Çarşamba, Aralık 3, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Anlık Kararlar, Kalıcı Etkiler: Dürtüselliğin İzinde

Günlük yaşamda çoğumuzun zaman zaman “Keşke düşünmeden davranmasaydım” dediği anlar vardır. Bir anda verilen kararlar, geri dönüşü zor adımlar, pişmanlıkla sonuçlanan tepkiler… İşte tüm bu davranışların ortak bir kökü var: dürtüsellik.

Dürtüsellik, geniş bir davranış yelpazesini kapsayan ve DSM-5’te tanımlanan birçok psikolojik bozukluğun temel bileşenlerinden biri olan önemli bir kavramdır. Birden fazla davranışı içerdiğinden tanımlanması güçtür. Genel anlamıyla dürtüsellik; aşırı risk içeren, duruma uygunsuz, iyi planlanmamış ve sonuçları çoğu zaman istenmeyen davranışlar bütünü olarak ifade edilmektedir (Yazıcı ve Yazıcı, 2010). Dürtüsel bireylerde sabırsızlık, dikkatsizlik, risk alma eğilimi, heyecan arayışı, zarar görme olasılığını düşük tahmin etme ve dışadönüklük gibi özellikler sık görülmektedir (Hollander ve Evers, 2001).

Dürtüselliğin tanımlanmasında dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta vardır. İlki, tek bir davranıştan ziyade davranış kalıplarını içermesi nedeniyle bir yatkınlık olarak değerlendirilmesidir. İkincisi ise dürtüselliğin bilinçli ancak plansız yapılan, hızlı ve sonuçları düşünülmeden gerçekleştirilen eylemler olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle dürtüsellik, kompulsif davranışlardan ayrılır (Moeller ve ark., 2001a).

Neden Bazı İnsanlar Daha Dürtüsel?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Bilim insanları dürtüselliği anlamak için farklı teoriler geliştirmiş durumda.
Eysenck ve Eysenck (1977), dürtüselliği plansız eylemler, risk alma ve dikkatin kolay dağılması çerçevesinde tanımlar. Patton ve arkadaşları (1995), ani motor aktivasyon, plan yapmama ve dikkatsizlik boyutlarını temel alır. Davranışsal bir bakış açısıyla Kalenscher ve arkadaşları (2006), dürtüselliği küçük ancak hemen elde edilen bir ödülü, daha büyük ama gecikmiş bir ödüle tercih etme olarak açıklamıştır ve öz kontrolün dürtüselliğin karşıtı olduğunu belirtmiştir.

Sosyal öğrenme kuramı ise konuyu aileye taşır. Çocukluk döneminde isteneni elde etmek için yoğun ve ani tepkilerin işe yaradığını gören bir çocuk, yetişkin olduğunda bu davranışı öğrenilmiş bir model gibi sürdürebilir. Yani bazı dürtüsel davranışlarımızın kökleri düşündüğümüzden çok daha eski olabilir (Özdemir ve ark., 2012).

Dürtüselliğin Dört Temel Ayağı

Psikoloji literatürü dürtüselliği açıklarken dört süreç üzerinde duruyor:

1. İnhibisyon Denetimi

Beynin “dur!” diyebilme kapasitesi. Tek bir yapıdan değil, farklı nöral devreleri olan çoklu kontrol mekanizmalarından oluşur (Roberts vd., 2011).

2. Tepki Ketleme

Ani bir durumda vereceğimiz tepkiyi durdurabilme becerisi (Congdon vd., 2012).

3. Karar Verme

Ödül, risk, sonuç ve seçenekleri değerlendirme süreci. Dürtüsellik arttıkça karar verme daha kısa, yüzeysel ve riskli hâle gelebilir.

4. Risk Alma

Genellikle gençlik döneminde belirginleşen ve yetişkinlikte de devam edebilen bir eğilim. Sigara, madde kullanımı veya tehlikeli davranışlar bu kategoriye girer.

Dürtüsellik Hangi Psikolojik Bozukluklarda Görülür?

Dürtüsellik çeşitli psikiyatrik bozukluklarda temel bir rol oynar.
Kişilik bozuklukları arasında en fazla B Kümesi ile ilişkilidir. Özellikle sınırda kişilik bozukluğunda dürtüsellik DSM-5’in temel belirtileri arasında yer alır (APA, 2014). Bu bireylerde intihar eğilimi ile dürtüsellik arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur (Moeller vd., 2001a).

Antisosyal kişilik bozukluğunda da dürtüsellik sık görülür. Yapılan çalışmalar antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bireylerde dürtüsellik düzeylerinin belirgin şekilde yüksek olduğunu göstermektedir (Swann vd., 2009).

Duygudurum bozukluklarında, özellikle bipolar bozuklukta dürtüsellik hem mani hem depresif dönemlerde etkili bir faktördür. Mani döneminin birçok belirtisi zaten dürtüsellik kapsamında değerlendirilebilir. Depresif dönemlerde ise dürtüsellik intihar riskini artırmaktadır (Swann vd., 2009).

Madde kullanım bozukluklarında dürtüsellik hem maddeye başlama hem de bağımlılığın sürdürülmesi süreçlerinde rol oynar. Madde çekilme dönemlerinde görülen yoğun istek, bireyin yeniden maddeye yönelmesine neden olan dürtüsel davranışlarla ilişkilidir (Moeller vd., 2001b). Araştırmalar madde bağımlılarının dürtüsellik düzeylerinin sağlıklı bireylere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir (Köksal vd., 2020).

Son olarak yeme bozukluklarında, özellikle tıkınırcasına yeme bozukluğunda dürtüsellik önemli bir bileşendir. Morbid obez bireylerde de yüksek dürtüsellik düzeyleri gözlenmiş ve dürtüselliğin tedavi edilmesinin yeme bozukluklarının iyileşmesine katkı sağlayabileceği belirtilmiştir (Sarısoy vd., 2013).

Sonuç

Dürtüsellik, psikoloji biliminin temel kavramlarından biri olmaya devam ederken bireyin hayatındaki etkileri de giderek daha fazla anlaşılmaktadır. Çeşitli nörobiyolojik ve bilişsel süreçlerin ortak bir ürünü olan bu eğilim, yalnızca psikiyatrik bozukluklarda değil, sağlıklı bireylerin günlük kararlarında da önemli rol oynar. Bu nedenle dürtüsellik üzerine yapılan her çalışma, insan davranışının doğasını anlamaya bir adım daha yaklaşmamızı sağlar.

Farkındalık ve öz kontrol becerilerinin geliştirilmesi ise daha bilinçli, daha dengeli ve daha sağlıklı bir yaşamın kapısını aralar.

Kaynakça

(Aynen korunmuştur.)

Amerikan Psikiyatri Birliği (2014). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı Beşinci Baskı (DSM-5) . çev. Köroğlu, E. Hekimler Yayın Birliği, Ankara.
Yazıcı, K., & Yazıcı, A. E. (2010). Dürtüselliğin nöroanatomik ve nörokimyasal temelleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar.
Hollander, E., & Evers, M. (2001). New developments in impulsivity. The Lancet, 358(9286), 949-950.
Moeller, F. G., Barratt, E. S., Dougherty, D. M., Schmitz, J. M., & Swann, A. C. (2001a). Psychiatric aspects of impulsivity. American Journal of Psychiatry, 158(11), 1783-1793.
Eysenck, S. B., & Eysenck, H. J. (1977). The place of impulsiveness in a dimensional system of personality description. British Journal of Social and Clinical Psychology, 16(1), 57-68.
Patton, J. H., Stanford, M. S., & Barratt, E. S. (1995). Factor structure of the Barratt Impulsiveness Scale. Journal of Clinical Psychology, 51(6), 768–774.
Kalenscher, T., Ohmann, T., & Güntürkün, O. (2006). The neuroscience of impulsive and self-controlled decisions. International Journal of Psychophysiology, 62(2), 203-211.
Özdemir, P. G., Selvi, Y., & Aydin, A. (2012). Dürtüsellik ve tedavisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(3), 293-314.
Moeller, F. G., Dougherty, D. M., Barratt, E. S., Schmitz, J. M., Swann, A. C., & Grabowski, J. (2001b). The impact of impulsivity on cocaine use and retention in treatment. Journal of Substance Abuse Treatment, 21(4), 193–198.
Roberts, W., Fillmore, M. T., & Milich, R. (2011). Linking impulsivity and inhibitory control using manual and oculomotor response inhibition tasks. Acta Psychologica, 138(3), 419–428.
Congdon, E., Mumford, J. A., Cohen, J. R., Galvan, A., Canli, T., & Poldrack, R. A. (2012). Measurement and reliability of response inhibition. Frontiers in Psychology, 3, 37.
Swann, A. C., Lijffijt, M., Lane, S. D., Steinberg, J. L., & Moeller, F. G. (2009). Trait impulsivity and response inhibition in antisocial personality disorder. Journal of Psychiatric Research, 43(12), 1057–1063.
Sarısoy, G., Atmaca, A., Ecemiş, G., Gümüş, K., & Pazvantoğlu, O. (2013). Obezite hastalarında dürtüsellik ve dürtüselliğin beden algısı ve benlik saygısı ile ilişkisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 14, 53-61.

İlayda Böke
İlayda Böke
İlayda Böke, klinik psikoloji ve Bilişsel Davranışçı Terapi alanlarında akademik anlamda kendini geliştirmeye özen göstermiştir. Lisans eğitimini psikoloji, yüksek lisans eğitimini ise klinik psikoloji alanında tamamlayan Böke, yüksek lisans tezini erişkin psikolojisi üzerine yoğunlaştırarak Genç Yetişkinlerde Kendine Zarar Verme Davranışı, Aleksitimi ve Dürtüselik konusunu incelemiştir. Halen sosyoloji eğitimi almaya devam eden Böke, klinik psikolojiyi sosyolojik ve kültürel bir perspektiften ele almayı yazılarında ana odak noktası haline getirmiştir. Alanla ilgili çeşitli gönüllülük ve klinik deneyime sahip olan Böke, bu deneyimlerini akademik çalışmalarla birleştirerek psikoloji bilimine gerçekçi bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar