biz de çabalarız. Tekrar tekrar deneriz ama istediğimiz sonuç gelmez. O noktada zihnimizde “zaten olmayacak” düşüncesi oluşur. Denemek bile yorucu hâle gelir ve heves tamamen kaybolur.
Ama bu aslında bize bir mesajdır: Belki yöntemi değiştirmeliyiz… Belki hedefi yeniden düşünmeliyiz…
Hevesin Kaybolması Bazen Faydalı Mıdır?
Hevesin kaybolması her zaman kötü değildir. Bazen hangi yolların bize ait olmadığını gösterir. Her başladığımız şeyi sürdürmek zorunda değiliz. Bırakmak da bir farkındalıktır. Kaçan heves, yanlış olanı bırakmamızı sağlar ve neyin gerçekten değerli olduğunu öğretir. Bazen de sadece yorulduğumuzu, biraz dinlenmemiz gerektiğini anlatır.
Hevesimizi Yeniden Bulmak
Çoğu zaman “hevesim kaçtı” deyip bırakıyoruz ama belki sorun heves değil; beklentilerimiz, yorgunluğumuz ya da gerçekten istemememizdir. O yüzden heves gittiğinde hemen vazgeçmek yerine durup düşünmek gerekir: “Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa sadece alışkanlıktan mı devam ediyorum?”
Cevap evetse, yoluna devam edersin. Değilse, bırakmak da bir seçenektir. Sonuçta her hevesin peşinden gitmek zorunda değiliz. Ama gerçekten istediğimiz şeyi bulduğumuzda, onu sürdürmek için tekrar başlama gücünü kendimizde buluruz. Çiçek açmak için yeter ki istesin o güneş onu bulacaktır. Bu yüzden hevesin gitmesi her zaman bir son değildir. Bazen sadece neyin bize ait olmadığını gösterir.
Önemli olan, gerçekten istediğimiz şeyin peşinden gitmeye devam edebilmektir. Psikolojik esneklik kazandığımızda, hevesin dalgalanmalarını daha iyi yönetebiliriz.


