Cumartesi, Eylül 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Beden Neden Zihinden Önce Konuşur?

Psikosomatik belirtiler ve bedenin sessiz dili üzerine

Bazen insan “İyiyim.” der ama bedeni aynı fikirde değildir.

Her şey yolunda görünürken mide sıkışır. Önemli bir görüşmeden önce baş ağrısı başlar. Uzun süredir idare edilen bir dönemin ortasında omuzlar taş gibi olur. Kalp hızlanır, nefes değişir, bağırsak düzeni bozulur ya da nedeni açıklanamayan bir yorgunluk ortaya çıkar.

Zihin hayatına devam etmeye çalışırken beden sanki başka bir hikâye anlatmaktadır.

Peki neden?

Çünkü insan yalnızca düşünen bir zihin değildir. Yaşadığımız her deneyim; düşüncelerimiz, duygularımız ve bedenimiz arasında karşılıklı çalışan karmaşık bir sistem içinde işlenir. Bu nedenle bazen kelimelere dökemediğimiz, fark etmediğimiz ya da uzun süre bastırdığımız yüklerin ilk sinyali düşüncelerimizden değil, bedenimizden gelebilir.

Psikosomatik Belirti Ne Demektir?

“Psikosomatik” kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bir belirtinin psikolojik süreçlerle ilişkili olması, onun hayal ürünü olduğu anlamına gelmez.

Ağrı gerçektir. Çarpıntı gerçektir. Mide bulantısı, kas gerginliği veya nefes darlığı hissi de gerçektir.

Buradaki mesele, beden ile psikolojik süreçlerin birbirinden bağımsız olmadığını anlamaktır. Stres, kaygı ve uzun süreli duygusal yük; otonom sinir sistemi, kas gerginliği, uyku, sindirim ve ağrı algısı gibi birçok bedensel süreç üzerinde etkili olabilir.

Bu yüzden psikosomatik belirtiler için “Kafanda kuruyorsun.” demek yalnızca yanlış değil, kişinin yaşadığı deneyimi de geçersizleştirir.

Daha doğru soru şudur:

“Bedenim şu anda neye tepki veriyor olabilir?”

Zihin Unutmaya Çalışırken Beden Neden Devam Eder?

İnsan zihninin oldukça güçlü savunma mekanizmaları vardır.

Bazen bir kaybın ardından hemen günlük hayata döneriz. Bazen öfkemizi belli etmemek için susarız. Bazen “Bunu kafama takmayacağım.” diyerek yaşadığımız bir hayal kırıklığını hızla kapatmaya çalışırız.

Fakat bir duyguyu düşünmemek, o duygunun yarattığı fizyolojik tepkinin anında ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Özellikle uzun süre devam eden stres dönemlerinde beden sürekli hazırlık halinde kalabilir. Kaslar gevşemekte zorlanabilir, uyku yüzeyselleşebilir, sindirim sistemi etkilenebilir ve kişi günün sonunda nedenini tam olarak açıklayamadığı bir tükenmişlik yaşayabilir.

Bazen kişi “Ben stresli değilim.” derken çenesini sıktığını fark eder.

“Artık geçti.” derken omuzlarını hâlâ yukarıda taşır.

“Umursamıyorum.” derken kalbi hızlanır.

İşte bedenin zihinden önce konuşması biraz da burada başlar.

Bastırılan Her Duygu Hastalık Yapar mı?

Hayır.

Psikoloji hakkında konuşurken yapılan önemli hatalardan biri, fiziksel hastalıkları doğrudan bastırılmış duygulara bağlamaktır. “Boynun ağrıyorsa yük taşıyorsundur” ya da “Mide problemin varsa söyleyemediğin şeyler vardır” gibi kesin açıklamalar bilimsel değildir.

Fiziksel belirtilerin biyolojik, çevresel ve psikolojik birçok nedeni olabilir. Yeni başlayan, tekrarlayan veya şiddetli bedensel belirtilerin tıbbi açıdan değerlendirilmesi önemlidir.

Ancak tıbbi değerlendirmeler yapıldıktan sonra bile stresin belirtileri artırdığı, belirli dönemlerde şikâyetlerin yoğunlaştığı görülüyorsa psikolojik boyutu incelemek anlamlı olabilir.

Çünkü beden ve zihin rakip iki sistem değil, aynı organizmanın parçalarıdır.

“Güçlü Olmak” Bazen Bedeni Yorabilir

Bazı insanlar duygularını çok iyi ifade eder. Bazıları ise yıllarca işlevsel kalmayı öğrenmiştir.

Her şeyi hallederler.

İşe giderler, çocuklarla ilgilenirler, sorumluluklarını yerine getirirler, çevrelerindeki insanlara destek olurlar. Dışarıdan bakıldığında oldukça güçlü görünürler.

Ancak sürekli güçlü olmak zorunda hissetmek, kişinin kendi ihtiyacını fark etmesini zorlaştırabilir.

Beden ise performansla ilgilenmez.

Yorgunsa yorgundur.

Gerilmişse gerilmiştir.

Dinlenmeye ihtiyaç duyuyorsa bunu bir şekilde göstermeye çalışır.

Bu nedenle bazen psikosomatik belirtiler kişiyi durmaya zorlayan bir düşman gibi değil, uzun süredir gözden kaçan ihtiyaçların fark edilmesini sağlayan bir sinyal gibi ele alınabilir.

Bedenin Dilini Dinlemek Ne Demektir?

Beden farkındalığı, her belirtinin altında psikolojik bir anlam aramak değildir. Tam tersine, bedende olanı yargılamadan fark edebilmektir.

“Şu anda bedenimin neresinde gerginlik var?”

“Bu belirti hangi dönemlerde artıyor?”

Betül İdi
Betül İdi
Lisans ve yüksek lisans eğitimini Psikolojik Danışmanlık ve Pedagoji alanında tamamlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR, Cinsel Terapi ve Oyun Terapisi yaklaşımlarına yönelik çeşitli eğitimler almış; çocuk, ergen ve yetişkinlerle bireysel danışmanlık süreçlerinde farklı yaş gruplarına yönelik deneyim kazanmıştır. Danışanlarına bütüncül, şefkat temelli bir bakış açısıyla eşlik etmeyi önemser. Psychology Times bünyesinde duygusal dayanıklılık, öz şefkat, kişisel gelişim ve destekleyici psikolojik yaklaşımlara dair yazılar yazmakta; kişilerin farkındalıklarını artırmak ve gelişimlerine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar