Hiç beklemediğiniz bir anda duyduğunuz bir koku sizi yıllar öncesine götürdü mü? Belki yağmurdan sonra toprağın kokusu, belki fırından yeni çıkmış bir kek, belki de bir çiçeğin kokusu… Bir anlığına bulunduğunuz yerden uzaklaşıp kendinizi çocukluğunuzda, eski bir evde ya da çok özlediğiniz bir anın içinde bulduğunuz oldu mu? İlginç olan şu ki, bazen tek bir nefes, uzun zamandır hatırlamadığımız bir anıyı tüm canlılığıyla yeniden hissettirebilir. Üstelik yalnızca anıyı değil; o ana eşlik eden duyguları da… Güveni, huzuru, özlemi ya da neşeyi. Peki neden bazı kokular, yalnızca güzel kokmanın ötesinde bizi geçmişe götürebiliyor? Beynimiz, kokularla anılar arasında nasıl bu kadar güçlü bir bağ kuruyor?
Kokuların bizi geçmişe götürmesi tesadüf değildir. Çünkü anılarımız yalnızca yaşadığımız olaylardan oluşmaz; o an hissettiklerimiz de belleğimizin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle bazı kokularla karşılaştığımızda yalnızca bir anıyı hatırlamayız. Aynı zamanda o dönemde hissettiğimiz duyguları yeniden deneyimleyebiliriz. Bu yüzden aynı koku herkes için farklı bir anlam taşır. Bir çiçeğin kokusu birini çocukluğunun yaz akşamlarına götürürken, bir başkasına sevdiği bir insanı ya da zorlayıcı bir yaşam deneyimini hatırlatabilir. Kokuların gücü, onların kendisinden çok, yaşam öykümüzde kazandıkları anlamdan gelir. İşte tam da bu nedenle, bazen özlediğimiz şey bir koku değil; o kokunun eşlik ettiği zamanlar ve o günlerdeki kendimizdir.
Peki beynimiz bunu nasıl yapıyor? Bu sorunun yanıtı, koku duyusunun beyindeki yolculuğunda saklıdır. Gördüğümüz, duyduğumuz ya da dokunduğumuz uyaranlar beynimizde işlenirken genellikle önce talamus adı verilen ve duyusal bilgilerin aktarıldığı bir merkeze uğrar. Koku duyusu ise bu yönüyle diğer duyulardan ayrılır. Burundan alınan koku molekülleri önce olfaktör bulbus (koku soğancığı) tarafından işlenir; ardından diğer duyuların çoğundan farklı olarak, talamusu ilk durak olarak kullanmadan beynin duygular ve bellekle ilişkili bölgelerine ulaşır. Bu bölgeler arasında duygusal anlamlandırmada önemli rol oynayan amigdala ile yeni anıların oluşması ve düzenlenmesinde görev alan hipokampus yer alır. Koku duyusunun, duygular ve bellekten sorumlu bu beyin bölgelerine doğrudan ulaşabilmesi, kokuların diğer duyusal uyaranlara kıyasla neden daha güçlü otobiyografik anılar uyandırabildiğini açıklayan önemli nedenlerden biridir. Amigdala yaşantılarımıza duygusal bir anlam kazandırırken, hipokampus bu yaşantıları zaman ve mekân bağlamına yerleştirerek kişisel anılarımızın oluşmasına katkıda bulunur. Bu nedenle tanıdık bir koku, yıllar sonra bile geçmişte yaşadığımız bir döneme ait anıları ve o anılara eşlik eden duyguları yeniden canlandırabilir.
Nörobilim alanındaki çalışmalar, kokuların otobiyografik anıları görsel ya da işitsel uyaranlara kıyasla daha canlı, daha duygusal ve daha eski dönemlerden geri çağırabildiğini göstermektedir. Bu olgu literatürde “Proust etkisi (Proust phenomenon)” olarak adlandırılır. Adını Fransız yazar Marcel Proust’tan alan bu kavram, bir koku ya da tadın istemsiz biçimde canlı otobiyografik anıları tetikleyebilmesini ifade eder ve deneysel çalışmalarla da desteklenmektedir (Herz & Engen, 1996; Herz, 2004; Chu & Downes, 2000). Bilimsel açıklamalar, gündelik hayatta yaşadığımız bu deneyimin neden bu kadar güçlü hissedildiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Belki de kokuların en dikkat çekici özelliği, bizi hazırlıksız yakalamalarıdır. Bir fotoğrafa bakarken ya da eski bir şarkıyı dinlerken geçmişi hatırlamayı bekleyebiliriz. Oysa bir koku çoğu zaman hiçbir uyarı vermeden, gündelik hayatın sıradan bir anında bizi yıllar öncesine götürebilir.
Kokular, geçmişle kurduğumuz en sessiz bağlardan biridir. Çoğu zaman farkına bile varmayız; ancak beklenmedik bir anda yeniden karşımıza çıktıklarında, geçmişle bugün arasında görünmez bir köprü kurabilirler. İşte bu nedenle bazı kokuların etkisi, güzel ya da kötü kokmalarından çok daha fazlasıdır. Onlar, yaşamımızın farklı dönemlerine sessizce eşlik eden tanıklardır.
Şimdi bir an durup düşünün…
Sizi hiç beklemediğiniz bir anda yıllar öncesine götüren bir koku var mı? O koku size yalnızca bir anıyı mı hatırlatıyor, yoksa o günlerdeki sizi de yeniden hissettiriyor mu? Çünkü bazen geçmiş, bir fotoğraf albümünde değil; derin bir nefeste saklıdır.
Kaynakça
- Herz, R. S., & Engen, T. (1996). Odor memory: Review and analysis. Psychonomic Bulletin & Review, 3(3), 300–313.
- Herz, R. S. (2004). A naturalistic analysis of autobiographical memories triggered by olfactory, visual and auditory stimuli. Chemical Senses, 29(3), 217–224.
- Chu, S., & Downes, J. J. (2000). Long live Proust: The odour-cued autobiographical memory bump. Cognition, 75(2), B41–B50.

