Pazar, Eylül 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Hayatın İkirciliği

Bu yazıyı kaybolmadığım, ama ayaklarımın nereye bastığını da bilmediğim bir zaman diliminde yazıyorum. İçimin belki de binbir duyguyla çalkalandığı; bu karmaşanın içinde dinginliği aradığım bir zaman diliminden…

Ama ararken bir taraftan da halimi kabul ettiğim, bazen böyle olur dediğim bir günden yazıyorum. Dünya her an döner, güneş her gün yeniden doğar ama her gün aynı sıcaklıkta olmaz, her gün yağmur damlaları çiselemez kainatın derinliklerine, her gün bir esenlik olmaz şu yedi tepe arasında; bazen ruh alır başını gider binlerce kilometre uzağa, bazen arar durur geçip gitmiş mevsimleri, kışta baharı, yazda güzü arar mesela.

Şimdi bu yazıda da o daldan bu dala atlarken, aynı kafamın içinde bambaşka diyarlarda dolaşıyor gibi; geçen hafta seanslardan birinde ikircikli duyguların ne olduğu konuştuğumuz aklıma geldi. Size de biraz bahsetmek isterim; siyah ve beyaz diye ayırmaya çalıştığımız dünyalarımızı kremle ve gri ile tanıştırmaktır mesela. Sadece tek bir duyguyu hissedebileceğine inanan, hep dümdüz olmak, sürekli normal ya da iyi hissetmek isteyen nefislerimize gerçeğin bir tokatıdır. Bir yandan gitmek bir yandan kalmak istemektir; bir yandan durmak bir yandan koşmaktır mesela; insan olduğunu kabul etmektir. Ayşe hoca buna büyümenin sancısı der, bir çocuk hayal edin, ya da sevdiğiniz bir yerden, ailenizden ya da evinizden ayrıldığınız zamanları düşünün, bir yandan kalmak bir yandan gitmek isterken iliklerinize kadar hissedebileceğiniz o hali bir aklınıza getirin, hah işte o kararı vermek büyümektir, ve her seferinde tekrar tekrar görüyorum ki insan her mevsim büyüyebilir.

Kış geldi artık filiz vermez bu toprak, derken bir kardelen merhaba diyebilir, kurak beldelerde içinde su depolayan bitkileri yaratan Rabbin kudretindendir, her şey olabilir. Her, ama her şey olabilir diyebilmek. Sürekli sırtını bir Rabbe yaslayabilmek; zaman ve mekan fark etmeden bir zaatın himayesinde olduğunu bilmek…

Ama bunca rızka rağmen insan olmak; yetinememek, korkmak, bilinmezliğin dalgalarına bırakamamak kendini. İnsan olmak. Gidebilir, kalabiliriz; ağlayabilir, gülebiliriz; annem der ki kabız da bast da bizim içindir ve elbet bunca yolu koştuktan sonra yorulabiliriz. Ona da eyvallah demeliyiz belki, ona da elhamdülillah yani Elhamdülillah-i ala külli hal; her halimize, her anımıza, yaşanan ve yaşanmayan her şeye.

Bazı sorular olabilir aklımızda cevap bulamadığımız, bazı muğlaklar olabilir önümüzde, biz ayakkabılarımızı ellerimize almış parmaklarımızla suyu hissederken hala, hala girip girmemekte tereddüt edebiliriz.

Aslen hayat tam da budur zaten, hem öyle hem böyledir hem acı hem tatlıdır hem veda hem buluşmadır, bir yerden ayrılırken başka bir menzile kavuşmadır. Bizler, dünya yolcuları zaten hep gideriz, kalmak diye bir şey fiziken de mümkün değildir ki bizler için; her mikrosaniye devir daim eden bir kainatın mahlukatları olarak bizler zaten yerimizde nasıl durabiliriz?

O zaman elveda ve merhaba bütün külliyata.

Ayşe Nur Öz
Ayşe Nur Öz
Ayşe Nur Öz, psikoloji alanında lisans eğitimine %100 İngilizce olarak devam eden yazar, klinik psikoloji ve psikososyal araştırmalara ilgi duymaktadır. Akademik çalışmalarını travma, dayanıklılık, göç ve dezavantajlı gruplarla psikososyal destek konularında sürdürmekte; TÜBİTAK destekli projelerde ve uluslararası araştırma ekiplerinde aktif rol almaktadır. Klinik gözlem deneyimini hastane ve yurt dışı stajlarıyla pekiştiren yazar, yazılarında bilimsel bilgiyi insani ve kültürel bağlamla buluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar