Salı, Temmuz 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Erteleme Davranışı Bir Kişilik Özelliği mi, Yoksa Psikolojik Bir Tepki mi?

Ertelemenin psikolojisi

Yapmanız gereken önemli bir işi sürekli ertelediğiniz oldu mu? Belki günler öncesinden başlamayı planladığınız bir ödevi son geceye bıraktınız ya da vermeniz gereken önemli bir kararı sürekli ertelediniz. Üstelik bunun ilerleyen zamanda üzerinizde daha fazla baskı oluşturacağını bilmenize rağmen harekete geçmekte zorlandınız. Bu durum, birçok insanın zaman zaman yaşadığı bir deneyimdir. Ancak erteleme çoğu zaman düşünüldüğü gibi yalnızca tembellikle açıklanamaz. Ertelemenin arkasında kaygı, başarısızlık korkusu ve duygu düzenleme gibi psikolojik süreçler önemli bir rol oynar. Kişi bazen yapması gereken işi önemsemediği için değil, o işle birlikte ortaya çıkan zorlayıcı duygularla baş etmekte zorlandığı için erteleyebilir. Bu nedenle erteleme davranışını anlamak için yalnızca kişinin davranışına değil, bu davranışın altında yatan düşünce ve duygulara da bakmak gerekir.

Erteleme davranışı nedir?

Erteleme davranışı, yapılması gereken bir işi, olumsuz sonuçlarını bilmemize rağmen gereksiz yere geciktirmemizdir. Elbette her işi sonraya bırakmak erteleme anlamına gelmez. Bazen bir görevi daha uygun bir zamana planlamak doğru bir tercih olabilir. Ancak erteleme davranışında kişi, başlaması gerektiğini bildiği hâlde bunu sürekli erteler. Bu durum yalnızca okul ya da iş hayatında değil, günlük yaşamın farklı alanlarında da görülebilir. Yapılması gereken önemli bir işi geciktirmek, sorumluluklardan kaçınmak ya da uzun zamandır başlanması gereken bir hedefi sürekli ertelemek bu davranışa örnek olabilir. Erteleme kısa vadede kişiye rahatlama hissi verebilir. Çünkü kişi o an için kendisini zorlayan bir durumdan uzaklaşmış olur. Ancak bu rahatlama genellikle geçicidir. Ertelenen görev ortadan kalkmadığı için zamanla stres, suçluluk ve kaygı duyguları daha yoğun hâle gelebilir.

Neden erteliyoruz?

Çoğu insan ertelediğinde kendini tembel ya da disiplinsiz olmakla suçlar. Ancak ertelemenin temelinde çoğu zaman isteksizlik değil, zorlayıcı duygular vardır. Başarısız olmaktan korkmak, hata yapacağını düşünmek ya da görevin çok zor olduğunu hissetmek işe başlamayı güçleştirebilir. Böyle anlarda kişi kendisini rahatsız eden duygudan uzaklaşmak için daha kolay ve kısa süreli rahatlama sağlayan davranışlara yönelebilir. Sosyal medyada vakit geçirmek ya da başka işlerle ilgilenmek o an için daha iyi hissettirebilir. Fakat bu rahatlama kısa sürer. Ertelenen iş yerinde durmaya devam eder ve zaman geçtikçe kaygı ile suçluluk duygusu daha da artabilir. Mükemmeliyetçilik de ertelemenin önemli nedenlerinden biridir. Bazı insanlar bir işe kusursuz başlayamayacaklarını düşündüklerinde hiç başlamamayı tercih edebilir. Çünkü hata yapma ihtimali bile rahatsız edici gelebilir. Bu yüzden bazen ertelediğimiz şey işin kendisi değil, o işe başlarken hissettiğimiz kaygıdır.

Erteleme bir kişilik özelliği mi?

Erteleme davranışı uzun yıllar boyunca disiplin eksikliği ya da karakter zayıflığı olarak görülmüştür. Oysa erteleme, tek bir nedenle açıklanabilecek kadar basit bir davranış değildir. Öz disiplini düşük ya da kaygıya daha yatkın olmak gibi bazı kişilik özellikleri erteleme eğilimini artırabilir. Bununla birlikte yaşanan stres, içinde bulunulan yaşam koşulları, görevin zorluk düzeyi ve kişinin o anki duygusal durumu da bu davranış üzerinde etkili olabilir. Ancak bu, ertelemenin değiştirilemez bir kişilik özelliği olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle ertelemeyi yalnızca “Ben böyle biriyim.” diyerek açıklamak doğru değildir. Çoğu zaman bu davranış, kişinin zorlayıcı duygularla baş etmeye çalışmasının bir sonucu olabilir.

Ertelemeyi azaltmak mümkün mü?

Erteleme davranışını tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak bu döngüyü değiştirmek mümkündür. Büyük hedefler yerine küçük bir adımla başlamak, mükemmel olmak yerine ilerlemeye odaklanmak ve kendimize daha anlayışlı yaklaşmak işe başlamayı kolaylaştırabilir. Ayrıca aklımızdan geçen “Bunu yapamayacağım.” ya da “Henüz hazır değilim.” gibi düşünceleri fark etmek de önemlidir. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla motivasyon değil, sadece ilk adımı atmaktır. Kişinin kendisine karşı kullandığı dil de bu süreçte önemlidir. Sürekli kendini eleştirmek, kaygıyı artırarak erteleme döngüsünü güçlendirebilir. Bunun yerine kendine daha destekleyici ve gerçekçi bir şekilde yaklaşmak, kişinin harekete geçmesini kolaylaştırabilir.

Sonuç

Erteleme davranışı çoğu zaman dışarıdan bakıldığında tembellik gibi görünse de aslında bundan çok daha karmaşık bir süreçtir. Kaygı, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ve zorlayıcı duygular bu davranışın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynayabilir. Kendimizi hemen yargılamak yerine, neden ertelediğimizi anlamaya çalışmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir. Çünkü bazen ertelediğimiz şey bir görev değil, o görevin bizde oluşturduğu duygudur. Kişi kendi düşüncelerini ve duygularını fark etmeye başladıkça, erteleme döngüsünü değiştirmek için daha güçlü adımlar atabilir. Bazen değişimi başlatan şey büyük bir karar almak değil, sadece başlamaya cesaret etmektir.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Ferrari, J. R., Johnson, J. L., & McCown, W. G. (1995). Procrastination and task avoidance: Theory, research, and treatment. Springer.
  • Pychyl, T. A., & Sirois, F. M. (2016). Procrastination, emotion regulation, and well-being. Academic Press.
  • Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.
  • Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
  • Svartdal, F., Dahl, T. I., Gamst-Klaussen, T., Koppenborg, M., & Klingsieck, K. B. (2020). How study environments foster academic procrastination: Overview and recommendations. Frontiers in Psychology, 11, 540910.
Esmanur Akagündüz
Esmanur Akagündüz
Esmanur Akagündüz, İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) lisans programında öğrenimine devam eden bir yazardır. Akademik gelişimini klinik görüşme süreçleri, etik ilkeler ve vaka değerlendirme konularında sürdürmektedir. Depresyon, anksiyete, travma ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikolojik sorunların ele alındığı bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikolojik müdahaleler üzerine düzenlenen çeşitli seminer ve eğitim programlarına katılmıştır. Girişimci Psikologlar Derneği bünyesinde yapılanma asistanlığı ve moderatörlük görevlerini yürütmekte olup, psikoloji alanında bilimsel bilgiyi anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar