Cuma, Mayıs 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dil Susarsa Beden Konuşur

İnsanlar duygularını tanımayı ve ifade etmeyi doğuştan bilmez; bunu ilişkiler içinde öğrenir. Bilhassa çocukluk çağında duyguların görülmesi, adlandırılması ve regüle edilmesi, bireyin iç dünyasını söze dökebilme becerisinin temelini oluşturur. İfade edilmeyen duygular ortadan kaybolmaz; yalnızca yer değiştirir. Söze dökülemeyen her duygu, beden için bir yük haline gelir.

Bastırılan Her Şey Geri Döner…

Psikanalitik kurama göre bastırılan ve ifade edilmeyen her duygu kişiye geri döner. Eğer kelimelerle ifade edilemiyorsa, semptomlar aracılığıyla görünür olur. Ruh sağlığı alanında ise bu belirtilere ‘Psikosomatik’ belirtiler denilmektedir. Tabii ki bu süreç yalnızca psikolojik bir alt boyuttan oluşmamaktadır. Bu işin bir de biyolojik bir zemini vardır. Bastırılan duygular, stres mekanizmasını sürekli aktif tutar. Bu durumdan ise bireylerin otonom sinir sistemi, kortizol salınımı ve bağışıklık sistemi doğrudan etkilenmektedir. Özetle, insan bedeninin verdiği bu tepkiler bir abartı ya da dikkat çekme çabasının çok daha ötesindedir. Bu durum organizmanın yük taşıma yöntemidir.

Bedenin Hafızası

“Beden her şeyi hatırlar.” Diyerek söze başlamak istiyorum. Çünkü yaşamda insanın başına gelen acı veren olaylar çoğu zaman söze dökülmez. Kişiler yaşadıklarını anlatamaz, üzüntüsünü paylaşamaz, anlatsa anlaşılacağını düşünmez. Bazı durumlarda kişiler ne yaşadığını ve ne hissettiğini bile fark etmez, edemez. Bu kişiler genellikle ‘abartma’, ‘dikkat çekme çabası’, ‘buna üzülmek çok saçma’ gibi sözleri duyarak büyümüş ve duyguları anlaşılmamış çocukluk deneyimine sahip kişilerdir. Fakat bazen dil konuşmasa, hafıza canlı tutmasa bile beden hatırlar. Yaşanılan kas gerginlikleri, sindirim problemleri, kalp çarpıntıları ya da kişinin bedeninde meydana gelen açıklanamayan ağrılar; aslında sinir sisteminin savaş modunda olduğunun göstergesidir. Kısacası beden her şeyi hatırlar…

Beden Suskunluğun Arşividir

Kişiler genellikle bedeniyle ancak ağrı ve acılarla yüzleşince ilişki kurmaya başlar. Halbuki beden yalnızca acıyı hisseden bir yapıda değildir. Beden sınır çizen, uyaran ve koruyan bir yapıya sahiptir. Tıbbi sebeplerle açıklanamayan, kronikleşmiş ya da olumsuz yaşam deneyimlerinin hemen ardından hissedilen ağrıları susturmak yerine ona kulak vermek ruhen ve bedenen iyileşmenin ilk adımıdır. Kişilerin gündelik yaşantılarına devamını zorlaştıran, uzun süredir devam eden, kronikleşmiş ağrılarla mücadele ederken, “Bu ağrı ne zaman başladı?”, “Hayatımda o dönemde ne oluyordu?”, “Neyi söyleyemedim, nerede duramadım?” gibi sorular, semptomları azaltmada yardımcı olabilmektedir. Belki de bu sorular kişilerin ruhuna iyi gelerek kendilerini ihmal ettikleri noktaları görmelerine yardımcı olacaktır.

Neden Bazı Ağrılar Israrcıdır?

Gerek gündelik yaşantımda gerek mesleki deneyimimde sıklıkla duyduğum bir cümle: “Doktorlar bir şey bulamadı ama ağrım geçmiyor.” Bu noktada beden, tıbbi patolojik bir probleme değil de duygusal bir tıkanıklığa işaret ediyor olabilir. Bastırılmış öfke, ifade edilmemiş duygu, tutulmamış yas, gerçekleşmemiş hayaller ya da görülmüyor ve duyulmuyor olmak gibi…

Suskunluğun Bedende Yazılmış Hali: Anna O. Vakası

Psikoloji literatüründe derin bir iz bırakan, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un en bilinen vakalarından biri Anna O.’dur. Anna O., tıbbi olarak açıklanamayan konuşma kaybı, kol felçleri, görme bozuklukları ve çeşitli bedensel yakınmalarla Freud’un kliniğine başvurmuştur. Yapılan muayenelerde bu belirtileri açıklayabilecek herhangi bir organik neden bulunamamıştır.

Freud ve Breuer’in dikkatini çeken nokta, belirtilerin Anna O.’nun yoğun duygusal yaşantılarıyla eş zamanlı olarak ortaya çıkmasıdır. Bastırılmış yas, öfke ve çaresizlik duyguları söze dökülebildiğinde, bedensel semptomların şiddetinde belirgin bir azalma gözlemlenmiştir. Anna O.’nun “konuşma yoluyla iyileşme” olarak tanımladığı bu süreç, psikanalitik terapinin temel taşlarından biri hâline gelmiştir. Bu vakada, bedenin yalnızca kurulu bir düzende çalışan biyolojik bir yapı olmadığını, ifade edilmemiş duyguların kendini gösterdiği bir alan olduğunu anlamak açısından oldukça önemlidir. Çünkü insan sustuğunda, hikayesini bedeni tamamlar.

Elbette psikanalitik kuramdan verilen bu örnek, beden–zihin ilişkisini yalnızca bu ekolle sınırlamak amacı taşımaz. Günümüzde farklı terapi yaklaşımları da, ifade edilemeyen duyguların bedensel belirtiler yoluyla açığa çıkabileceğini farklı kavramsal çerçevelerle ele almaktadır. Ortak olan nokta, semptomun rastlantısal değil; anlam taşıyan bir süreç olarak görülmesidir.

Peki, Kendi Kendimize Nasıl İyi Gelebiliriz?

Bedenin konuştuğu bir yerde, iyileşme çoğu zaman küçük ama düzenli temaslarla başlar. Bedenin olumsuzluklara verdiği her tepki mutlaka bir terapi süreci gerektirmese de, bedenle kurulan ilişkiyi onarmak, belirtilerin yükünü hafifletebilir. Bunun için karmaşık yöntemlerden ziyade, sürdürülebilir ve şefkatli rutinler oluşturmak önemlidir. Peki bu rutinler neler olabilir? Duyguları yazıya dökmek, sağlıklı sınırlar çizmek, günde 30 dakika kendinle baş başa kalmak, belki gerçekten neyi sevdiğini keşfedip bir hobi edinmek ve en önemlisi bedeninin sana ne anlatmaya çalıştığını ciddiye almak, kendini ve hissettiklerini önemsemek.

Sevgilerimle…

Ceren Toklar
Ceren Toklar
Ceren Toklar, Uzman Psikolog Lisans ve yüksek lisans eğitimini psikoloji alanında tamamlamıştır. Yüksek lisans tezi kapsamında; yeme bozuklukları, sağlıklı beslenme takıntısı (ortoreksiya) ve çok boyutlu mükemmeliyetçilik kavramlarını derinlemesine incelemiş ve bu alanda uzmanlaşmıştır. Aynı zamanda çocuk ve ergenlerle çalışan Toklar, çocukların psikolojik esneklik ve sağlamlık geliştirmesinin, sağlıklı bir toplumun temellerini oluşturduğuna inanmaktadır. Psikoterapi uygulamalarında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolünü temel alarak çalışmaktadır. Psikolojik sağlamlığın erken yaşlarda kazandırılmasının önemine ve duygularını düzenleyebilen bireylerin toplum ruh sağlığına katkısına özellikle vurgu yapmaktadır. Bu anlayışla, psikoloji alanında içerikler üretmeye, yazılar kaleme almaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar