GASLİGHTİNG : PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON’UN BİR TÜRÜ
Psikolojik istismar, bireyin duygusal ve bilişsel bütünlüğünü hedef alan karmaşık bir süreçtir. Bu bağlamda örnek olarak Gaslighting, son yıllarda hem akademik literatürde hem de popüler psikolojide dikkat çeken bir kavram haline gelmiştir. Gaslighting, bir bireyin başka bir bireyin gerçeklik algısını sistematik biçimde sarsarak onu kendi algılarından şüphe duyar hale getirmeyi amaçlayan bir psikolojik manipülasyon türüdür. Klinik psikoloji ve kişilerarası ilişkiler bağlamında önemli bir inceleme alanıdır. Gaslighting kavramını birkaç olgu üzerinde inceleyeceğiz; kavramsal çerçeve, temel özellikler, klinik ve psikolojik etkiler, görüldüğü alanlar ve ayırt etme ile müdahale etme alanlarında.
Kavramsal çerçeve alanında ele alınacak olursa, gaslighting terimi kökenini 1944 yapımı Gaslight filminden alır. Bu filmde bir adam, eşinin akıl sağlığını sorgulamasını sağlamak için çevresel gerçeklikleri bilinçli olarak çarpıtır. Örneğin, ışıkları kısar ve bunu inkar eder. Bu kavram ilk olarak psikiyatrik literatürde 20. yüzyılın ortalarında yer almaya başlamıştır. Ancak bu kavramı özellikle 2000’li yıllar sonrası kişilerarası ilişkiler ve travma çalışmaları kapsamında daha geniş ele aldığını görmekteyiz. Psikolojik açıdan gaslighting, genellikle güç ve kontrol kurma amacıyla kullanılır ve duygusal istismar kategorisinde değerlendirilebilir. Gaslighting kavramını bazı farklı psikolojik yaklaşımlar tarafından ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. İlk olarak Psikanalitik Perspektif yaklaşımına göre Gaslighting, bireylerde bulunan savunma mekanizmaları (özellikle yansıtma ve inkar) üzerinden işlev gösterir. Manipülatif kişi kendinde kabul etmediği özellikleri karşı tarafa yansıtarak kişiye atıfta bulunur. İkinci bir yaklaşım ise Bilişsel – Davranışçı yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre Gaslighting, bireyin bilişsel şemalarını bozarak bilişsel çarpıtmalar üretmesine önayak olur. Örnek olarak, “ben abartıyorum” cümlesi verilebilir. Üçüncü ve son yaklaşım olarak Bağlanma Kuramıdır. Gaslighting kavramı güvensiz bağlanma stilleriyle ilişkilidir. Özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler manipülasyona daha açık oldukları görülebilmektedir.
Gaslighting oluşum süreçleri ve görülen kişilerde bazı temel özellikler vardır. Gaslighting aniden oluşan bir manipülasyon çeşidi değildir, aşamalar halinde kendini gösterir. Oluşum aşamaları dört madde üzerinden ele alınacaktır. İlk aşamada, ilişkinin başında manipülatif kişi karşı tarafa aşırı ilgi ve sevgi gösterir; yani idealleştirme yapılmaktadır. İkinci aşamada, zamanla eleştiriler başlar ve bireylerin güvenleri zedelenir; burada amaç değersizleştirmedir. Üçüncü aşamada, kişi yaşadığı olayları sorgulamaya başlar; kısaca gerçeklik çarpıtılmaya başlanmıştır. Son aşamada ise birey artık gerçekliği anlamak için manipülatif kişiye karşı bağlılık geliştirmiştir. Gaslighting davranışlarının temel özellikleri kendini şu şekilde gösterir:
- Hakikatin inkar edilmesi (Ben öyle bir şey demedim.)
- Yaşanan olayların çarpıtılması.
- Kurbanın hafızasının sorgulanması.
- Suçun sürekli karşı tarafa yüklenmesi.
- Bireyin sahip olduğu güvenin zayıflatılması.
Gaslighting’e maruz kalan bireylerde bazı klinik ve psikolojik etkiler olduğu gözlenmiştir. Kişide yoğun kaygı ve stres durumu, düşük benlik saygısı, karar vermede zorluk yaşanması, gerçeklik algısında bozulmalar ve depresif belirtiler görülebilen etkilerden bazılarıdır. Bu süreç uzun vadede Anksiyete Bozuklukları ve depresyon gelişimine zemin hazırlayabilir.
Gaslighting uygulayan bireylerde sık rastlanan bazı özellikler keşfedilmiştir. Mesela, empati eksikliği, kontrol ihtiyacı ve manipülatif davranış örüntüleri gibi. Bu özellikler bazı durumlarda Narsistik Kişilik Bozukluğu veya antisosyal özelliklerle ilişkilendirilebiliyor.
Gaslighting sadece romantik ilişkilerde değil, farklı bağlamlarda da ortaya çıkabilir; aile içi ilişkiler, iş ortamı (mobbing ile birlikte) ve arkadaşlık ilişkilerinde. En yaygın olarak görülen alanların içinde romantik ilişkiler yer almaktadır. Gaslighting davranışı, ebeveyn-çocuk ilişkilerinde de görüldüğü gözlenmiştir.
Gaslighting’i fark etmesi için kişinin kendi algılarına güvenmeyi yeniden öğrenmesi kritik bir öneme sahiptir. Klinik müdahalelerde: bilişsel davranışçı terapi, psikoeğitim, destekleyici terapi yaklaşımları ve travma odaklı terapiler etkili olabilir. Bilişsel davranışçı terapide bilişsel çarpıtmalar düzeltilmekte ve gerçekliği test etme becerisi kazandırılmaya çalışılmaktadır. Psikoeğitim, danışana yaşadığı durumları adlandırma konusunda yardımcı olmaktadır. Destekleyici terapi yaklaşımları, bireyin ilişkilerinde sınır koyma becerisi ve kendi benlik saygısının yeniden inşasında etkili olmaktadır. Travma odaklı terapiler ise uzun süreli vakalarda kullanılmaktadır.
Sonuç olarak, gaslighting kavramı, bireyin psikolojik bütünlüğünü zedeleyen ciddi bir manipülasyon türüdür. Erken fark edilmesi ve profesyonel destek alınması, uzun vadeli psikolojik zararların önlenmesi açısından büyük önem taşır.


