Salı, Mayıs 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Gaslighting: Manipülasyon’un bir türü

 

Gaslighting, psikolojik istismar bağlamında bireyin duygusal ve bilişsel bütünlüğünü hedef alan karmaşık bir süreçtir. Son yıllarda hem akademik literatürde hem de popüler psikolojide dikkat çeken bir kavram haline gelmiştir. Gaslighting, bir bireyin başka bir bireyin gerçeklik algısını sistematik biçimde sarsarak onu kendi algılarından şüphe duyar hale getirmeyi amaçlayan bir psikolojik manipülasyon türüdür. Bu kavram, klinik psikoloji ve kişilerarası ilişkiler bağlamında önemli bir inceleme alanıdır. Gaslighting kavramını birkaç olgu üzerinden inceleyeceğiz: kavramsal çerçeve, temel özellikler, klinik ve psikolojik etkiler, görüldüğü alanlar ve ayırt etme ile müdahale etme yöntemleri.

Kavramsal çerçeve açısından ele alındığında, gaslighting terimi kökenini 1944 yapımı Gaslight filminden alır. Bu filmde bir adam, eşinin akıl sağlığını sorgulamasını sağlamak için çevresel gerçeklikleri bilinçli olarak çarpıtır. Örneğin, ışıkları kısar ve bunu inkar eder. Bu kavram, ilk olarak psikiyatrik literatürde 20. yüzyılın ortalarında yer almaya başlamıştır. Ancak, özellikle 2000’li yıllardan sonra kişilerarası ilişkiler ve travma çalışmaları kapsamında daha geniş bir şekilde ele alındığı görülmektedir. Psikolojik açıdan gaslighting, genellikle güç ve kontrol kurma amacıyla kullanılır ve duygusal istismar kategorisinde değerlendirilebilir. Gaslighting kavramı, bazı farklı psikolojik yaklaşımlar tarafından açıklanmaya çalışılmıştır. İlk olarak, psikanalitik perspektife göre gaslighting, bireylerde bulunan savunma mekanizmaları (özellikle yansıtma ve inkar) üzerinden işlev gösterir. Manipülatif kişi, kendinde kabul etmediği özellikleri karşı tarafa yansıtarak kişiyi etkiler. İkinci yaklaşım ise bilişsel-davranışçı yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre gaslighting, bireyin bilişsel şemalarını bozarak bilişsel çarpıtmalar üretmesine yol açar. Örneğin, “Ben abartıyorum” ifadesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Üçüncü ve son yaklaşım ise bağlanma kuramıdır. Gaslighting kavramı, güvensiz bağlanma stilleriyle ilişkilidir; özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin manipülasyona daha açık olduğu gözlemlenmektedir.

Gaslighting oluşum süreçleri ve görülen kişilerde bazı temel özellikler vardır. Gaslighting, aniden oluşan bir manipülasyon çeşidi değildir; aşamalar halinde kendini gösterir. Oluşum aşamaları dört madde üzerinden ele alınacaktır. İlk aşamada, ilişkinin başında manipülatif kişi karşı tarafa aşırı ilgi ve sevgi gösterir; yani idealleştirme yapılmaktadır. İkinci aşamada, zamanla eleştiriler başlar ve bireylerin güvenleri zedelenir; burada amaç değersizleştirmedir. Üçüncü aşamada, kişi yaşadığı olayları sorgulamaya başlar; kısaca gerçeklik çarpıtılmaya başlanmıştır. Son aşamada ise birey, gerçekliği anlamak için manipülatif kişiye karşı bağlılık geliştirmiştir. Gaslighting davranışlarının temel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Hakikatin inkar edilmesi (örneğin, “Ben öyle bir şey demedim.”)
  • Yaşanan olayların çarpıtılması.
  • Kurbanın hafızasının sorgulanması.
  • Suçun sürekli karşı tarafa yüklenmesi.
  • Bireyin sahip olduğu güvenin zayıflatılması.

Gaslighting’e maruz kalan bireylerde bazı klinik ve psikolojik etkiler gözlemlenmiştir. Kişide yoğun kaygı ve stres durumu, düşük benlik saygısı, karar vermede zorluk yaşanması, gerçeklik algısında bozulmalar ve depresif belirtiler görülebilen etkilerden bazılarıdır. Bu süreç, uzun vadede anksiyete bozuklukları ve depresyon gelişimine zemin hazırlayabilir.

Gaslighting uygulayan bireylerde sık rastlanan bazı özellikler keşfedilmiştir. Örneğin, empati eksikliği, kontrol ihtiyacı ve manipülatif davranış örüntüleri gibi. Bu özellikler bazı durumlarda narsistik kişilik bozukluğu veya antisosyal özelliklerle ilişkilendirilebilmektedir.

Gaslighting, sadece romantik ilişkilerde değil, farklı bağlamlarda da ortaya çıkabilir; aile içi ilişkiler, iş ortamı (mobbing ile birlikte) ve arkadaşlık ilişkilerinde de görülebilir. En yaygın olarak görülen alanların başında romantik ilişkiler gelmektedir. Gaslighting davranışı, ebeveyn-çocuk ilişkilerinde de gözlemlenmiştir.

Gaslighting’i fark etmesi için kişinin kendi algılarına güvenmeyi yeniden öğrenmesi kritik bir öneme sahiptir. Klinik müdahalelerde bilişsel davranışçı terapi, psikoeğitim, destekleyici terapi yaklaşımları ve travma odaklı terapiler etkili olabilir. Bilişsel davranışçı terapide, bilişsel çarpıtmalar düzeltilerek gerçekliği test etme becerisi kazandırılmaya çalışılır. Psikoeğitim, danışana yaşadığı durumları adlandırma konusunda yardımcı olmaktadır. Destekleyici terapi yaklaşımları, bireyin ilişkilerinde sınır koyma becerisi ve kendi benlik saygısının yeniden inşasında etkili olmaktadır. Travma odaklı terapiler ise uzun süreli vakalarda kullanılmaktadır.

Sonuç olarak, gaslighting kavramı, bireyin psikolojik bütünlüğünü zedeleyen ciddi bir manipülasyon türüdür. Erken fark edilmesi ve profesyonel destek alınması, uzun vadeli psikolojik zararların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Esra Aktaş
Esra Aktaş
Esra Aktaş, Artuklu Üniversitesi’nde 3. Sınıf Lisans Psikoloji öğrencisidir. Aktaş, yazılarının kaynağı olarak psikolojinin alt alanları olan Klinik, Nöropsikoloji, Adli ve Sosyal Psikoloji’nin konularından yararlanmaktadır. Psikoloji alanı insanlar üzerinde olumlu ,merak uyandırıcı ve heyecan yaratan aynı zamanda ulaşılamaz , gizli kutu, derinliği bilinmeyen bir okyanus gibi bir alan olarak görülmektedir. Aktaş , psikolojinin insanlar üzerinde sürdüğü bu bilinmeyen ve korkutucu yönleri basit, anlaşılır ve sade anlatımıyla biraz olsun kırmaya çalışmaktadır yazılarında. Yazılarında psikolojiyi herkes için anlaşılır hale getirmeyi misyoner edinen Aktaş, bireylerin ruh halini güçlendirmeye yönelik yazılarla karşımızdadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar