Kötü haberlere maruz kaldığımızda, arkadaşımızın yaşadığı travmatik olayı dinlediğimizde ya da mesleğimiz gereği sürekli acı ve kayıp hikayeleriyle karşılaştığımızda kendimizi duygusal olarak tükenmiş hissedebiliriz. Bazen bu durum yalnızca kısa süreli bir üzüntü hissettirirken, bazen de kişinin ruh sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir. Psikoloji literatüründe bu durum ikinci el travma (secondary traumatic stress) ya da dolaylı travmatizasyon (vicarious traumatization) olarak adlandırılmaktadır.
İkinci el travma, bireyin travmatik bir olaya doğrudan maruz kalmamasına rağmen, travmaya maruz kalan kişilerin yaşantılarını dinlemesi, gözlemlemesi veya onlarla yoğun empati kurması sonucunda travmaya benzer psikolojik belirtiler geliştirmesidir. Özellikle psikologlar, psikiyatristler, sosyal hizmet uzmanları, sağlık çalışanları, afet ekipleri, gazeteciler ve kolluk kuvvetleri gibi meslek grupları bu açıdan daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, günümüzde sosyal medya aracılığıyla sürekli olarak savaş, doğal afet ve şiddet haberlerine ilişkin görüntü ve bilgilere maruz kalan bireylerde de ikinci el travma belirtileri görülebilmektedir. Bu noktada felaket kaydırması (doomscrolling) olarak adlandırılan, kişinin olumsuz haberleri durmaksızın kaydırarak tüketme davranışı önemli bir risk faktörü haline gelmiştir. Bireyler çoğu zaman daha fazla bilginin kendilerini güvende hissettireceğini düşünse de, sürekli olumsuz içeriklere maruz kalmak kaygı düzeyini ve umutsuzluk hissini güçlendirebilir, ikinci el travma belirtilerini şiddetlendirebilir.
Peki, kişi travmayı bizzat yaşamamışken neden bu kadar etkilenmektedir? Bunun temel nedenlerinden biri empatidir. Yoğun ve sürekli empati, kişinin zamanla karşı tarafın yaşadığı acıyı kendi duygusal dünyasında hissetmesine neden olabilir. Beynimizde empatiyle ilişkili bazı sinir ağlarının aktifleşmesi, başkasının yaşadığı acının bizde de gerçek bir tehdit algısı oluşturmasına sebep olabilir. Dolayısıyla kişi, olayın doğrudan mağduru olmasa bile kaygı, korku ve çaresizlik gibi yoğun duygular yaşayabilir.
İkinci el travmanın belirtileri, travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) benzer özellikler gösterebilir. Kişide sürekli olayları düşünme, uyku problemleri, kabuslar, dikkat dağınıklığı, yoğun kaygı, duygusal tükenmişlik, insanlara karşı güven kaybı ve geleceğe ilişkin karamsarlık görülebilir. Özellikle ikinci el travmaya maruz kalma riski yüksek mesleklerde çalışan bireyler zamanla “dünya güvenli bir yer değil” ya da “insanlar sürekli acı çekiyor” gibi olumsuz inançlar geliştirebilirler. Bu durum yalnızca mesleki performansı değil, kişinin aile ve sosyal yaşamını da olumsuz etkileyebilir.
İkinci el travmadan korunmak mümkündür. Özellikle travmatik olaylarla çalışan meslek gruplarında düzenli süpervizyon almak, iş ve özel yaşam arasında sağlıklı sınırlar oluşturmak, kriz dönemlerinde haber takibinin belirli sürelerle sınırlandırılmasını ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinilmesini çok önemlidir. Düzenli egzersiz yapmak, yeterli uyumak, sosyal destek almak ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek aramak da belirtilerin kronikleşmesini önleyebilir. Ayrıca empati kurarken kişinin kendi duygusal sınırlarını koruyabilmesi de uzun vadede ruh sağlığını destekleyen önemli bir beceridir.
Sonuç olarak, travmatik olaylardan etkilenmek için mutlaka o olayın doğrudan mağduru olmak gerekmez. İnsan beyni, başkalarının yaşadığı acılara da güçlü duygusal tepkiler verebilir. Bu durum, insanın empati kurabilme kapasitesinin doğal bir sonucudur. Ancak empati ile duygusal yük arasında sağlıklı bir denge kurabilmek, hem riskli mesleklerde çalışan bireyler hem de travmatik içeriklere sıkça maruz kalan toplum için büyük önem taşımaktadır. İkinci el travmanın farkında olmak, belirtileri erken tanımayı ve gerekli önlemleri zamanında almayı sağlayarak psikolojik iyi oluşumuzu korumaya yardımcı olacaktır.


