Perşembe, Mayıs 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

BÜYÜMEK ÜZERİNE

Ne zaman bayram geldi diye heveslenmeyi, bayramlıklarımı giymek için sabırsızlanmayı bıraktım, bilmiyorum. Hatta ne zaman şeker toplamayı, yemeyi bıraktığımı dahi hatırlamıyorum. Kuzenlerimle birlikte uyuduğum geceleri, yapılan bayram sabahı kahvaltılarını, bıkmadan usanmadan yapılan akraba ziyaretlerini, kalbimin tatlı çırpınışlarını anımsıyorum… Sahi, en son ne zaman çocuktum ben?

Aslında konu bayram değildi; ama neyse, günün anlam ve önemine binaen iyi bayramlar dileyelim. Evet, büyümek diyorduk; bazen bilmemeyi, bulutları pamuktan zannettiğim zamanları, annemin gelip beni öpünce bütün acılarımın dineceğini düşündüğüm zamanları öylesine özlüyorum ki… Bir pazar sabahı herkes uyurken çizgi film izlemek, delicesine Barbie giydirmece oyunları oynamak, çamurdan yemekler yaparken üstümü başımı kirletmek, okul çıkışı gelir gelmez ‘işte benim stilim’ izlemek, kardeşimle arabada koltuk kavgası yapmak, sınavdan 98 aldım diye ağlamak istiyorum. Ah, ne güzeldi acıyı, kötülüğü, haksızlığı bilmemek. Bilmeyi bilmemek ne güzeldi. Sahi, ilk ne zaman büyümeye başladım?

İlk ne zamandı bilemem ama sıkışmış bir kavanoz kapağını açamayınca “anneee” diye bağıracak kimsem olmadığında, hastaneye kendi kendimi götürdüğümde, kıyafetlerimi çamaşır makinesine renklerine göre düzgünce ayırmayı öğrendiğimde, markete girdiğimde abur cubur almadan çıktığımda, beni koşulsuz sevenin yalnızca ailem olduğunu öğrendiğimde büyüdüm.

Aslında ‘büyüdüm’ denir mi bilmiyorum; büyümeye hep devam edeceğim, edeceğiz çünkü. Peki, nedir bu gerçekten büyümek? Gelin hep birlikte psikoloji perspektifinden bakalım:

Psikolojide “büyümek”, yalnızca zamana bağlı kronolojik veya biyolojik bir ilerleme (boy/kilo artışı) değildir. Gelişim psikolojisi literatüründe bu kavram; bireyin ömür boyu süren bir zaman diliminde (lifespan) bilişsel, duygusal, sosyal ve kişilik boyutlarında yaşadığı niteliksel dönüşümleri, olgunlaşmayı ve çevreye uyum sağlama sürecini ifade eder.

Büyüme ve yetişkinleşme olgusunu, gelişim psikolojisinin temel sacayakları olan dört büyük kuram çerçevesinde şu şekilde açıklayabiliriz:

1. Psikososyal Gelişim Kuramı: Erik Erikson

Erikson, gelişimin doğumla bitmediğini ve yaşam boyu sürdüğünü (lifespan development) savunan ilk kuramcılardandır. Gelişimi 8 evreye ayırır ve her evrenin başarıyla atlatılması gereken bir psikososyal krizi (çatışması) olduğunu belirtir (Erikson, 1993).

Krizlerin Çözümü Olarak Büyümek: Erikson’a göre büyümek; bireyin çocukluktaki “Girişkenlik” ve “Başarı” odaklı evrelerden sıyrılıp, ergenlikte “Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası” krizini çözmesidir (Erikson, 1968). Birey bu evrede “Ben kimim?”, “Değerlerim nelerdir?” sorularına yanıt arar.

Yetişkinlik: Bu krizin sağlıklı çözülmesi, bireyin genç yetişkinlikte “Yakınlığa Karşı Yalnızlık” evresine geçmesini ve ailesinden bağımsız, sağlıklı/sınırları net ilişkiler kurabilmesini sağlar. Dolayısıyla Erikson psikolojisinde büyümek, sağlam bir ego kimliği inşa etmek demektir.

2. Bilişsel Gelişim Kuramı: Jean Piaget

Piaget, büyümeyi bireyin dış dünyayı algılama ve zihninde yapılandırma biçiminin niteliksel olarak değişmesi olarak açıklar. Bu süreç, zihinsel şemaların sürekli bir dengelenme (equilibration) arayışıdır (Piaget, 1952).

Özümseme (Asimilasyon) ve Uyum Sağlama (Akomodasyon): Çocuklukta birey, dünyayı elindeki sınırlı ve saf şemalarla açıklamaya çalışır (özümseme). Ancak yaş ilerledikçe karşılaştığı gerçekler (hayatın zorlukları, karmaşık ilişkiler) mevcut şemalarına uymaz ve zihinsel bir dengesizlik yaratır.

Bilişsel Büyüme: Birey zihnini ve şemalarını yeni gerçeklere göre esnetip yeniden yapılandırdığında (uyum sağlama) bilişsel olarak büyür (Piaget, 1970). Piaget’ye göre büyümek, çocuksu egosantrizmden (benmerkezcilikten) sıyrılıp, soyut ve rasyonel bir gerçeklik algısına ulaşmaktır.

3. Ayrışma-Bireyleşme Kuramı: Margaret Mahler

Nesne ilişkileri kuramının öncülerinden olan Mahler, büyümeyi psikolojik bir doğum süreci olarak ele alır. Kuram, bireyin birincil bakım vereninden (genellikle anne) psikolojik olarak nasıl ayrıştığına odaklanır (Mahler, Pine ve Bergman, 1975).

Ortak Yaşamdan (Simbiyoz) Kopuş: Bebek ilk aylarda kendisini annesiyle bir bütün zanneder. Büyümek; bu simbiyotik bağdan kademeli olarak kopma, kendi bedensel ve ruhsal sınırlarını fark etme sürecidir (individuation).

Duygusal Nesne Sürekliliği: Büyümenin en olgun evresi, bireyin fiziksel olarak anne yanında olmasa bile onun sevgisini ve güvenini içselleştirebilmesidir. Mahler’e göre psikolojik olarak büyümek; dışsal bir sığınağa bağımlı kalmadan, kendi sınırlarına sahip özerk bir “kendilik” (self) geliştirebilmektir.

4. Bağlanma Kuramı: John Bowlby

Bowlby, bireyin büyüme ve dünyayı keşfetme cesaretini, yaşamın ilk yıllarında kurduğu bağlanma figürlerinin sunduğu “güvenli üs” (secure base) sayesinde kazandığını belirtir (Bowlby, 1988).

Güvenli Üssün İçselleştirilmesi: Çocukluk döneminde birey, tehdit hissettiğinde fiziksel olarak bu güvenli üsse (aileye) kaçar.

Yetişkin Bağlanması ve Özerklik: Sağlıklı büyüyen bir birey, zamanla bu dışsal güvenli üssü zihinsel olarak içselleştirir (Mikulincer & Shaver, 2016). Yetişkinlikte karşılaşılan krizlerde (ayrılıklar, başarısızlıklar) kişi, kendi kendisinin güvenli üssü olmayı başarır. Bowlby ve sonraki araştırmacılara göre büyümek; dış dünyaya bağımlı aşırı bağlılıktan (dependence), psikolojik sağlamlığı (resilience) yüksek ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir özerkliğe geçiştir.

Ben, hayatın asla düz bir çizgide ilerlemediğini, inişlerin de çıkışların da bir o kadar hayattan olduğunu, bitmez dediğim ilişkilerin bittiğini, o “öyle asla olmaz” dediğim şeylerin bir oluru olduğunu, hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini, sınırları korumanın her şey olduğunu, kendine yaslanan insanı bu hayatta hiçbir şeyin incitemeyeceğini öğrendiğimde ‘büyüdüm.’ Daha büyüyecek çok şey var vesselam…

İrem Baki
İrem Baki
İrem Baki, Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Yaklaşık 1,5 yıl GIPDER İzmir’in online seminer ekibinde görev almış, TEGV’de eğitim gönüllüsü olarak çocukların gelişimini destekleyen çalışmalar yürütmüştür. Yaz aylarında gönüllü klinik staj deneyimi edinmiş; çeşitli psikoloji topluluklarının etkinlikleri, konferanslar ve webinarlara aktif olarak katılmıştır. Sürekli okumayı, araştırmayı ve keşfetmeyi seven Baki, yazılarında psikolojik bilgileri bilimsel temellere dayalı ve anlaşılır bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar