Cumartesi, Ağustos 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Beynimiz Bazı Sesleri Neden Tehlike Olarak Algılıyor? “Mizofoni” Üzerine

“Beynimiz Bazı Sesleri Neden Tehlike Olarak Algılıyor? Mizofoni Üzerine”

İnsanların günlük hayatta çıkardıkları seslerden, diğer insanlardan daha çok rahatsız olduğunuzu düşünüyor musunuz? Mesela yemek masasında arkadaşlarınız veya ailenizle yemek yerken bir ağız şapırdatma sesi bütün yemeğinizin keyfini kaçırmaya yetiyor mu? “Ne kadar kaba, görgü kurallarına uygun şekilde yemek yemek bu kadar zor mu?” diye aklınızdan geçiriyor musunuz? Ya da geceleri birinin horlama sesini duymamak için kulaklarınızı tıkayıp sinirden uyuyamadığınız oluyor mu? Bu seslere bazı insanlar neden zamanla alışırken bazıları zamanla duyarlılaşır?

Bu hassasiyet ilk kez nörolog Jastreboff tarafından, nefret anlamına gelen “miso” ve ses anlamına gelen “phonia” kelimelerinin birleşimiyle oluşan “Mizofoni” terimiyle tanımlanmıştır.

Tetikleyiciler

Mizofoniye sahip kişiler, diğer insanların çıkardığı ağız şapırdatma, höpürdetme, çiğneme, horlama, yutkunma, burun çekme, nefes seslerinden tetiklenebilir. Ya da su damlama, kalem tıklatma, klavye, saat tıkırtısı gibi çevresel seslerden aşırı rahatsız olabilir. Bu hassasiyete sahip bir kişi birkaç sesten rahatsız olabilirken çok fazla sesten de rahatsız olabilir. Mizofoni sadece seslere karşı değil, tekrarlayan hareketlere karşı da gelişebilir. Mesela bacağı sürekli sallama, ağzını açarak yemek yiyen birinin görüntüsü veya ritmik bir şekilde parmaklarını masaya vurma gibi uyaranlara karşı da seslere verilen tepkiler gibi yoğun bir rahatsızlık hissedebilirler. Hatta tetikleyici ses veya görüntü olmasa bile, tetikleyicinin geleceğine dair beklenti içine girmek de benzer tepkilere yol açabilir. Bu tetikleyiciler tıpkı parmak izi gibi kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir.

Tepkiler

Tetikleyici uyarana maruz kaldıktan sonra kişinin, tabiri caizse ‘kan beynine sıçramak’ deyimiyle de açıklanabilecek şekilde ilk duygusal tepkisi genellikle yoğun bir öfke olur. Öfkeye iğrenme, kaygı, nefret, kapana kısılmışlık, huzursuzluk hisleri eşlik edebilir. Kişi, duyduğu sese kıyasla öfkesinin ve verdiği tepkinin aşırı ve orantısız olduğunun farkındadır ancak baş etmeye çalıştığı birçok yöntemin de yetersiz kaldığını hissederek çaresizlik duygusuna kapılabilir. Bu yoğun duygular bazen kişide kontrolünü kaybetme hissine sebep olsa da genel olarak fiziksel saldırganlık görülmez. Kişi kalp hızında artış ve bu sebeple göğüste sıkışma hissi, bazı beyin bölgelerinin artmış aktivasyonu sebebiyle baş bölgesinde basınç hissi gibi belirtiler yaşayabilir. Uyarana çok kısa süre maruz kalınsa bile hissedilen bu yoğun duygunun etkisi kişinin üzerinden kısa sürede geçmeyebilir. Bazen bu süreç saatleri bile bulabilir. Denediği yöntemlerin etkisinin olmadığı ve sesin kaynağından uzaklaşamadığı durumlarda ise kişi, tetikleyici sese yoğun bir rahatsızlık hissi, öfke ve iğrenmeyle birlikte katlanmaya çalışır.

Bu hassasiyetin, çocukluk döneminde aile bireylerinin yeme seslerinden yoğun biçimde iğrenme ile başlayabileceğini bildiren çalışmalar vardır. Özellikle aile üyelerinden veya sık vakit geçirdikleri insanların çıkardığı seslerden daha fazla rahatsız olurlar. Ancak kendi çıkardığı benzer seslerden rahatsızlık duymazlar. Veya hayvan seslerinden o kadar da rahatsız olmayabilirler. Verilen aşırı tepkinin sebebi, sesin şiddetinin yüksek olması değildir; kişi yüksek sesle müzik dinlemekten rahatsız olmayabilir. Burada verilen tepkiyi; sesi çıkaran kaynağın ses üzerindeki algılanan sorumluluğunun ve kişinin anlamlandırmasının etkilediği araştırmalarca öne sürülüyor. Kişinin bu sesi potansiyel bir tehdit olarak algılaması durumunda ve sesi çıkaran kişiyi kaba olarak yorumladığında hissettiği rahatsızlık ve verdiği tepki yoğunluğu daha fazla olabilir. Kişilerin benzer sesi çıkaran farklı kişilere karşı hissettikleri rahatsızlık hissi de aynı olmayabilir. Tetikleyici sese karşı verilen bu tepkilerin hepsi herkeste görülmeyebileceği gibi tüm tepkiler bir kişide de görülebilir.

İşlevselliği Bozması

Mizofoni hassasiyeti, kişilerin günlük aktivitelerini yapmalarını ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Hissedilen yoğun duygular, sevilen insanlarla kurulan yakın ilişkileri zedeleyebilir. İş ve aile hayatında bazı zorluklara sebebiyet verebilir ve verimi düşürebilir, yaşam doyumunu dahi derinden etkileyebilir.

Bu hassasiyet sebebiyle kişiler;

Ailesinden birinin ya da birkaçının yemek yeme seslerinden rahatsız olduğu için ailesiyle aynı masada yemek yiyemeyebilir, yese bile sürekli kulaklık kullanabilir.
Çocuğu şapırdatarak yemek yiyor diye bağırıp sonrasında pişman olabilir ama bu döngüyü kıramadığı için de kendini suçlu hissedebilir.
Dışarıda yemek yerken insanların yemek seslerinden, çatal bıçak seslerinden rahatsız olduğu için dışarıda yemek yiyemeyebilir.
Kişi eşinin horlama sesinden rahatsız olduğu için aynı yatakta uyuyamayabilir.

Baş Etme Yöntemleri

Bu yoğun duyguları hisseden kişiler baş etme yöntemi olarak sesi çıkaran kişiyi öncesinde uyarmayı tercih edebilir. Sonrasında kişiyle sözlü tartışmaya girebilir, kavga edebilir veya sesin duyulduğu ortamdan uzaklaşmayı deneyebilir. Ya da sesi bastırmaya çalışarak kendisi o sesi taklit edebilir. Dikkatini sesten uzaklaştırmak için başka şeylere odaklanmaya, içsel diyaloglara girmeye çalışabilir. Sesi duymamak için kulaklıkla yüksek sesle müzik dinlemek, kulak tıkacı kullanmak gibi birçok yöntem deneyebilir. Hatta yapılan çalışmalarda kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına giderek kendisini cerrahi olarak sağır yapmasını isteyen bir kişi bile tanımlanmıştır (Veale 2006).

Kişi sesten kaçmaya çalıştıkça ve sessizliğe sığındıkça geçici bir rahatlama hissedebilir ancak seslere karşı hassasiyetini pekiştirmiş ve bu döngünün daha da kuvvetlenmesine sebep olmuş olur.

Anlaşılmamışlık Hissi

Günlük hayatta çok sık tetiklenen bu kişilerin, olumsuz duyguları kontrol etmek için ekstra çaba sarf etmeleri gerekebilir. Buna rağmen kişiler, çevrelerinden “Abartıyorsun!”, “Yemek yemeyi senden mi öğreneceğiz!” “Fazla takıntılısın!” gibi sözler işitebilirler. Hassasiyetin yeterince bilinmemesi ve spesifik bir tedavi yönteminin henüz olmaması sebebiyle kişi anlaşılmadığını hissedebilir. Hayat kalitesini düşüren bu hassasiyet karşısında yanlış giden şeylerin kendisinde olduğunu düşünüp çaresizlik hissine kapılabilir. Yardım arayışı azalabilir, kişi çıkardığı sesler ve oluşan görüntülerin uyandırdığı yoğun rahatsız edici duygulardan kaçabilmek için insanlardan uzaklaşabilir.

“Mizofoni” terimi odyoloji literatüründe yer alıyor olsa da psikiyatri/psikoloji sınıflandırma sisteminde henüz yer almıyor. Ruh sağlığı literatüründe yer alması gerektiğini savunan birçok araştırmanın yanı sıra hassasiyete yönelik tanı kriteri önerileri vardır. Yapılan bazı araştırmalarda Mizofoni tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Tinnitus Yeniden Eğitim Terapisi (TRT), Diyalektik Davranış Terapisi, Sistematik Duyarsızlaştırma ve Karşıt Koşullamanın iyileştirici etkisinin olduğu bildirilmiştir.

Kaynakça

  • Alluşoğlu S. (2020). Azalmış ses toleransı bozukluklarının ayırt edilmesinde kullanılacak ölçek geliştirilmesi. [Doktora tezi]. Hacettepe Üniversitesi.
  • Dozier, T. H. (2017). Understanding and overcoming misophonia: A conditioned aversive reflex disorder. Misophonia Treatment Institute.
  • Edelstein, M., Brang, D., Rouw, R. ve Ramachandran, V. S. (2013). Misophonia: Physiological investigations and case descriptions. Frontiers in Human Neuroscience, 7. https://doi.org/10.3389/fnhum.2013.00296
  • Ferrer-Torres, A. ve Giménez-Llort, L. (2022). Misophonia: A systematic review of current and future trends in this emerging clinical field. International Journal of Environmental Research and Public Health, 19(11).
  • Hocaoğlu Ç. (2018). Az bilinen bir konu misophonia: İki olgu sunumu. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi, 31, 89-96.
  • Jastreboff P. ve Jastreboff M. (2015). Decreased sound tolerance: Hyperacusis, misophonia, diplacousis, and polyacousis. Handbook of clinical neurology (s. 375-387) içinde. Elsevier.
  • Öz G. (2016). Ankara’da Mizofoni Belirtilerinin Yaygınlığı, Sosyodemografik Özellikler ve Ruhsal Belirtilerle İlişkisi. [Uzmanlık Tezi]. Hacettepe Üniversitesi.
  • Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği (2017). TPD 21. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu”, TPD 21. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu Bildiri Özetleri”, Türk Psikiyatri Dergisi, 28, 2017.
  • Yılmaz Y. ve Hocaoğlu Ç. (2021). Mizofoni: Bir gözden geçirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 13(2), 383-393.
Ayşenur Kamalı
Ayşenur Kamalı
Ayşenur Kamalı, lisans eğitimini Psikoloji alanında tamamlamıştır. Özel eğitim kurumunda ve travma odaklı uluslararası bir projede psikolog olarak görev almıştır. Çeşitli topluluklarda, alanındaki uzmanlarla podcast içerikleri üretmiştir. Dergilerde yayınlanmak üzere yazılar kaleme almakta ve farkındalık oluşturmak amacıyla sunumlar düzenlemektedir. Gönüllü olarak farklı araştırma gruplarında ve topluluklarda yer almaktadır. Varoluşçuluk, yas, travma, intihar, OKB, mizofoni, kaygı, depresyon konularına ilgi duymakta ve yazılarını bu konular yelpazesinde yazmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar