“Hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” — Herakleitos
Sevgili okurlar, merhaba. Öncelikle Herakleitos’tan alıntı yaptığım bu sözü, yazıyı okumadan önce birkaç dakika düşünüp öyle başlamanızı isterim. Bu söz sizin için ne anlama geliyor?
Birçoğumuz hayatımızda yaşadığımız dönüm noktalarını aslında basit olaylar olarak görme eğilimindeyiz. Oysa işe başlamak, mezun olmak, evlenmek, boşanmak, yeni bir okula başlamak gibi yaşamımızı değiştiren olaylar sandığımızdan çok daha önemlidir.
Hiç düşündünüz mü? Yaşadığımız bu değişimlerin ve bizde bıraktığı etkilerin psikoloji literatüründe bir karşılığı var mıdır?
Elbette vardır.
Psikoloji literatüründe bunlar gelişimsel yaşam olayları, ya da diğer adıyla normatif yaşam olayları olarak adlandırılır.
Gelişimsel Yaşam Olayları (Normatif Yaşam Olayları)
Bunlar yaşamın doğal akışı içinde beklenen olaylardır. Olumlu ya da olumsuz olabilirler; ancak her biri bireyin yeni bir role uyum sağlamasını gerektirir.
Örneğin;
* Üniversiteye başlamak * Mezun olmak * İşe başlamak * Evlenmek * Anne veya baba olmak * Taşınmak * Emekli olmak * Çocukların evden ayrılması * Yaşlanmak
Bu olaylar beklenen yaşam olayları olduğu için “normatif” olarak adlandırılır. Ancak bekleniyor olmaları, stres yaratmayacakları anlamına gelmez. Hatta belki de düşündüğünüzden daha fazla stres yaratırlar.
Çünkü bunlar birer geçiş dönemidir. Alıştığınız düzenden çıkıp bambaşka bir düzene uyum sağlamaya çalışırsınız. Bu değişime ne kadar hazırlıklı olursanız olun, zaman zaman kaygı hissedebilirsiniz. Bu, eksik ya da yetersiz olduğunuz anlamına gelmez; insan olduğunuzun bir göstergesidir. Bunlar kalıcı bir durum değil, bir uyum sürecidir.
Peki, bu dönemlerde yaşanabilecek olan gelişimsel (normatif) kriz nedir?
Her gelişim döneminde bireyin yerine getirmesi gereken bazı gelişim görevleri vardır. Yeni bir döneme geçerken eski alışkanlıklar artık yeterli olmayabilir ve kişi yeni beceriler geliştirmek zorunda kalır.
Yukarıdaki örneklerden mezuniyeti ele alalım. Mezun olan iki kişiden biri bu süreci heyecanla karşılarken, diğeri yoğun kaygı yaşayabilir. Bunun nedeni olayın kendisinden çok, bireyin o olaya yüklediği anlam, sahip olduğu baş etme becerileri ve aldığı sosyal destektir.
Şimdi bakalım; mezun oldunuz ve artık öğrenci kimliğinizden sıyrılıp çalışan kimliğine geçiyorsunuz. Bu yeni yaşam, beraberinde yeni sorumluluklar getirir. Belki sabah erken kalkmaya alışmanız gerekecek. Belki bugüne kadar önem vermediğiniz bir düzen oluşturacaksınız. İş ortamına uyum sağlayacak, stresinizi yönetecek, sorumluluk alacak ve emek verdiğiniz bir mesleğin içinde yer alacaksınız.
Hayatınızdaki bu değişimlere uyum sağlamaya çalışırken zorlanabilirsiniz. İşte bu zorlanma, bazen kişinin kendisini kaygılı, belirsiz ya da yetersiz hissetmesine neden olabilir. Psikolojide bu süreç normatif kriz olarak adlandırılır.
Bu dönemde kişiler;
* Kaygı yaşayabilir. * Kimlik sorgulayabilir. * Kendini yetersiz hissedebilir. * Gelecek konusunda belirsizlik hissedebilir. * Eski düzenini özleyebilir.
Ve bunların büyük bir kısmı, bu geçiş döneminde beklenen ve normal kabul edilen tepkilerdir.
Peki, bu süreç daha sağlıklı nasıl geçirilebilir?
Öncelikle bunun geçici bir süreç olduğunu hatırlamak gerekir. Yaşanan duyguları bastırmak yerine kabul etmek ve kendinize bu değişime uyum sağlayabilmeniz için zaman tanımak oldukça önemlidir. Belki yeni hobiler edinebilir, sosyal ağınızla daha fazla iletişimde kalabilirsiniz.
Her değişim zaman ister. Kendinizden her şeyi bir anda başarmanızı beklemeyin. Gerektiğinde sosyal destek alın, gerekiyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. Çünkü bazen en zor olan şey değişimin kendisi değil, değişime ayak uydurmaya çalışmaktır.
Ve gelelim en başında neden o sözü seçtiğime. Hayatta her şey değişir; evren sürekli bir değişim hâlindedir. Bir çiçek kopar ve başka bir çiçek filizlenir. Bir dere başka bir yöne akmaya başlayıp kuruyabilir ama başka bir yerde yeni bir dere oluşabilir. Hiç değişmez sandığımız, düzenine alıştığımız şeyler bile zamanla değişir. Tıpkı eşyaların eskimesi gibi.
O yüzden benim aklıma bu söz geldi: “Hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Çünkü değişim değişmez. Hep vardır. Ve belki de yapmamız gereken, değişimin hiç yaşanmamasını beklemek değil; onun hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul ederek değişimle birlikte yürümeyi öğrenmektir.


