İnsanların günlük hayatta çıkardıkları seslerden, diğer insanlardan daha fazla rahatsız olduğunuzu düşünüyor musunuz? Örneğin, yemek masasında arkadaşlarınız veya ailenizle birlikte yemek yerken bir ağız şapırdatma sesi, tüm yemeğinizin keyfini kaçırmaya yetiyor mu? “Ne kadar kaba, görgü kurallarına uygun şekilde yemek yemek bu kadar zor mu?” diye aklınızdan geçiriyor musunuz? Ya da geceleri birinin horlama sesini duymamak için kulaklarınızı tıkayıp sinirden uyuyamadığınız oluyor mu? Bu seslere bazı insanlar neden zamanla alışırken bazıları daha da duyarlı hale geliyor?
Bu hassasiyet, ilk kez nörolog Jastreboff tarafından, nefret anlamına gelen “miso” ve ses anlamına gelen “phonia” kelimelerinin birleşimiyle tanımlanan “Mizofoni” terimiyle ifade edilmiştir.
Tetikleyiciler
Mizofoniye sahip kişiler, diğer insanların çıkardığı ağız şapırdatma, höpürdetme, çiğneme, horlama, yutkunma, burun çekme ve nefes alma seslerinden rahatsız olabilir. Ayrıca su damlaması, kalem tıklatma, klavye sesleri ve saat tıkırtısı gibi çevresel sesler de bu kişileri aşırı rahatsız edebilir. Mizofoni, sadece seslere karşı değil, tekrarlayan hareketlere karşı da gelişebilir. Örneğin, bacağı sürekli sallayan birinin görüntüsü veya ritmik bir şekilde parmaklarını masaya vuran birinin davranışları da benzer rahatsızlık hissine yol açabilir. Hatta tetikleyici ses veya görüntü olmasa bile, tetikleyicinin geleceğine dair bir beklenti içine girmek de benzer tepkilere neden olabilir. Bu tetikleyiciler, tıpkı parmak izi gibi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Tepkiler
Tetikleyici uyarana maruz kaldıktan sonra, kişinin ilk duygusal tepkisi genellikle yoğun bir öfke olur. Bu öfkeye, iğrenme, kaygı, nefret, kapana kısılmışlık ve huzursuzluk gibi hisler eşlik edebilir. Kişi, duyduğu sese kıyasla öfkesinin ve verdiği tepkinin aşırı ve orantısız olduğunun farkındadır; ancak başa çıkmaya çalıştığı birçok yöntemin yetersiz kaldığını hissederek çaresizlik duygusuna kapılabilir. Bu yoğun duygular, bazen kişide kontrolünü kaybetme hissine yol açsa da genellikle fiziksel saldırganlık görülmez. Kişi, kalp hızında artış ve bu nedenle göğüste sıkışma hissi, bazı beyin bölgelerinin artmış aktivasyonu nedeniyle baş bölgesinde basınç hissi gibi belirtiler yaşayabilir. Uyarana çok kısa süre maruz kalınsa bile hissedilen bu yoğun duygunun etkisi, kişinin üzerinden kısa sürede geçmeyebilir. Bazen bu süreç saatlerce sürebilir. Denediği yöntemlerin etkisinin olmadığı ve sesin kaynağından uzaklaşamadığı durumlarda ise kişi, tetikleyici sese karşı yoğun bir rahatsızlık hissi, öfke ve iğrenmeyle birlikte katlanmaya çalışır.
Bu hassasiyetin, çocukluk döneminde aile bireylerinin yeme seslerinden yoğun biçimde iğrenme ile başlayabileceği bildirilmiştir. Özellikle aile üyelerinden veya sık vakit geçirdikleri insanların çıkardığı seslerden daha fazla rahatsız olurlar. Ancak kendi çıkardıkları benzer seslerden rahatsızlık duymazlar. Veya hayvan seslerinden o kadar da rahatsız olmayabilirler. Verilen aşırı tepkinin sebebi, sesin şiddetinin yüksek olması değildir; kişi yüksek sesle müzik dinlemekten rahatsız olmayabilir. Burada verilen tepkiyi, sesi çıkaran kaynağın ses üzerindeki algılanan sorumluluğu ve kişinin anlamlandırması etkiler. Kişinin bu sesi potansiyel bir tehdit olarak algılaması durumunda ve sesi çıkaran kişiyi kaba olarak yorumladığında hissettiği rahatsızlık ve verdiği tepki yoğunluğu artabilir. Benzer sesi çıkaran farklı kişilere karşı hissettikleri rahatsızlık hissi de değişkenlik gösterebilir. Tetikleyici sese karşı verilen bu tepkilerin hepsi herkeste görülmeyebileceği gibi, tüm tepkiler bir kişide de ortaya çıkabilir.
İşlevselliği Bozması
Mizofoni hassasiyeti, kişilerin günlük aktivitelerini ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Hissedilen yoğun duygular, sevilen insanlarla kurulan yakın ilişkileri zedeleyebilir. İş ve aile hayatında bazı zorluklara yol açabilir ve yaşam doyumunu derinden etkileyebilir.
Bu hassasiyet nedeniyle kişiler:
- Ailesinden birinin ya da birkaçının yemek yeme seslerinden rahatsız olduğu için ailesiyle aynı masada yemek yiyemeyebilir; yese bile sürekli kulaklık kullanabilir.
- Çocuğu şapırdatarak yemek yiyor diye bağırıp sonrasında pişman olabilir; ancak bu döngüyü kıramadığı için kendini suçlu hissedebilir.
- Dışarıda yemek yerken insanların yemek seslerinden, çatal bıçak seslerinden rahatsız olduğu için dışarıda yemek yiyemeyebilir.
- Kişi, eşinin horlama sesinden rahatsız olduğu için aynı yatakta uyuyamayabilir.
Baş Etme Yöntemleri
Bu yoğun duyguları hisseden kişiler, baş etme yöntemi olarak sesi çıkaran kişiyi önceden uyarmayı tercih edebilir. Sonrasında kişiyle sözlü tartışmaya girebilir, kavga edebilir veya sesin duyulduğu ortamdan uzaklaşmayı deneyebilir. Alternatif olarak, sesi bastırmaya çalışarak kendisi o sesi taklit edebilir. Dikkatini sesten uzaklaştırmak için başka şeylere odaklanmaya veya içsel diyaloglara girmeye çalışabilir. Sesi duymamak için kulaklıkla yüksek sesle müzik dinlemek veya kulak tıkacı kullanmak gibi birçok yöntem deneyebilir. Hatta bazı çalışmalarda, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına giderek kendisini cerrahi olarak sağır yapmasını isteyen bir kişi bile tanımlanmıştır (Veale 2006).
Kişi, sesten kaçmaya çalıştıkça ve sessizliğe sığındıkça geçici bir rahatlama hissedebilir; ancak bu durum, seslere karşı hassasiyetini pekiştirir ve döngünün daha da kuvvetlenmesine neden olur.
Anlaşılmamışlık Hissi
Günlük hayatta sıkça tetiklenen bu kişilerin, olumsuz duyguları kontrol etmek için ekstra çaba sarf etmeleri gerekebilir. Buna rağmen, kişiler çevrelerinden “Abartıyorsun!”, “Yemek yemeyi senden mi öğreneceğiz!” veya “Fazla takıntılısın!” gibi sözler işitebilirler. Hassasiyetin yeterince bilinmemesi ve spesifik bir tedavi yönteminin henüz olmaması nedeniyle kişi, anlaşılmadığını hissedebilir. Hayat kalitesini düşüren bu hassasiyet karşısında yanlış giden şeylerin kendisinde olduğunu düşünerek çaresizlik hissine kapılabilir. Yardım arayışı azalabilir; kişi, çıkardığı sesler ve oluşan görüntülerin uyandırdığı yoğun rahatsız edici duygulardan kaçabilmek için insanlardan uzaklaşabilir.
“Mizofoni” terimi odyoloji literatüründe yer alıyor olsa da, psikiyatri/psikoloji sınıflandırma sisteminde henüz yer almamaktadır. Ruh sağlığı literatüründe yer alması gerektiğini savunan birçok araştırmanın yanı sıra, hassasiyete yönelik tanı kriteri önerileri de bulunmaktadır. Yapılan bazı araştırmalarda, Mizofoni tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Tinnitus Yeniden Eğitim Terapisi (TRT), Diyalektik Davranış Terapisi, Sistematik Duyarsızlaştırma ve Karşıt Koşullamanın iyileştirici etkisinin olduğu bildirilmiştir.
Kaynakça
Alluşoğlu S. (2020). Azalmış ses toleransı bozukluklarının ayırt edilmesinde kullanılacak ölçek geliştirilmesi. [Doktora tezi]. Hacettepe Üniversitesi.
Dozier, T. H. (2017). Understanding and overcoming misophonia: A conditioned aversive reflex disorder. Misophonia Treatment Institute.
Edelstein, M., Brang, D., Rouw, R. ve Ramachandran, V. S. (2013). Misophonia: Physiological investigations and case descriptions. Frontiers in Human Neuroscience, 7. https://doi.org/10.3389/fnhum.2013.00296
Ferrer-Torres, A. ve Giménez-Llort, L. (2022). Misophonia: A systematic review of current and future trends in this emerging clinical field. International Journal of Environmental Research and Public Health, 19(11).
Hocaoğlu Ç. (2018). Az bilinen bir konu misophonia: İki olgu sunumu. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi, 31, 89-96.
Jastreboff P. ve Jastreboff M. (2015). Decreased sound tolerance: Hyperacusis, misophonia, diplacousis, and polyacousis. Handbook of clinical neurology (s. 375-387) içinde. Elsevier.
Öz G. (2016). Ankara’da Mizofoni Belirtilerinin Yaygınlığı, Sosyodemografik Özellikler ve Ruhsal Belirtilerle İlişkisi. [Uzmanlık Tezi]. Hacettepe Üniversitesi.
Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği (2017). TPD 21. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu”, TPD 21. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu Bildiri Özetleri”, Türk Psikiyatri Dergisi, 28, 2017.
Yılmaz Y. ve Hocaoğlu Ç. (2021). Mizofoni: Bir gözden geçirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 13(2), 383-393.


