Pazartesi, Temmuz 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Evrenin Sessiz Adaleti

Bazen hayat, karşımıza öyle bir tablo çıkarır ki, “Bu haksızlık nereye kadar sürecek?” diye sormadan edemeyiz. Birinin emeği gasp edilir, bir başkası yalanla yol alır, bir diğeri ise sessizce iyilik tohumları eker… Peki ya sonra? Evren bu karmaşayı nasıl tolere eder?

Aslında evrenin ilahi düzeni, kusursuz bir denge üzerine kuruludur. Bir haksızlık meydana geldiğinde, görünmez bir güç devreye girer ve o dengeyi yeniden sağlamaya yönelir. Bu, ne tesadüf ne de boş bir teselli; aksine, hem fiziksel hem de ruhsal yasaların doğal akışıdır.

Newton’un üçüncü yasası, fizikteki en yalın ve güçlü ifadelerden biridir: “Her etkiye, eşit büyüklükte ve zıt yönde bir tepki vardır.” İki cisim arasındaki kuvvet ilişkisi böyledir. Fakat bu ilke, sadece laboratuvarlarda değil, insan ilişkilerinde, duygularımızda ve kaderimizde de derin bir metafor olarak işler. Birine kötülük yapan kişi, er ya da geç o olumsuz enerjinin yankısıyla karşılaşır. İyilik yapan ise, attığı tohumların filizlendiğini, gölgesinde huzur bulduğunu görür.

Psikolojik danışmanlık seanslarımda bunu sıkça gözlemliyorum. Uzun yıllar boyunca başkalarını inciten, manipüle eden, hak yiyen kişiler, zamanla içsel bir çöküş yaşar. Kaygı, uyku bozuklukları, ilişkilerde tekrar eden yalnızlık ve anlam boşluğu… Sanki evren, o kişiye “Dengeyi bozdun, şimdi kendi yarattığın ağırlığı taşı” dercesine bir ayna tutar. Tersine, zor zamanlarında bile iyiliği elden bırakmayanlar, beklenmedik kapıların açıldığını, iç huzurlarının derinleştiğini ve ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurabildiğini fark eder. Bu, mistik bir vaat değil; psikolojinin ve nörobilimin de desteklediği bir gerçekliktir. İyilik, beyinde ödül devrelerini güçlendirir; empati ve şefkat, uzun vadede bizi daha dirençli, daha anlamlı bir hayata taşır.

Doğada da aynı denge hüküm sürer. Ormanda bir ağaç kesildiğinde, sistem zamanla o boşluğu yeni filizlerle doldurur. Nehirler taşsa da sonunda yatağına döner. Karmaşa ve adaletsizlik sonsuza dek varlığını sürdüremez; doğa, sistemler ve insan ruhu kendilerini otomatik olarak toparlayıp yeniden düzenler. Bazen bu görünmez adalet terazisinin nasıl işlediğini tam olarak anlayamayız. Bir olaydan yıllar sonra, “Demek ki o yüzden olmuş” dediğimiz anlar yaşarız. Bazen de hiç anlayamayız. Ama şundan emin olabiliriz: O teraziler her daim aktif ve dengede tutucu bir şekilde çalışmaktadır.

Bu dengeye güvenmek, pasif bir bekleyiş değil; aktif bir duruştur. Kendi hayatımızda iyiliği seçmek, başkalarına hakkını vermek, haksızlığa karşı durmak ve sınırlarımızı korumak… İşte o zaman evrenin akışıyla uyum içinde oluruz. Yaralarımız daha hızlı iyileşir, ilişkilerimiz derinleşir, içimizdeki fırtınalar diner ve hayata yeniden anlam yükleyebiliriz. Her sabah uyandığımızda attığımız küçük adımlar bile bu büyük dengeye katkıda bulunur.

Unutmayın: Siz attığınız her adımda, evrene bir etki gönderiyorsunuz. Ve evren, her etkiye eşit bir tepkiyle karşılık verecektir.

Dengeyi bozmayın; dengeyi seçin…

Nazmi Kırelli
Nazmi Kırelli
1988 doğumluyum. Lise Eğitimimi Sandıklı Anadolu Lisesi , lisans eğitimimi K.K.T.C Yakın Doğu Üniversitesi'nde tamamladım. Halen aktif olarak MEB bünyesinde kadrolu okul psk.danışmanı olarak görev yapmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar