Görünmez Duvarlarımız: Savunma Mekanizmaları
Hepimizin görünmeyen duvarları vardır. Farkında olmadan ördüğümüz bu saydam duvarlara savunma mekanizması denir. Zihnimizin duygusal dengemizi korumamız için geliştirdiği yöntemlerinden biridir. Günlük hayatımızda sık sık kullanırız, ayrılmaz bir parçamız gibidir. Savunma mekanizmaları insan olmanın getirisidir. Ancak bu duvarlar her zaman bizi korur mu yoksa bazen gerçeklerle yüzleşmemize engel midir?
Hayatımızda ve diğer duygularımızda olduğu gibi savunma mekanizmalarında da her şeyin aşırısı zarardır sözüyle alçılayabiliriz bu mekanizmaları. Kısa süreçte yoğun olay ve duyguları azaltma yönüyle uyum sağlamamızı kolaylaştırır fakat uzun süreli bakıldığında kişinin sağlıklı bir biçimde gerçeklerle yüzleşmesinde engel olur. Savunma mekanizmalarının etkisi sıklık ve ölçüsüne bağlı olarak değişir.
Savunma mekanizmaları kendi içinde olgun, nevrotik, ilkel olarak farklı düzeylerde sınıflandırılır. En sık karşılaşılan savunma mekanizmaları; İnkâr, Bastırma, Yansıtma, Yer değiştirme, Mantığa büründürme, Tepki oluşturma, Gerileme, Özdeşim kurma, Yüceltme, Mizahtır.
İnkâr
Bazen zihnimiz gerçeklerin ağırlığını bir anda taşıyamaz ve farklı yollara başvurur. Bu yollardan biri de inkardır. İnkâr, kişinin sarsıcı bir gerçeği reddetmesi, yokmuş gibi davranmasıdır. Gerçekler biz inkâr edince değişmez, sadece yüzleşmemizi ertelemiş oluruz. Kayıp, yas, travma, hastalık ve beklenmedik yaşam olaylarında inkâr, duygusal bir mola gibidir. Bu mola sayesinde kişi kendine zaman kazandırır, olaylara farklı bakış açıları geliştirir. Âmâ bu duygusal moladan kişi çıkamazsa koruyucu kalkan olmaktan çıkar, engel olmaya başlar. Kişi gerçekleri fark edemez ve hep reddeder. Yalnızca gerçekleri reddetmez, acıyı, kırgınlıklarını da görmezden gelmiş olur. Yüzleşme olmaz; oysaki yüzleşme iyileşmenin ilk adımıdır. İnkâr, ruhun korunduğu bir limandır ancak hiçbir liman sonsuza kadar yaşanacak yer değildir.
Bastırma
Bastırma, bireyin kaygı, suçluluk, korku, üzüntü ya da onu rahatsız eden düşüncelerini bilinçten uzak tutmasıdır. Kişi yaşadığı deneyimleri unutmuş görünse de bastırılan duygular, düşünceler farklı biçimlerde ortaya çıkar. Örneğin, öfke duygumuzu bastırırsak, küçük bir olayda daha şiddetli bir şekilde tekrar karşımıza çıkar. Yani bu, bastırılan duygularımızın ortadan kalkmadığını, zaman zaman davranışlar, rüyalar, bedensel tepkilerle hayatımızda yer edindiğini gösterir. Bazen bugün yaşadığımız bir duygu aslında o güne ait değildir; geçmişte söyleyemediğimiz bir söz, içimizde yaşadığımız bir yas, kabul etmekte zorlandığımız duygu ve düşünce bugünümüzde kendine yer buluyor. Bastırmak bizi bir süre koruyabilir, bir kalkan gibi ama her darbede kalkan hasar alır. Ve bir süre bizi koruyan bu kalkan, taşıdığımız bir yüke dönüşür.
Yansıtma
Hiç fark ettiniz mi? Başkasına tuttuğumuz ayna, farkında olmadan kendimizi gösterir. İçimizde tuttuğumuz duyguyu kendimize yakıştırmaz, onu fark etmeden karşımızdaki kişinin üzerine bırakırız. Kendi güvensizliğimizi onun davranışı, kendi kırgınlığımızı onun mesafesi, kendi öfkemizi onun öfkesi sanabiliriz. Zihnin kendini koruduğu yollardan biri de yansıtmadır. Yansıtmak, kendimizde görmek istemediğimiz parçayı bir süreliğine uzaklaştırmamızdır; fakat parçayı ne kadar kendimizden uzaklaştırırsak uzaklaştıralım, yeniden karşımıza çıkar.
Yer Değiştirme
Yer değiştirme, kişinin bir kişiye ya da duruma karşı hissettiği duygu, düşünce tepkilerini asıl kaynağı yerine başka bir kişiye yönlendirmesidir. Bunu bir örnek üstünden açıklayalım. Örneğin, iş yerinde bir tartışma yaşıyoruz; o öfkeyi o an çıkaramıyoruz, eve geliyoruz ve evdeki kişilerden öfkemizi çıkarıyoruz. Öfke duygumuz değişmiş olmuyor, fakat duyguyu yönelttiğimiz kişi değişmiş oluyor. Duygu değişmez, sadece gideceği adres değişir. Fakat yanlış adrese bırakılan duygu, hiç hak etmeyen kişi üzerinde iz bırakır.
Mantığa Büründürme
Kendimizle çeliştiğimiz zamanlarda zihnimiz genelde bir açıklama arar. Asıl nedeni görmek yerine makul kabul edilebilir sebep bulur. Kendimize anlattığımız her açıklama gerçeğin kendisi olmayabilir. İşte burada mantığa büründürme devreye girer. İstediğimiz bir şeyi elde edemediğimizde, “zaten ben de onu istemiyordum” diyerek kendimizi teselli ederiz; belki de gerçekten istememişizdir ya da kabul etmekte zorlandığımız hayal kırıklığını örten bir açıklamadır bu içimizde.
Tepki Oluşturma
Tepki oluşturma, kişinin hissettiği duyguya zıt bir tutum sergilemesidir. Günlük hayatımızda hissettiğimiz bazı duyguları dışarıya yansıtma biçimimiz her zaman aynı değildir. Örneğin, birine kırıldığımız halde ona sıcak davranabiliriz. Kırılmamız kaybolmaz ama maskelenmiş olur.
Gerileme
Zorlandığımızda zihnimiz bazen bizi daha önce kendimizi güvende hissettiğimiz yerlere götürür. Gerileme, kişinin yoğun kaygı, stres karşısında önceki dönemlerdeki davranışlarına geri dönmesidir. Bu davranışlar kişide kısa süreliğine rahatlama ve güven hissi sağlayabilir. Fakat yüzleşmemek uzun süre devam ettiğinde, çözüm üretilmediğinde, şu anki hayatına devam etmekte zorlanabilir.
Özdeşim Kurma
“En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalamasısın.” Jim Rohn’a atfedilen bu sözü illaki duymuşuzdur. Özdeşim kurma, aslında hayatımıza dokunan kişilerin düşüncelerinden, davranışlarından, hal ve hareketlerinden, değerlerinden farkında olmadan izler taşırız ve bu izler zamanla kendi benliğimize yerleşir. Özdeşim kurmak, kendimizden vazgeçmek değildir. Başkalarından aldığımız parçaları kendi benliğimizde harmanlamamızdır. Bu harmanlamayı çoğunlukla kişi kendini yetersiz, güçsüz hissettiğinde başka bir insanın özelliklerini benimseyerek daha güvenli ve güçlü hisseder.
Yüceltme
Savunma mekanizmalarından bir diğeri de yüceltmedir. Yüceltme, toplum tarafından kabul edilmesi zor olan duygu ve hareketlerin daha kabul edilebilir ve üretken bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Üzüntüyü sanata, yoğun öfkeyi spora yöneltmek buna örnek verilebilir. İçimizde taşıdığımız duyguyu değiştiremeyiz ama onu dönüştürerek hem kendimize hem de çevremize iyi gelebilecek bir şekilde hayatımıza devam ederiz.
Mizah
Duygularımızı her zaman olduğu gibi ifade etmek kolay değildir. Mizah, kişinin kaygı, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı, utanç gibi duygularla baş edebilmek için mizaha başvurmasıdır. Baş etmekte zorlandığı duyguları espriyle ifade eder. Bu sayede duygunun yoğunluğunu azaltmış olur. Bazen bir gülüş, içimizde tuttuğumuz duygularımızdır.
Duvarların Ötesinden Kendimize Yaklaşırken
Savunma mekanizmalarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Önemli olan duygularımızı fark edebilmek, hangi duygunun ardından ne sakladığımızı görebilmemizdir. Bunun için de kendimizi anlamamız lazım. Kendimizi anlayınca bu koruma duvarlarının arkasındaki duygular, düşünceler, hal ve hareketlerle yüzleşiriz. Belki de kendimize yaklaşmamızın ilk adımı, neden duvar ördüğümüz değil de aslında neyi sakladığımızı sormaktır.
Kaynakça
- Jim Rohn'a atfedilen söz


