Perşembe, Haziran 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

BAŞARIYA KOŞARKEN ÇOCUKLUĞU KAÇIRMAK: AŞIRI PROGRAMLANMIŞ ÇOCUKLAR

Birçok ebeveyn, çocuğuna iyi bir gelecek sunma arzusundadır. Yabancı dil kursları, spor faaliyetleri, sanat etkinlikleri ve çeşitli atölyeler, bu isteğin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocukların farklı alanlarda deneyim kazanmaları, kuşkusuz gelişimleri açısından değerlidir. Ancak son yıllarda uzmanların dikkat çektiği bir konu bulunmaktadır: Çocukların neredeyse her anının yetişkinler tarafından planlanması.

Aşırı programlanmış çocuk kavramı, gününün büyük bir bölümünü yapılandırılmış etkinliklerle geçiren, serbest oyun ve dinlenme için yeterince zaman bulamayan çocukları tanımlamak için kullanılmaktadır. İyi niyetle başlayan bu yoğun tempo, zamanla çocukların gelişimsel ihtiyaçlarıyla çatışabilmektedir.

Gelişim psikolojisi alanındaki çalışmalar, çocukların yalnızca öğrenmeye değil, aynı zamanda oyun oynamaya, keşfetmeye ve zaman zaman sıkılmaya da ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Çünkü çocukluk dönemi, yalnızca beceri kazanma süreci değil; aynı zamanda kendini tanıma, duyguları düzenleme ve sosyal ilişkileri geliştirme dönemidir.

Çocuk gelişimi alanında yapılan araştırmalar, oyunun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişim üzerindeki önemini vurgulamaktadır. Oyun sırasında çocuklar, problem çözme, karar verme, iş birliği yapma ve kurallara uyma gibi birçok beceriyi doğal yollarla deneyimler. Ayrıca oyun, çocukların duygularını ifade etmeleri ve yaşadıkları deneyimleri anlamlandırmaları için güvenli bir alan sunar. Bu nedenle uzmanlar, oyunun çocuk gelişiminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtmektedir. Ancak günümüzde bazı çocukların haftalık programları, neredeyse yetişkinlerin çalışma takvimlerini aratmayacak yoğunluğa ulaşabilmektedir. Ebeveynlerin, çocuklarının boş zamanlarını organize etme biçimlerini inceleyen çalışmalar, özellikle eğitim ve başarı odaklı beklentilerin çocukların günlük yaşamlarını şekillendirdiğini göstermektedir.

Peki, serbest zaman neden bu kadar önemlidir? Çünkü çocuklar yalnızca planlanmış etkinliklerde değil, kendi kurguladıkları oyunlarla da öğrenirler. Bir oyunun kurallarını belirlemek, arkadaşlarıyla anlaşmak, hayali senaryolar üretmek ve karşılaştıkları sorunlara çözüm bulmak; çocukların sosyal ve bilişsel gelişimlerini destekleyen deneyimlerdir. Yapılan çalışmalar, oyun temelli uygulamaların çocukların sosyal becerilerini, duygu düzenleme kapasitelerini ve bilişsel gelişimlerini olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır.

Aşırı programlanmış çocuklarda görülebilecek risklerden biri de sürekli performans göstermeye yönelik baskıdır. Çocuk, katıldığı her etkinlikte başarılı olması gerektiği mesajını alabilir. Bu durum, zamanla kaygı, yetersizlik hissi ve tükenmişlik benzeri belirtilere yol açabilir. Özellikle başarı odaklı kültürel beklentilerin yüksek olduğu toplumlarda, çocukların dinlenme ve oyun ihtiyaçları göz ardı edilebilmektedir.

Elbette burada amaç, çocukları etkinliklerden uzak tutmak değildir. Spor yapmak, müzik öğrenmek veya farklı kurslara katılmak, çocukların gelişimine önemli katkılar sağlayabilir. Asıl mesele, yapılandırılmış etkinlikler ile serbest zaman arasındaki dengeyi koruyabilmektir. Çocuğun ilgi alanlarına kulak vermek, her boşluğu yeni bir etkinlikle doldurmamak ve sıkılmayı gelişimin doğal bir parçası olarak görebilmek, bu dengenin kurulmasına yardımcı olabilir.

Bazen ebeveynler, çocuklarının boş kalmasını gelişimsel bir kayıp gibi değerlendirebilir. Oysa çocukluk, yalnızca sürekli üretmenin ve öğrenmenin değil; hayal kurmanın, keşfetmenin ve kendiliğinden gelişen deneyimlerin de dönemidir. Çocukların her dakikasını planlamak, onları geleceğe hazırlıyor gibi görünse de gelişim psikolojisi bize başka bir gerçeği hatırlatmaktadır: Çocuklar, bazen en çok, kendilerine bırakılan boşluklarda büyürler.

Gözde Vicdan Ünüvar Gerez
Gözde Vicdan Ünüvar Gerez
Gözde Vicdan Ünüvar Gerez, psikoloji lisansının ardından aile ve evlilik danışmanlığı alanında yüksek lisans yaparak uzmanlaşmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolü üzerine çalışmalarına devam eden yazar, gelişim psikolojisine olan ilgisiyle ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerine yoğunlaşmaktadır. Ebeveynler ve çocuklarla yürüttüğü danışmanlık süreçlerinde aile içi iletişimi güçlendirmeyi ve çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Kaleme aldığı yazılarında ebeveynlere yol göstererek, çocukların ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılmasına ve aile bağlarının güçlenmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar