Çarşamba, Eylül 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Anneannemin Yorganı: Duygusal Regülasyon

Çocukken anneannemin yorganı vardı. Ağırdı. Üzerime aldığımda bedenimi tamamen sarar, hareketlerimi biraz kısıtlardı. Fakat bu ağırlık beni rahatsız etmek yerine garip bir biçimde sakinleştirirdi. O yorganın altında uykuya dalmak daha kolay, dünya biraz daha sessiz gelirdi. Saatin sesi ile uykuya dalardım.

Yıllar sonra düşündüğümde hepimizde bu hissin ortak olduğunu görüyorum ve aklıma şu soru geliyor: Bizi sakinleştiren gerçekten yorganın ağırlığı mıydı, yoksa o ağırlığın bedenimizde ve hafızamızda bıraktığı his mi?

Bu deneyimi bilimsel açıdan ele aldığımızda karşımıza derin basınç uyarımı (deep pressure stimulation) kavramı çıkıyor. Vücuda uygulanan sarılma, sıkıca sarılma, masaj ya da ağır battaniye gibi basınç içeren uyaranların bazı kişilerde sakinleşme ve kaygının azalmasıyla ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Nitekim 2024 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, psikiyatrik hastalarda ağırlıklı battaniyelerin etkisini inceleyen çalışmaların sonuçlarını bir araya getirdi. Beş çalışmanın meta-analizinde ağır battaniye kullanan grupta kaygı belirtilerinde küçük-orta düzeyde bir azalma bulundu. Ancak araştırmacılar, çalışmaların örneklem büyüklüklerinin küçük ve yöntemlerinin heterojen olduğunu; dolayısıyla sonuçların daha güçlü araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.

Yani anneannemin yorganı için “sinir sistemimi kesin olarak sakinleştiriyordu” demek bilimsel açıdan fazla iddialı olur. Fakat bedene uygulanan derin basıncın bazı kişilerde sakinleşme ve güven hissiyle ilişkili olabileceğini söylemek mümkün.

Ancak belki de yorganın hikâyesinde yalnızca ağırlık yoktu.

Çünkü bedenimiz yaşadıklarımızı yalnızca düşünceler aracılığıyla hatırlamaz. Bir koku, bir ses, bir dokunuş veya bir sıcaklık bizi yıllar öncesine götürebilir. Anneannemin yorganının kokusu, kumaşının dokusu ve altında geçirilen akşamlar bugün bile zihnimde aynı duyguyu uyandırabilir: güvendeyim.

Belki de burada önemli olan, yorganın kendisinden çok onun bizim için ne ifade ettiğidir. Çocuklukta tekrar tekrar yaşadığımız güvenli ve huzurlu anlar, zamanla belirli duyusal deneyimlerle eşleşebilir. Bu nedenle yetişkin olduğumuzda benzer bir dokunuş, koku ya da basınçla karşılaştığımızda yalnızca fiziksel bir rahatlama değil, tanıdık bir güven duygusu da ortaya çıkabilir.

Bu açıdan bakıldığında, çocuklukta bizi sakinleştiren nesnelerin yalnızca “nesne” olmadığını söyleyebiliriz. Bir battaniye, sevilen bir oyuncak ya da annenin sesi; çocuğun kendisini güvende hissettiği ilişkisel deneyimlerin bir parçası hâline gelebilir. Yıllar sonra bu nesneler ortada olmasa bile, onlarla ilişkilendirdiğimiz duygunun izleri varlığını sürdürebilir.

Belki de anneannemin yorganını özel yapan şey tam olarak buydu. Beni yalnızca örtmüyor; tanıdık, güvenli ve sakin bir dünyanın içine alıyordu.

Belki de duygusal regülasyon dediğimiz şey biraz da budur. Hissettiğimiz duyguyu ortadan kaldırmak değil; bedenimizin o duyguyla baş edebileceği bir alan yaratmak.

Bazen bunu derin bir nefesle yaparız. Bazen sevdiğimiz birinin sarılmasıyla. Bazen sessiz bir odada, bazen de üzerimize aldığımız ağır bir yorganın altında.

Çünkü sakinleşmek her zaman düşünerek gerçekleşmez. Bazen beden önce sakinleşir, zihin onu takip eder.

Kaynakça

  • Wong, S., Fabiano, N., Luu, B., Seo, C., Gupta, A., Kim, H. K., Shorr, R., Jones, B. D. M., Mak, M. S. B., & Husain, M. I. (2024). The effect of weighted blankets on sleep quality and mental health symptoms in people with psychiatric disorders in inpatient and outpatient settings: A systematic review and meta-analysis. Journal of Psychiatric Research, 179, 286–294
Damla Tuna
Damla Tuna
Damla Tuna, İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Yönetimi lisans bölümü ile başladığı eğitim hayatına ÇAP yaparak Psikoloji lisansı son sınıf öğrencisi olarak devam etmekte ve multidisipliner çalışmayı hedeflemektedir. Psikoloji alanında aldığı çocuk psikolojisi ve kısa süreli çözüm odaklı terapi sertifika eğitimlerine katılmış, 2024 yılında kabul aldığı TUBİTAK 2209-A, Türkiye’de Akademik Personelin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma adlı projesinin Şerafettin Sabuncuoğlu dergisinde yayımlanmasının ardından akademiye ilgisi artmıştır ve halen bu alanda üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar