Pazartesi, Temmuz 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İYİ NİYETİN GÖLGESİNDE: DUYULMAYAN ÇOCUKLAR

Her Şeyi Vardı, Bir Tek Sesi Yoktu

Ebeveynlik, hayatın en karmaşık ama aynı zamanda en sevgi dolu yolculuklarından biridir. Bir çocuğun dünyaya gelmesiyle birlikte, anne ve babalar için daha önce bilmedikleri yeni bir sorumluluk alanı açılır. Hepimiz, çocuklarımız için “en iyi” olanı ararken yoruluyor, çabalıyor ve çoğu zaman kendi ihtiyaçlarımızı ikinci plana itiyoruz. Bu süreçte sergilenen tüm fedakârlıklar ve çabalar son derece kıymetlidir. Ebeveynliğin doğal akışında, bazen “yeterince iyi” olmaya çalışırken, farkında olmadan bazı detayları atlayabiliyoruz. Bugün, bu sürecin içinde “çocuğumuzun iyiliği” için çıktığımız yolda, bazen farkında olmadan kendi seslerini duymalarını nasıl zorlaştırdığımızı veya onlara nasıl alan açabileceğimizi konuşacağız.

Çocuk İçin Yapılanlar ve Çocuğun İhtiyacı

Bir ebeveynin “çocuğum için her şeyi yaptım” demesi, belki de iyi bir okul, güvenli bir çevre ve donanımlı bir gelecek hazırlığı gibi unsurları içerir. Bunlar, bir çocuğun hayatını inşa ederken kullandığımız temel taşlardır. Ancak gelişimsel açıdan baktığımızda, çocukların “hayatta kalması” ile “kendi varlığını hissetmesi” bazen farklı ihtiyaçlara dayanabilir.

Bazen çocuğumuza sunduğumuz harika imkânların yoğunluğu içinde, onun “o an” ne hissettiğini, ne düşündüğünü duymak için ihtiyaç duyduğumuz dinginliği bulmak zorlaşabilir. “Sen ne istiyorsun?” sorusu, cevabı önceden verilmiş bir soru olmaktan çıkıp, gerçekten merakla sorulduğunda; çocuğun psikolojik dünyasında bambaşka bir kapı açılır. Çocuğun ihtiyacı, her zaman daha fazlasına sahip olmak değil; bazen sahip olduğu hayatın içerisinde, sadece kendi fikirlerinin de bir değeri olduğunu hissetmektir. Yani ihtiyaç, bir şeylere sahip olmaktan ziyade, “benim de bir sesim var” diyebilme özgürlüğüdür.

Sessizleşen Çocuk: Bir Uyum Süreci

Çocuklar, ebeveynlerinin mutluluğuyla kendi varlıklarını eş tutarlar. Bu, çok güçlü bir bağlanma göstergesidir. Bir çocuk, bazen sırf ebeveyni memnun olsun diye, kendi tercihlerini geri plana atabilir. Örneğin, bir kursa gitmek istemediğinde “senin iyiliğin için” cümlesiyle karşılaştığında; çocuk bu durumu “benim isteğim, annemin/babamın isteğinden daha az değerli” şeklinde içselleştirebilir.

Burada, ebeveynlerin bir hatası olduğunu söylemiyoruz; aksine, hepimiz çocuklarımızın en iyisini hak ettiğine inanıyoruz. Ancak bazen, o en iyiye ulaşma telaşımızda, çocuğun “kendini var etme” sürecini daraltabiliyoruz. Çocuğu dinlemek; her istediğini yapmak değil, onun deneyiminin bizimkinden farklı olabileceğini kabul etmektir. “Şu an kursa gitmek seni yoruyor, anlıyorum, bu senin için zor” diyebilmek, çocuğun sesini bastırmak yerine ona alan açan bir tutumdur.

“Her Şeyi Vardı”

Dışarıdan bakıldığında “her şeyi var” dediğimiz çocuklar, iç dünyalarında bazen kendilerini eksik hissedebilirler. Ailesinin onun için ne kadar yorulduğunu ve ne kadar fedakârlık yaptığını gören bir çocuk; kendi kırgınlıklarını veya farklı isteklerini dile getirdiğinde, “nankörlük” hissiyle karşılaşmaktan korkabilir. Bu yüzden susmayı tercih edebilir. Donald Winnicott’un (1960) kavramlaştırdığı “sahte benlik” gelişimi, tam da bu tür ortamlarda, çocuğun kendi özgün ihtiyaçları yerine, çevrenin beklentilerine uyum sağlayarak kendini korumaya çalışmasıyla ortaya çıkabilir. Çocuk, sevilmek için “sorunsuz” olması gerektiğini düşünürse, gerçek benliğini saklamayı bir yaşam biçimi haline getirebilir.

Kendi İçimizdeki Çocukla Buluşmak

Peki, yetişkinler olarak biz bu sürece nasıl bakabiliriz? Belki de ebeveynlikte atılacak en büyük adım, kendi çocukluğumuza doğru şefkatli bir bakış atmaktır. “Çocukken benim sesim ne kadar duyulmuştu?”, “Bir kararda fikrim sorulduğunda kendimi nasıl hissetmiştim?” gibi sorular, kendi içimizdeki çocukla bağ kurmamızı sağlar. Kendi duygusal tarihimizi anlamak, bugün çocuğumuzun duygularına yer açarken bize rehberlik edebilir. Kendi çocukluk yaralarımızı veya duyulma ihtiyacımızı fark etmek, ebeveynlikte çok daha bilinçli ve şefkatli bir alan yaratmamıza yardımcı olur.

“Ben Seni Duydum” Hissinin Gücü

Ebeveynlerin gösterdiği o büyük çaba ve emek, tartışmasız bir şekilde bir çocuğun hayatındaki en güvenli limandır. Ancak hatırlatmak gerekir ki, çocuklar yalnızca onlara sunulan imkânları değil, o imkânların içerisinde kendilerine ne kadar “var olma alanı” açıldığını da hafızalarına kazırlar. Çocuğun psikolojik sağlığı; ona verilen imkânların niceliğinde değil, anlaşıldığı o “anların” niteliğinde saklıdır.

Bir çocuğun hayatında iz bırakan şey, bazen en iyi hediyeler veya büyük fedakârlıklar değil; onun gözlerinin içine bakarak, “Senin ne hissettiğini merak ediyorum ve seni dinlemeye hazırım” diyen o sıcak bakıştır. Bir çocuk için her şeyi yapmak, onun adına her şeye karar vermek değil; onun sesine de hayatın içinde gerçek bir yer açabilmektir. Çünkü en nihayetinde, “Ben seni duydum” hissi, bir çocuğun kendine güvenle büyümesi için ihtiyaç duyduğu en güçlü yakıttır.

Kaynakça

  • Kaynakça:
  • Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.
  • ​Cüceloğlu, D. (2015). Geliştiren anne-baba. Remzi Kitabevi.
  • ​Gottman, J. M., & DeClaire, J. (1997). Raising an emotionally intelligent child: The heart of parenting. Simon & Schuster.
  • ​Miller, A. (1981). The drama of the gifted child: The search for the true self. Basic Books.
  • ​Siegel, D. J., & Bryson, T. P. (2011). The whole-brain child: 12 revolutionary strategies to nurture your child's developing mind. Delacorte Press.
  • ​Winnicott, D. W. (1960). Ego distortion in terms of true and false self. The maturational processes and the facilitating environment: Studies in the theory of emotional development, 140-152.
Nesime Yücedağ
Nesime Yücedağ
Çankaya Üniversitesi Psikoloji Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyim ve Klinik Psikoloji alanına güçlü bir ilgi duymaktayım. Lisans eğitimimin başlangıcından itibaren Gözlem Psikoloji Kliniği’nde aktif olarak gözlemci olarak görev aldım; Oyun Terapisi seanslarını ve Attentioner/MOXO değerlendirme süreçlerini yakından takip ettim. Kuramsal bilgiyi uygulamalı klinik deneyimle bütünleştirme konusunda yüksek motivasyona sahibim ve çocuk psikolojisi alanında uzmanlaşmayı açık bir hedef olarak belirlemiş bulunmaktayım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar