Perşembe, Aralık 4, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Annenin Doyuramadığını Dünya Doyuramaz mı?” Çocuk Ruh Sağlığında Annelik Mitleri ve Babaların Görünmezliği

Toplumda sıklıkla duyduğumuz bir söz var:
“Annenin doyuramadığını dünya doyuramaz.”

İlk bakışta anne sevgisinin önemini vurgulayan masum bir ifade gibi gözükse de, altında derin bir kültürel gerçeği de saklar: annelik miti.

Sosyolojide “annelik miti”, anneliğin kadının doğuştan gelen kutsal bir görevi gibi algılanmasını ifade eder.
Bu anlayış, annenin katılımını doğal bir sorumluluk şeklinde aksederek değersizleştirirken, babanın katılımını da görünmez kılar.

En basitinden, çocuk okulda öfke patlamaları yaşadığında ilk suçlanan anne olur; baba ise çoğu zaman denklemde yer almaz.

Peki gerçekten öyle mi?
Annenin doyuramadığını dünya doyuramaz mı?
Oysa sosyoloji ve psikolojinin sundukları, denklemin bu kadar basit olmadığını gösterir.

Çocuk ruh sağlığı, tek bir ebeveynin omuzlarına yüklenemeyecek kadar çok boyutlu bir olgudur.
Hatta çoğu zaman çekirdek ailenin bile ötesine geçer; anneanne gibi geniş aile üyelerinin görünmez ama etkili rolleriyle şekillenir.

Dolayısıyla, çocuk ruh sağlığında annenin etkisini tek başına yeterli görmek, meselenin çok katmanlı yapısını basite indirger.

Babaların Görünmezliği: Toplumsal Kalıplar ve Ruhsal Bedeller

Psikoloji alanında yapılan güncel çalışmalar, babaların çocukların ruhsal gelişiminde en az anneler kadar kritik bir role sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Babaların görünmezliğinin başta çocuklar olmak üzere tüm aile bireyleri için yadsınamaz bedelleri vardır.

Uluslararası araştırmalar, baba katılımının düşük olduğu ailelerde çocukların daha fazla davranışsal sorun yaşadığını, akademik başarılarının düştüğünü ve ergenlikte depresyon ile riskli davranışlara daha yatkın olduklarını göstermektedir (Sarkadi ve ark., 2007).

Bu bulgular, babaların çocuk ruh sağlığında yardımcı aktörler değil, başrol olmaları gerektiğini vurgular.

Türkiye’de yapılan çalışmalar da, babaların öncelikli olarak eve ekmek getirmekten sorumlu görüldüğünü, duygusal ve psikolojik katılımlarının ise ikinci planda kaldığını göstermektedir.

Babaların evin yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılayan, duygusal olarak geri planda kaldığı bir aile yapısına kıyasla;
eşitlikçi, ilgi ve bakım odaklı aile ortamlarında çocukların daha az kaygı ve öfke davranışı sergilediği, sosyal becerilerinin güçlendiği görülmektedir (Semiz & Ören, 2024).

Dolayısıyla, babanın anneye göre daha pasif bir konumda olmasını kültürel normlarla meşrulaştırmak gerçeği değiştirmez.
Tam tersine, babaların görünmez kılındığı anlatılar, çocuk ruh sağlığının büyük bir kısmını görmezden gelmemize yol açar.

Annelik Üzerindeki Baskı: Yetersizlik ve Duygusal Yorgunluk

Babaların geri planda kalması yalnızca çocukları değil, anneleri de etkiler.
Bu durum, annelerin üzerinde büyük bir psikolojik baskı yaratarak yetersizlik hissetmelerine neden olabilir.

Postpartum depresyon üzerine yapılan çalışmalarda anneler, ebeveynliğin ilk yıllarında yoğun sorumluluk ve “mükemmel anne” olma beklentileri yüzünden depresif semptomlar yaşadıklarını aktarırken;
babalar ise maddi yükümlülüklerin artmasından kaynaklanan yetersizlik duygusunu dile getirmektedir (Johansson ve ark., 2020).

Bu duygusal yükleme, başta ebeveynler olmak üzere çocuğa da geçebilir.
İçsel yetersizlik duyguları, duygusal enerjinin tükenmesine neden olarak sabır seviyesini düşürebilir ve çocuğun kaygılı bağlanma stili geliştirmesine zemin hazırlayabilir.

Diğer taraftan, özellikle ilkokul öncesi çocuklar, ebeveynlerin yetersizlik hissini içselleştirebilir ve içe dönük davranış problemleri yaşayabilir (Perlman ve ark., 2022).

Kısacası, babanın katılımı, annenin psikolojik dayanıklılığını artırarak, çocukların ruhsal gelişimine de dolaylı katkı sağlar.

Örneğin, Kenya’da yapılan bir çalışmada, babanın çocuk bakımına ve ev işlerine katkısının, annelerin depresif belirtilerini önemli düzeyde azalttığı görülmektedir (McCann ve ark., 2021).

Toplumsal Kalıpları Aşmak: Çocuk Ruh Sağlığında Kolektif Sorumluluk

Sonuç olarak, “Annenin doyuramadığı dünya doyuramaz” gibi ifadeler,
anneliğin değerini yüceltirken toplumun anneye atfettiği kutsal rolü de pekiştirir.

Anneler üzerindeki bu tek taraflı yük, çocuk ruh sağlığını tek boyutlu bir bakışa indirger.
Üstelik, annelerin ruh sağlığını zedeler ve babaların katkılarını görünmez kılar.

Oysa çalışmalar, babaların katılımının çocukların psikolojik dayanıklılığını artırdığını, sosyal becerilerini güçlendirdiğini ve akademik başarılarını desteklediğini açıkça göstermektedir.

Toplumun hâlâ çocuk ruh sağlığını anlamaya çalışırken babaları denklemden çıkarmasının nedeni, toplumsal cinsiyet kalıplarında gizli olabilir.

Çocuk ruh sağlığı kolektif bir emek işidir.
Anne-baba işbirliği, geniş aile desteği ve toplumun ebeveynliğe bakışı bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Bugün çocuk psikolojisine dair daha adil ve bütüncül bir anlayış geliştirmek istiyorsak,
annelik mitini sorgulamak ve babaların görünürlüğünü artırmak zorundayız.

Çocuk ruh sağlığının kolektif bir emek olduğunu kabul etmek, hem çocukların hem de ebeveynlerin üzerindeki yükü hafifletmenin en insani yoludur.

Referans

Sarkadi, A., Kristiansson, R., Oberklaid, F., & Bremberg, S. (2007). Fathers’ involvement and children’s developmental outcomes: A systematic review of longitudinal studies. Acta Paediatrica, 97(2), 153–158.
https://doi.org/10.1111/j.1651-2227.2007.00572.x

Semiz, N., & Ören, D. (2024). Modern babalık rolü algısının baba katılımına ve çocukların sosyal davranışlarına etkisi. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 8(1), 45–62.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/aujef/issue/82709/1315331

McCann, J. K., Freire, S., de Oliveira, C. V. R., Ochieng, M., & Jeong, J. (2024). Father involvement is a protective factor for maternal mental health in Western Kenya. SSM–Mental Health, 5, 100318.
https://doi.org/10.1016/j.ssmmh.2024.100318

Johansson, M., Benderix, Y., & Svensson, I. (2020). Mothers’ and fathers’ lived experiences of postpartum depression and parental stress after childbirth: A qualitative study. International Journal of Qualitative Studies on Health and Well-being, 15(1), 1722564.
https://doi.org/10.1080/17482631.2020.1722564

Perlman, S. B., Lunkenheimer, E., Panlilio, C., & Pérez-Edgar, K. (2022). Parent-to-Child Anxiety Transmission Through Dyadic Social Dynamics: A Dynamic Developmental Model. Clinical Child and Family Psychology Review, 25(1), 110–129.
https://doi.org/10.1007/s10567-022-00391-7

Ekin Melek Gökbulak
Ekin Melek Gökbulak
Ekin Melek Gökbulak, Koç Üniversitesi’nde Psikoloji ve Sosyoloji çift anadal öğrencisidir. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine uzmanlaşma programında yer almaktadır. Klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedefleyen Gökbulak, şu anda Fransız Lape Hastanesi’nde staj yapmakta; geçmişte ise bir çocuk gelişim merkezinde deneyim kazanmıştır. Özellikle kadınların ruh sağlığı, beden imgesi ve toplumsal cinsiyet temelli travmalar üzerine çalışmaktadır. Bu alandaki yazılarında, klinik gözlemi bilimsel araştırma ile birleştirerek okuyuculara bütüncül bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar