İnsanlar; başkalarıyla var olabilen, gereksinimlerini karşılamak için başka bireylere ihtiyaç duyan sosyal varlıklardır. Özellikle yetişkinlik yaşamı gerek iş hayatı gerek romantik ilişkiler göz önüne alındığında, sıkça iletişim ve ilişki kurmayı gerektiren bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde sürdürülen romantik ilişkiler, yakın ilişki veya diğer adıyla aşk olarak tanımlanmaktadır. Aşk tanımı, yaşanması ve gösterilmesi kültürden kültüre farklılık göstermekle birlikte; bağlanma, sevgi, saygı ve güven gibi bazı temel ögelerin bulunduğu bir yakın ilişki çeşidi olarak görülebilir. Aşk ve romantik ilişkilerin, sevgi ve saygı gibi gereken temel ögeleri içerdiğinde; yakınlık ve bağlanma/içsel yatırım yapma gibi duygusal doyum noktalarını da sağlayacağı düşünülmektedir (Atak ve Taştan, 2012).
Bağlanma Kuramı ve Temelleri
Aşk, bir diğer kişiyle kurulan ilişkilere dayanan bir kavram olduğundan; yaşanan aşkı ele alırken yetişkinlerin ilk ilişki kurduğu kişi veya nesnelere dönmek, psikolojik olarak işlevsel görünmektedir. Psikolojik kuramlara göre, kişinin bebekken kurduğu bağlanma ve ilişki modelleri, yetişkin yaşamındaki ilişkilerinde de şekil değiştirerek varlığını sürdürmektedir. Bu alanda en çok araştırma yapan ve en bilinen kuramcılardan biri John Bowlby’dir. Bowlby’nin temel amacı, bebeklerin onlara bakan kişiye nasıl bağlandıklarını ve onlardan ayrıldıkları zaman yaşadıkları duygusal stresi açıklamak ve tanımlamaktır. Bebeklikte yaşanan bu bağlanma stili insanın tüm yaşamını etkilemeye devam ettiğini savunmaktadır (Atak ve Taştan, 2012). Bowlby’ye göre bağlanma, kişilerin stresli olduğu ya da korktuğu zamanlarda bir nesne ile yakınlık kurmak veya ilişki geliştirmek için hissettiği istek ve arzudur (Kaya, 2021). Bebeğe bakım veren birincil kişinin (anne, baba, bakıcı vb.), bebeğin ihtiyaçlarını doğru şekilde karşılama/karşılayamama durumuna göre, bebekte farklı bağlanma stilleri oluşur. Bebeklikte oluşan bu bağlanma stilleri de yetişkin ilişkilerinde de karşımıza çıkmaktadır (Bayar, 2021). Bebeklikteki bağlanma biçimleri; yetişkin yaşamındaki sorun çözme ve çatışma yönetme becerileri, baş etme stratejileri ve iletişim becerilerini etkilemektedir (Kaya, 2021).
Yetişkinlikte Romantik Bağlanma Stilleri
Hazan ve Shaver, Bowlby’nin çocukluktaki bağlanma stillerini temel alarak romantik ilişkilere yönelik bağlanma stilleri geliştirmişlerdir. Bu stiller; güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma biçimleridir. Güvenli bağlanan kişiler, yetişkin yaşamlarında olumlu benlik algısı geliştirirler ve benlik saygıları yüksektir. Başkaları ile yakınlık kurmaktan korkmazlar, İlişkilerinde terk edilme kaygısı taşımazlar (Kaya, 2021). Güvenli bağlanan kişilerde kendilerine yönelik olumlu algıların yanı sıra başkalarına yönelik tutumlarının da olumlu olduğu görülmektedir. Kendisini sevilmeye değer bulur, özerktir ve başkalarını da destekleyici, kabul edici, iyi olarak algılar. Kaygılı bağlanma biçiminde ise genellikle kişilerin değer duyguları ve benlik algıları düşüktür. Bu kişiler, yoğun yakınlık ihtiyacı ve güvenlik arayışı hissederler. Derin bir terk edilme korkuları vardır. Onay ve ilgi ihtiyaçları çok fazladır. Genellikle ilişkiye dair olayları, kendi perspektiflerinden değerlendirirler (Oluklu ve Belkıs, 2025). Diğer bir bağlanma biçimi ise kaçıngan bağlanmadır. Bu bağlanmaya sahip kişilerin özerklik ihtiyaçları çok gelişmiştir. Yakınlığa karşı kayıtsızlardır. Yakın ilişkileri önemsiz bulmanın altında reddedilmekten kaçınma ihtiyacı yatabilmektedir (Kışlak ve Çavuşoğlu, 2006). Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler, aşırı yakınlıktan rahatsızlık duyarak kişisel özerkliklerini koruma yönünde davranışlar sergilerler. Duygusal mesafe koyma eğilimi, sorgulayıcı yaklaşım ve duygusal geri çekilme eğilimleri görülür (Oluklu ve Belkıs, 2025).
Değişim ve Farkındalık Süreci
Yapılan tüm bu araştırmalar belli örneklemler ve kesit alınarak gerçekleştirildiği için yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, kültür gibi bazı değişkenlerin etkisi göz ardı edilmiş olabilmektedir. Bu kuramlar bize genel olarak fikir verir, bazı genellemeler oluşturabilirken her çift için aynı örüntünün tekrarlanacağını söylemek doğru değildir. Ancak, çiftler arasında yaşanana çatışmalar bağlanma stillerinden kaynaklanıyorsa, bu durumu değiştirmek için alınabilecek bazı önlemler olabilir. Güvensiz bağlanma stiline sahip bir yetişkinin güvenli bağlanma stiline sahip olabilmek için yapabilecekleri ve alabilecekleri bazı önlemler vardır.
-
Kişinin bağlanma stilleri ile ilgili bilgi sahibi olması ve kendinde olan özelliklerin ve bağlanma stilinin farkına varması ve bağlanma stilinin doğurmuş olabileceği davranışları belirlemesi önemlidir (Yakın ilişkilerden korkmak ya da geçmiş ilişkilerinde sürekli terk eden kişi olmak vb.).
-
Çocukken başına gelenler ve yetiştirilme tarzı hakkında eleştirel bakabilmek önemlidir. Çoğu insan bunun anne-babaya yapılan bir saygısızlık olduğunu düşünür ancak çocukluğa yönelik haklı eleştirilerde bulunmak, anne-babayı sevmemek, suçlamak anlamına gelmemektedir. Yapılan eleştirilerin de suçlama içermemesine, empatik özellikte olmasına dikkat edilmelidir.
-
Geçmişte yaşanan deneyimler ile şu anki davranışlar arasında bağ kurulmaya başlandıktan sonra, terk edilme kaygısı gibi tekrarlayan kaygıların gerçekten geçerli bir sebebi var mı bu durumun ele alınması gereklidir. Bu kaygı her ortaya çıktığında, “Geçmiş yaşantılarımdan dolayı mı böyle düşünüyorum, yoksa gerçekten ilişkimin biteceğine dair bir kanıtım var mı?” şeklinde rahatlatıcı ve kişiye bağlanma stilini fark ettirici şekilde koruyucu sorular belirlenebilir.
-
Fark edilmeyen ve bilinçsizce yapılan davranışların değişimi zordur ancak imkânsız değildir. Kişi farkındalığı sağladıktan sonra kendi çabalarıyla bağlanma stilinde değişimler yapabilir ama bunun için stabilite, sabır ve tutarlılık gereklidir. Ancak kişi, kendi çabasıyla bu durumu halledemeyip halen kurduğu ilişkilerinde zorlanıyorsa psikolojik destek alması da bir başka öneri olarak sunulabilir. Bu yolla, üçüncü bir gözün daha kuramsal ve nesnel yaklaşımıyla bu değişim daha planlı ve sistematik bir biçimde sağlanabilir.
-
Bibliyoterapi, terapi yöntemleri içinde yer alan ve kişilerin psikolojik sorunlarını edebi eserler aracılığıyla sağaltmayı amaçlayan bir yöntemdir. Bu kapsamda, edebi eserler yoluyla başkalarını gözlemlemek ve bağlanma stilleri hakkında bilgi sahibi olmak da bu konuda gelişmek ve güvenli bağlanmaya sahip olabilmek adına bir adım olarak görülebilir. Öneri olarak, Eric Emmanuel Schmitt tarafından yazılan ve kadın erkek ilişkileri üzerine olan Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler adlı oyunu incelenebilir (Oluklu ve Belkıs, 2025).
KAYNAKÇA
Atak, E., & Taştan, N. (2012). Romantik ilişkiler ve aşk. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(4), 520–546. Bayar, B. (2021). Yetişkin bireylerde erken dönem uyumsuz şemalar, romantik ilişkilerdeki bağlanma stilleri, ilişki doyumları ve başa çıkma biçimleri arasındaki ilişki [Yüksek lisans tezi, İstanbul Kent Üniversitesi]. YÖK Ulusal Tez Merkezi. Kaya, E. (2021). Bağlanma kuramı çerçevesinde aldatma ve boşanma. IBAD Sosyal Bilimler Dergisi, (10), 248–263. Kışlak, Ş. T. & Çavuşoğlu, Ş. (2006). Evlilik uyumu, bağlanma biçimleri, yüklemeler ve benlik saygısı arasındaki ilişkiler. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 9(9), 61–68. Oluklu, G., & Belkıs, Ö. (2025). Bağlanma kuramı ekseninde evlilikte ufak tefek cinayetler. Tiyatro Akademisi, 3(2), 123–142.


